• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Atatürk’ün resmini bıçaklayan resim öğretmeni tutuklandı!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Atatürk’ün resmini bıçaklayan resim öğretmeni tutuklandı!

Balıkesir’in Edremit ilçesinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini ve Türk bayrağını bıçakladığı görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşan resim öğretmeni F.Ç. evine düzenlenen baskınla gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi. Balıkesir Valiliği öğretmeni görevden aldı.

Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü Edremit Güvenlik Büro Amirliği ekipleri tarafından sosyal medya platformları üzerinde yapılan sanal devriye sırasında, "BARYEK" kullanıcı adıyla Instagram’da yapılan bir paylaşımın suç unsuru içerdiği belirlendi.

Söz konusu paylaşımın, "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'a Muhalefet" ve "Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama" suçlarını oluşturabileceği kanaatine varılması üzerine, durum nöbetçi cumhuriyet savcısına bildirildi.


EVİNE BASKIN YAPILDI

Söz konusu paylaşımı yapan şahsın Edremit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 75. Yıl Ortaokulu'nda resim öğretmeni olarak görev yapan 48 yaşındaki F.Ç.'ye ait olduğu tespit edildi. F.Ç. isimli şahsın, paylaşımında Atatürk’e hakaret içerikli sözler sarf ettiği ve daha sonra Atatürk’ün fotoğrafını Türk bayrağının altına koyarak bıçak batırdığı görüldü.

F.Ç.’nin evine baskın yapan polis ekipleri tarafından evde yapılan aramalarda 1 adet cep telefonu ile 1 adet dizüstü bilgisayara incelenmek üzere el konuldu. Şahıs, polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.


GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILIP TUTUKLANDI

Balıkesir Valiliği tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, F.Ç. simli şahsın görevden uzaklaştırıldığı bildirilirken “Edremit ilçesindeki bir okulda görev yapan bir öğretmenin sosyal medyasında kutsal bayrağımıza, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret içeren kabul edilemez paylaşımlar yaptığı tespit edilmiştir. Edremit Kaymakamlığı tarafından hakkında derhal görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmış, ilgili şahıs Edremit Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltına alınmıştır" ifadelerine yer verildi.

Gözaltına alınan F.Ç., emniyet ve savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Molla kasım

Bence bir psikiyatriye götürülmesi lazım kafa yerinde değil bunun belkide hapishaneye girer üç öğün yemek yer bedavadan yaşarım diye düşünmüş olabilir

