• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Atatürk’ün resmini bıçaklayan öğretmen tutuklandı!

Balıkesir’in Edremit ilçesinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini ve Türk bayrağını bıçakladığı görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşan resim öğretmeni F.Ç. evine düzenlenen baskınla gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi. Balıkesir Valiliği öğretmeni görevden aldı.

8 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Vay vay

Yarin cumhuriyet bayramı, 10 gün sonra Atatürkü anma günü... Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine düşman olanlar ortaya çıkmaya başlar zaten..
  • 1 Saat Önce

bunu yapana baksanıza

ne diyelim tek kelime NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE KANI BOZUKLARA İNAT
  • 1 Saat Önce

Akıl fukarasına

Bir öğretmenin Atatürk'ün resmini bıçaklamasını tasvip etmek zorunda değiliz. Yanlışsa yanlış deriz, hukuka aykırıysa gereğini hukuk yapar. Ancak bir insanın yaptığı hareketten dolayı onun kanına, soyuna ve nesebine dil uzatmak hangi ahlâka, hangi insanlığa sığar? Sen Atatürk'ü seviyorsun diye herkes sevmek zorunda mı? Bir insanı sevmemek başka, ona ait bir resme zarar vermek başka, bir insanın soyuna hakaret etmek ise bambaşka bir meseledir. Üstelik dilinden düşürmediğin "Ne mutlu Türküm diyene" sözündeki "diyene" ifadesini bile anlamamışsın. İnsanları kanına ve soyuna göre aşağılayarak Türklüğe hizmet ettiğini mi sanıyorsun? İnsanın kanı bozuk olmaz, ahlâkı bozuk olur. Ahlâkın ölçüsü de bir insanın Atatürk'ü sevip sevmemesi değil; adaleti, vicdanı, edebi ve başkalarına gösterdiği saygıdır. Atatürk'ü savunmak istiyorsan önce insanlara hakaret etmeden konuşmayı öğren. Çünkü bir fikri savunmanın yolu, o fikre katılmayanların soyuna sövmek değildir. Unutma, insanın asaleti damarındaki kanda değil, dilindeki edepte ve vicdanındaki adalette belli olur.

Ramazan

Millet tırlattı...Normal biri başına gelecekleri bile bile bu saçmalığı yapmaz...
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

