Başkan Recep Tayyip Erdoğan, dünü ve bugünü!
Araştırmacı gazeteci yazar Vehbi Korkutata, "Başkan Recep Tayyip Erdoğan, dünü ve bugünü!" başlıklı yazısında önemli ifadeler kullandı.
Araştırmacı gazeteci yazar Vehbi Korkutata, Türkiye siyasi tarihinin çeyrek asrına damga vuran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili bir yazı kaleme aldı.
İşte Korkutata'nın "Başkan Recep Tayyip Erdoğan, dünü ve bugünü!" başlıklı o yazısı:
Ülkemiz yıllarca koalisyonlarla yönetiliyordu.. Türkiye adeta çöplüğe dönmüştü, sokaklardan pis kokulardan adeta vatandaş nefes alamıyordu. Daha sayamadığım zorlu süreçler sayılamayacak kadar çoğunluktaydı.
Hastanelere giden vatandaşlar sabahın köründe sıra alıp saatini bekliyorlardı. Daha neyi anlatayım, ülkemiz Başkan Erdoğan ile şahlandı ve bütün olumsuzluklar geride kaldı.
Peki sorarım sizlere, aynı dönemin geri gelmesini istiyor musunuz? Ülkemiz hiç bir ülkede iyi karşılanmadı, ama şimdi öyle mi?
Aynı zamanda bu yıllar, genç bir idealist olarak memleket meseleleri ve toplumsal sorunlarla ilgilenen Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın aktif politikaya adım attığı dönem merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile siyasete 'merhaba' dedi...
1983 yılında kurulan Refah Partisi ile fiili siyasete dönen Başkan Erdoğan, 1984 yılında Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında ise Refah Partisi İstanbul İl Başkanı ve Refah Partisi MKYK üyesi oldu.
27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Başkan Recep Tayyip Erdoğan, siyasi yeteneği, ekip çalışmasına verdiği önem, insan kaynakları ve mali konulardaki başarılı yönetimiyle dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul’un kronikleşmiş sorunlarına doğru teşhis ve çözümler üretti..
İstanbul dünya devleri arasına girdi ve konuşulmaya başladı.
Belediye kaynaklarının doğru kullanımı ve yolsuzluğun önlenmesi amacıyla olağanüstü önlemler alan Başkan Erdoğan, 2 milyar dolar borçla devraldığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin borçlarını büyük ölçüde ödedi ve bu arada da 4 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi.
Böylece, Türkiye’nin belediyecilik tarihinde yeni bir çığır açan Başkan Erdoğan, bir yandan diğer belediyelere örnek olurken, bir yandan da halk nezdinde büyük bir güven kazandı.
Hakkındaki mahkeme kararı nedeniyle 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili adayı olamayan Başkan Erdoğan, yapılan yasal düzenlemeyle milletvekili adaylığının önündeki yasal engelin kalkması üzerine, 9 Mart 2003’te Siirt İli milletvekili yenileme seçimine katıldı. Bu seçimde oyların yüzde 85’ini alan Erdoğan, 22. Dönem Siirt Milletvekili olarak parlamentoya girmeyi başardı.
15 Mart 2003 tarihinde Başbakanlık görevini üstlenen Başkan Erdoğan, aydınlık ve sürekli kalkınan bir Türkiye idealiyle, hayati öneme sahip birçok reform paketini kısa süre içinde uygulamaya koydu.
Demokratikleşme, şeffaflaşma ve yolsuzlukların engellenmesi yolunda büyük mesafeler katetti.
Buna paralel olarak ülke ekonomisi ve toplum psikolojisini olumsuz yönde etkileyen ve yıllardır çözülemeyen enflasyon kontrol altına alındı, itibarını yeniden kazanan Türk Lirası’ndan 6 sıfır attırmayı da başardı.
Devletin borçlanma faiz oranları aşağı çekildi, kişi başına düşen millî gelirde büyük artış gerçekleştirildi. Ülke tarihinde daha önce görülmemiş hız ve sayıda baraj, konut, okul, yol, hastane ve enerji santrali hizmete girdi.
Bütün bu olumlu gelişmeler, bazı yabancı gözlemciler ve Batılı liderler tarafından "Sessiz Devrim" olarak adlandırıldığı açıklandı.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde ülke tarihinin dönüm noktası olarak nitelenen başarılı girişimlerine ek olarak, akılcı dış politikası ve yoğun ziyaret-temas trafiğiyle Kıbrıs sorununun kalıcı çözüme kavuşturulması ve dünyanın çeşitli ülkeleriyle verimli ilişkiler geliştirilmesi konularında önemli adımlar attı.
