Efendisine yaranmak için kendi halkına "pislik" diyen Nobel memuru Orhan Pamuk, Batı'nın Epstein adasındaki pedofili ve vahşet çukurunu aklamak için kendi memleketinin insanına Ortadoğu üzerinden aşağılamalarda bulundu.
Efendisine yaranmak için kendi halkına "pislik" diyen Nobel memuru Orhan Pamuk, Batı'nın Epstein adasındaki pedofili ve vahşet çukurunu aklamak için kendi memleketinin insanına Ortadoğu üzerinden aşağılamalarda bulundu.
Batılıların kendilerine yarananlara sunduğu Nobel’in sahibi bu gönüllü köle, vazifesi olarak sömürgeci efendilerinin günahlarını aklamak için yine kendi toprağına kusmayı seçti.
Dünya, Batı'nın göbeğinde doğan bir fecaat olan Jeffrey Epstein’ın "pedofili adasından" yayılan irinle çalkalanırken; çocukların dişlerinin söküldüğü, bebeklerin vahşice katledildiği o Batı "elitlerinin" rezilliği ayyuka çıkmışken, Batı'nın gönüllü kölesi Orhan Pamuk yine sahneye sürüldü. T24'e verdiği röportajda sönük ve ezik duruşuyla, Batı’nın küresel çöküşünü gizlemek için kendi memleketinin insanına iftira atmayı kendine vazife bildi.
Zihnen, fikren, ruhen köle
Hilal Kaplan'ın Sabah gazetesindeki yazısında tarif ettiği gibi Orhan Pamuk, Batı’daki skandalların Türkiye’dekilerin yanında hafif kaldığı hezeyanını savurarak tam bir "pro-max kölelik" sergiliyor. Epstein belgelerinde İngiliz kralları, Amerikan başkanları ve küresel sermaye baronları çocuk taciziyle anılırken; Pamuk, "Bizimki gibi ülkelerde feministler her zaman haklıdır, Batı'dakiler hafif kalır" diyerek hedef saptırıyor. Kendi coğrafyasını "pislik" merkezi olarak tanımlayıp Batı'nın sistematik lağımını aklayan bu tavır, efendisinin kapısında ayrıcalık dilenen bir ev kölesi refleksidir.
Dinamit lokumu Nobel
Pamuk’un bu tavizsiz Batı bekçiliği tesadüf değildir. Cemil Meriç’in yıllar önce yaptığı tespit gibi: Nobel bir takdir nişanı değil, bir medeniyetin içine bırakılmış parlak ambalajlı bir dinamit lokumudur. Dışarıdan hediye gibi sunulan bu ödül, içeriden zihni ve kültürü bombalayan bir araçtır. Yahudilerin sinemada Oscar’ı Holokost anlatılarıyla bir meşruiyet sopası olarak kullanması gibi; Nobel de kendi değerler ailesine sadakat gösterenlere, kendi toplumuna yabancılaşanlara dağıtılan bir "sadakat belgesidir."
Efendiye Yaranan Kölenin Tiksintisi
Frantz Fanon’un söylediği gibi; köle, efendisine yaranmak için önce efendinin dilini, sonra ahlakını, en sonunda da efendinin düşmanlarını benimser. Pamuk, “Bütün Ortadoğulu erkeklerin kafasındaki pislikler bende de var” derken aslında şunu demektedir: "Ben onlardanım ama onlardan tiksiniyorum, beni aranıza alın!" Malcolm X’in tarif ettiği o "ev kölesi", efendinin evi yandığında "bizim evimiz yandı" diye feryat ederken; Pamuk da Epstein ile tutuşan Batı’yı söndürmek için Anadolu'ya su yerine iftira taşıyor.
Baran Dergisi