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

KANUN ZORUYLA SEVGİ OLUR MU? BU NASIL ADALET ALLAH AŞKINA! Bir resim bıçaklandı, bir öğretmenin hayatı karardı. Peki, adaletin terazisi bu kadar mı ağır olmalı? Balıkesir'in Edremit ilçesinde yaşanan bir olay, insanı ister istemez düşündürüyor. Bir resim öğretmeni, Mustafa Kemal Atatürk'ün resmini ve Türk bayrağını bıçakladığı görüntüleri sosyal medyada paylaştığı gerekçesiyle gözaltına alınmış, ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmiş. Üstelik hakkında görevden uzaklaştırma kararı da verilmiş. Haberi okuyunca kendi kendime sordum: Vah ülkem vah! Biz ne zaman bu hâle geldik? Bir insanın düşüncesine, öfkesine veya yanlış bir davranışına verilecek karşılık mutlaka cezaevi mi olmalıdır? Öncelikle şunu açıkça ifade edeyim. Türk bayrağı bu milletin ortak değeridir. Ona yapılan saygısızlığı doğru bulmam. Atatürk'ün resmini bıçaklamayı da tasvip etmiyorum. Ancak bir davranışı yanlış bulmak başka, o davranışa karşı uygulanan yaptırımın ölçüsünü sorgulamak bambaşka bir meseledir. Allah aşkına soruyorum: Bir resme bıçak saplamakla bir insana bıçak saplamak aynı şey midir? Bir kâğıt parçasına verilen zarar ile bir insanın hayatına, ailesine ve geleceğine verilen zarar aynı terazide mi tartılmalıdır? Elbette kanunlar vardır ve herkes kanunlara uymakla yükümlüdür. Fakat kanunların varlığı, onların uygulanışının eleştirilemeyeceği anlamına gelmez. Hukuk yalnızca cezalandırmak için değil, insanı korumak ve adaleti sağlamak için de vardır. Kanun zoruyla saygı gösterisi yaptırabilirsiniz ama insanların kalbine sevgi yerleştiremezsiniz. Bir insanı Atatürk'ü sevmeye zorlayabilir misiniz? Zorlayamazsınız! Bir insanın belirli bir tarihî şahsiyete hayranlık duymasını kanun maddeleriyle sağlayabilir misiniz? Sağlayamazsınız! Çünkü sevgi gönülden gelir. Saygı ise korkuyla değil, eğitimle, bilgiyle ve karşılıklı anlayışla güçlenir. Atatürk'ü seven sevsin, sevmeyen de sevmek zorunda bırakılmasın. Fakat herkes başkasının hakkına, ülkesinin hukukuna ve ortak değerlerine saygı göstermekle yükümlü olsun. Benim savunduğum düşünce budur. Bir başka mesele de bu öğretmenin mesleğidir. Yıllarca eğitim görmüş, emek vermiş, öğretmen olmuş bir insanın bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle tutuklanması ve görevinden uzaklaştırılması karşısında nasıl susabiliriz? Elbette öğretmenlik sorumluluk gerektiren bir meslektir. Öğretmenin davranışları hakkında inceleme yapılabilir. Ancak inceleme başka, suçun ve yaptırımın ölçüsünü tartışmadan bir insanın meslek hayatını bitirmeye kalkışmak başkadır. Görevden uzaklaştırmanın geçici bir tedbir mi, kalıcı bir yaptırım mı olduğu da açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu öğretmenin ailesi yok mudur? Bakmakla yükümlü olduğu insanlar yok mudur? Evine götüreceği ekmek, ödeyeceği faturalar, sürdürmek zorunda olduğu bir hayat yok mudur? Bir insanın davranışını eleştirirken onun da insan olduğunu unutursak, adalet duygusunu nasıl koruyacağız? Buradan mensubu olduğum siyasi hareketin yöneticilerine, AK Parti'ye ve özellikle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a seslenmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanım! Bu millet sizi yıllardır yalnızca hizmetleriniz için değil, haksızlıklarla mücadele edeceğinize duyduğu inançla da destekledi. Ben de bu inancı taşıyan insanlardan biriyim. Fakat insanın kendi desteklediği siyasi iktidara gerektiğinde seslenebilmesi, yanlış gördüğü uygulamalara itiraz edebilmesi gerekir. Allah aşkına, bu olayın hukuki ve idari yönleri yeniden değerlendirilsin. Bir öğretmenin tutuklu yargılanmasının gerçekten zorunlu olup olmadığı incelensin. Daha hafif tedbirlerle yürütülebilecek bir soruşturma için bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması doğru mudur? Yargıya talimat verilmesini istemiyorum. Tam tersine, yargının bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü ve ölçülülük ilkesini savunuyorum. Yetkili makamların da bu öğretmenin görevden uzaklaştırılması kararını hakkaniyetle yeniden değerlendirmesini istiyorum. Eğer görevine dönmesine hukuken engel oluşturan somut bir durum yoksa öğretmenimiz bir an önce öğrencilerine kavuşmalıdır. Bir de meseleyi şu açıdan düşünelim. Atatürk'ün hatırasını korumak adına verilen ağır cezalar, gerçekten Atatürk sevgisini artırıyor mu? Yoksa bazı insanların içinde korku, kırgınlık ve tepki mi oluşturuyor? Bir tarihî şahsiyetin değerini korumanın en doğru yolu, onu eleştirilemez hâle getirmek değildir. Tarihî şahsiyetler araştırılır, konuşulur, değerlendirilir ve gerektiğinde eleştirilir. Olgun toplumların özelliği de farklı düşünceler karşısında hukuk ve sağduyuyla hareket edebilmeleridir. Benim anlayışıma göre güçlü devlet, bir resme yöneltilen öfke karşısında ölçüsüz tepki veren devlet değildir. Güçlü devlet, yanlış yapanı hukuk içinde değerlendiren, ceza verirken de insan onurunu ve ölçülülüğü gözeten devlettir. Unutmayalım ki adalet yalnızca sevdiğimiz, bizim gibi düşünen insanlar için istenmez. Asıl adalet, düşüncelerine katılmadığımız insanların da haklarını savunabildiğimiz zaman anlam kazanır. Bugün bu öğretmenin başına geleni alkışlayanlar, yarın başka bir konuda kendileri haksızlığa uğradıklarını düşündüklerinde hangi adalete sığınacaklar? Ben bu öğretmenin yaptığı hareketi savunmuyorum. Ben bu öğretmenin insan olarak sahip olduğu hakları savunuyorum. Bir davranışı tasvip etmemek, o davranışı yapan insanın hayatının karartılmasına razı olmayı gerektirmez. Son sözüm şudur: Sayın Cumhurbaşkanım, AK Parti yöneticileri ve ilgili bütün yetkililer! Bu olayın üzerine hukuk ve vicdan ölçüleriyle gidilmesini istiyorum. Öğretmenimizin tutukluluğunun gerekliliği yeniden değerlendirilsin. Görevden uzaklaştırma kararı gözden geçirilsin. Hukuken mümkünse öğretmenimiz derhal görevine iade edilsin. Çünkü bizim ihtiyacımız olan şey, insanları korkutarak susturan bir anlayış değil, insanları adaletle devlete bağlayan bir hukuk düzenidir. Bir resim zarar gördü diye bir insanın geleceği de zarar görmek zorunda değildir. Ve unutmayalım: SEVGİ KANUNLA DEĞİL, GÖNÜLLE KAZANILIR. ADALET İSE ÖFKEYLE DEĞİL, VİCDANLA VE HUKUKLA SAĞLANIR.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23