Ahmet Hakan’ın "Atatürk yaşasaydı sopayla kovalardı" dediği profesör Uğur Emek, Ahmet Davutoğlu’nun basın bülteni konumundaki Karar’da zehir zemberek bir yazı kaleme aldı. Geçtiğimiz günlerde CHP yandaşı Halk TV'ye çıkıp "Çanakkale Köprüsü’nü neden mi yapıyorlar? Çanakkale Zaferi’ni Atatürk’le anmayalım, köprüyle analım diye yapıyorlar. Proje bu” ifadelerini kullanan Emek, söz konusu sözleri sebebiyle kendisine yüklenen Hakan’ı yerden yere vurdu.
Ahmet Hakan’ın "Atatürk yaşasaydı sopayla kovalardı" dediği profesör Uğur Emek, Ahmet Davutoğlu’nun basın bülteni konumundaki Karar’da zehir zemberek bir yazı kaleme aldı. Geçtiğimiz günlerde CHP yandaşı Halk TV'ye çıkıp "Çanakkale Köprüsü’nü neden mi yapıyorlar? Çanakkale Zaferi’ni Atatürk’le anmayalım, köprüyle analım diye yapıyorlar. Proje bu” ifadelerini kullanan Emek, söz konusu sözleri sebebiyle kendisine yüklenen Hakan’ı yerden yere vurdu. İşte Emek’in, Ahmet Hakan için “rüzgâr gülü”, “ikile”, “asker kaçağı” gibi ağır sözler de içeren o yazısının ilgili bölümü:
"(...) Rüzgâr gülünün birisi hafta başında bir koroya katılmış ve türkü çığırmış.
(...) “En büyük hatamız zamanında bunu dövmemek oldu” dediler. Hatalarını tez zamanda düzelttiler ve “bunu” dövdüler.
“Kendisinin” yalancısıyım. “Geçirdiği bir trafik kazası sonucunda yaşadığı bir sağlık sorunu nedeniyle” askerlik yapamamış.
Değerli okur, anlaşılan bu “şahısın” yapamadığı askerlik hizmeti içine büyük dert olmuş.
Döndü, “kendisini” dövenlerin anlayışının askeri oldu.
Canlı yayında “faiz düştü, enflasyon da düştü” diyerek; “Dünyanın kıskandığı ekonomik modelin gayet iyi çalıştığını” söyledi. Söyledi gerçekten.
Enflasyon düştü mü? Hayır. Şahısta en ufak bir mahcubiyet var mı? Tabii ki hayır!
Canlı yayında “dövizle bir işin mi var” diyen siyasetçiye; hadi ülkenin 450 milyar dolarlık dış borcunu ve hatta KÖİ sözleşmelerinden kaynaklanan 160 milyar dolarlık borcu geçtik, “bastığımız gazetenin kâğıdını dövizle alıyorum” diyemedi “bu hazır asker” yahu. Diyemedi.
“Şahıs” askerliğini yaptığı ordudan bana yönelik saldırıyı görünce durumdan vazife çıkarmış.
Adımı açıkça yazarak ve resmimi basarak beni hedef göstermiş. Neymiş “Atatürk yaşasaymış beni sopayla kovalarmış.”
Kahraman “kendisini” teslim alan dayağın, bana da atılmasını talep ediyor.
“Kahraman” ben askerlik hizmetimi Türk Ordusunda tamamladım.
“Sen” anlamazsın ama yine de söyleyeyim. Daha da başka kimseye askerlik yapmam.
“Ticari” bekleme yapma, ikile hemen."