Tesis edilen istikrar ortamı iç dinamikleri harekete geçirirken, Türkiye’yi bir merkez ülke hâline getirdi.
Türkiye’nin ticaret hacmi ve siyasal gücü, yalnız içinde bulunduğu coğrafî bölgede değil, uluslararası alanda da hissedilir düzeyde arttı.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde yüzde 46,6 oy alarak büyük bir zafer kazanan AK Parti’nin Genel Başkanı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 60'cı Hükümeti’ni kurdu ve tekrar güvenoyu almayı başardı.
Başkan Erdoğan, 12 Haziran 2011 seçimlerinden de daha büyük bir zaferle çıktı ve yüzde 49,8 oy alarak 61'ci Hükümeti kurdu..
10 Ağustos 2014 Pazar günü, Türk siyasi tarihinde ilk kez doğrudan halkın oylarıyla ve ilk turda 12. Cumhurbaşkanı seçildi.
16 Nisan 2017 tarihindeki halk oylamasında kabul edilen Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının partili olabilmesinin önünün açılmasının ardından Başkan Erdoğan, 21 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleştirilen 3. Olağanüstü Büyük Kongrede, kurucusu olduğu AK Parti’nin Genel Başkanlığına yeniden seçildi.
24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 52.59 oy oranıyla yeniden Cumhurbaşkanı seçildi.
16 Nisan 2017’de kabul edilen Anayasa değişikliği ile hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak 9 Temmuz 2018 tarihinde yemin ederek görevine resmen başladı..
3 Haziran 2023 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yemin etmesinin ardından, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen törenle görevine başladı.
Başarıların devamını diliyorum, bu ülke senin zaferinle dünyaya açılan bir kapı ünvanına sahip oldu..
AK Parti'nin üçüncü döneminde, defalarca Başkan Erdoğan'a lütfen etrafını temizle, ama her ne hikmetse bir türlü etrafını temizleyemedi. Çünkü vatandaş olan bitenlerden haberdardır, bizden sadece duyurmaktır...
Bütün bu olumlu gelişmeler, bazı yabancı gözlemciler ve Batılı liderler tarafından "Sessiz Devrim" olarak adlandırıldığını açıklandı.
Size şunu söylemek istiyorum, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra gelecek adam var ya, bunlar Başkan Erdoğan'ı mumla arayacaklar. Her zaman da öyle oldu.
Merhum Turgut Özal'dan nefret ediyorlardı, Özal gitsin de ne olursa olsun diyorlardı.
Özal'dan sonra Merhum Necmettin Erbakan geldi ve Özal ne kadar iyiydi, Semra hanımla beraber balolara gidiyordu ve Özal batıya daha aşıktı, onu demeye başladılar.
Erbakan hocadan nefret etmeye başladılar. Erbakan hocadan sonra, Recep Tayyip Erdoğan geldi ve herkes Erbakan hocanın hayranı oldu.
Erbakan hoca, onların gözünde "Takunyalı cahil, yobaz köylü bir adamdı ve hayalperest köylü bir adamdı."
Ağır sanayi kuracakmış, savaş uçağı yapacakmış, milli teknoloji yapacakmış, Erbakan hoca ile dalga geçenler, daha sonra anma ve anlama geceleri düzenleyerek mikrofonlara konuşmaya başladılar.
Şuanda da Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ı konuşuyorlar, o gitsin de ne olursa olsun..
Gerçekten anlamakta zorlanıyorum, vallahi Erdoğan'ı mumla arayıp bulamayacaksınız. Bu ülkemiz için büyük bir nimettir. Eskiyi ne çabuk unuttunuz, gençleri demiyorum, eskiler iyi bilir, hastanelere sabah erken saatlerinde gidip kuyruğa giriyorlardı, ama şimdi; yatağından hastaneyi arayıp randevu alıyorlar, geriye dönüp bir bakın, ülkemiz nereden nereye gelmiş, neyse fazla söze gerek görmüyorum...
Şimdi diyeceksiniz, bu gazeteci ne kadar yalaka, kellem gitse hiç bir Allah'ın kuluna yalakalık yapmam, benim için doğruluk esastır..
Allah aşkına; Ülkemizdeki Necip insanlarımıza sormak için istiyorum, ülkemizi karanlık günlere itmeyin, vallahi pişman olacaksınız!