KANUN ZORUYLA SEVGİ OLUR MU? BU NASIL ADALET ALLAH AŞKINA! Bir resim bıçaklandı, bir öğretmenin hayatı karardı. Peki, adaletin terazisi bu kadar mı ağır olmalı? Balıkesir'in Edremit ilçesinde yaşanan bir olay, insanı ister istemez düşündürüyor. Bir resim öğretmeni, Mustafa Kemal Atatürk'ün resmini ve Türk bayrağını bıçakladığı görüntüleri sosyal medyada paylaştığı gerekçesiyle gözaltına alınmış, ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmiş. Üstelik hakkında görevden uzaklaştırma kararı da verilmiş. Haberi okuyunca kendi kendime sordum: Vah ülkem vah! Biz ne zaman bu hâle geldik? Bir insanın düşüncesine, öfkesine veya yanlış bir davranışına verilecek karşılık mutlaka cezaevi mi olmalıdır? Öncelikle şunu açıkça ifade edeyim. Türk bayrağı bu milletin ortak değeridir. Ona yapılan saygısızlığı doğru bulmam. Atatürk'ün resmini bıçaklamayı da tasvip etmiyorum. Ancak bir davranışı yanlış bulmak başka, o davranışa karşı uygulanan yaptırımın ölçüsünü sorgulamak bambaşka bir meseledir. Allah aşkına soruyorum: Bir resme bıçak saplamakla bir insana bıçak saplamak aynı şey midir? Bir kâğıt parçasına verilen zarar ile bir insanın hayatına, ailesine ve geleceğine verilen zarar aynı terazide mi tartılmalıdır? Elbette kanunlar vardır ve herkes kanunlara uymakla yükümlüdür. Fakat kanunların varlığı, onların uygulanışının eleştirilemeyeceği anlamına gelmez. Hukuk yalnızca cezalandırmak için değil, insanı korumak ve adaleti sağlamak için de vardır. Kanun zoruyla saygı gösterisi yaptırabilirsiniz ama insanların kalbine sevgi yerleştiremezsiniz. Bir insanı Atatürk'ü sevmeye zorlayabilir misiniz? Zorlayamazsınız! Bir insanın belirli bir tarihî şahsiyete hayranlık duymasını kanun maddeleriyle sağlayabilir misiniz? Sağlayamazsınız! Çünkü sevgi gönülden gelir. Saygı ise korkuyla değil, eğitimle, bilgiyle ve karşılıklı anlayışla güçlenir. Atatürk'ü seven sevsin, sevmeyen de sevmek zorunda bırakılmasın. Fakat herkes başkasının hakkına, ülkesinin hukukuna ve ortak değerlerine saygı göstermekle yükümlü olsun. Benim savunduğum düşünce budur. Bir başka mesele de bu öğretmenin mesleğidir. Yıllarca eğitim görmüş, emek vermiş, öğretmen olmuş bir insanın bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle tutuklanması ve görevinden uzaklaştırılması karşısında nasıl susabiliriz? Elbette öğretmenlik sorumluluk gerektiren bir meslektir. Öğretmenin davranışları hakkında inceleme yapılabilir. Ancak inceleme başka, suçun ve yaptırımın ölçüsünü tartışmadan bir insanın meslek hayatını bitirmeye kalkışmak başkadır. Görevden uzaklaştırmanın geçici bir tedbir mi, kalıcı bir yaptırım mı olduğu da açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu öğretmenin ailesi yok mudur? Bakmakla yükümlü olduğu insanlar yok mudur? Evine götüreceği ekmek, ödeyeceği faturalar, sürdürmek zorunda olduğu bir hayat yok mudur? Bir insanın davranışını eleştirirken onun da insan olduğunu unutursak, adalet duygusunu nasıl koruyacağız? Buradan mensubu olduğum siyasi hareketin yöneticilerine, AK Parti'ye ve özellikle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a seslenmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanım! Bu millet sizi yıllardır yalnızca hizmetleriniz için değil, haksızlıklarla mücadele edeceğinize duyduğu inançla da destekledi. Ben de bu inancı taşıyan insanlardan biriyim. Fakat insanın kendi desteklediği siyasi iktidara gerektiğinde seslenebilmesi, yanlış gördüğü uygulamalara itiraz edebilmesi gerekir. Allah aşkına, bu olayın hukuki ve idari yönleri yeniden değerlendirilsin. Bir öğretmenin tutuklu yargılanmasının gerçekten zorunlu olup olmadığı incelensin. Daha hafif tedbirlerle yürütülebilecek bir soruşturma için bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması doğru mudur? Yargıya talimat verilmesini istemiyorum. Tam tersine, yargının bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü ve ölçülülük ilkesini savunuyorum. Yetkili makamların da bu öğretmenin görevden uzaklaştırılması kararını hakkaniyetle yeniden değerlendirmesini istiyorum. Eğer görevine dönmesine hukuken engel oluşturan somut bir durum yoksa öğretmenimiz bir an önce öğrencilerine kavuşmalıdır. Bir de meseleyi şu açıdan düşünelim. Atatürk'ün hatırasını korumak adına verilen ağır cezalar, gerçekten Atatürk sevgisini artırıyor mu? Yoksa bazı insanların içinde korku, kırgınlık ve tepki mi oluşturuyor? Bir tarihî şahsiyetin değerini korumanın en doğru yolu, onu eleştirilemez hâle getirmek değildir. Tarihî şahsiyetler araştırılır, konuşulur, değerlendirilir ve gerektiğinde eleştirilir. Olgun toplumların özelliği de farklı düşünceler karşısında hukuk ve sağduyuyla hareket edebilmeleridir. Benim anlayışıma göre güçlü devlet, bir resme yöneltilen öfke karşısında ölçüsüz tepki veren devlet değildir. Güçlü devlet, yanlış yapanı hukuk içinde değerlendiren, ceza verirken de insan onurunu ve ölçülülüğü gözeten devlettir. Unutmayalım ki adalet yalnızca sevdiğimiz, bizim gibi düşünen insanlar için istenmez. Asıl adalet, düşüncelerine katılmadığımız insanların da haklarını savunabildiğimiz zaman anlam kazanır. Bugün bu öğretmenin başına geleni alkışlayanlar, yarın başka bir konuda kendileri haksızlığa uğradıklarını düşündüklerinde hangi adalete sığınacaklar? Ben bu öğretmenin yaptığı hareketi savunmuyorum. Ben bu öğretmenin insan olarak sahip olduğu hakları savunuyorum. Bir davranışı tasvip etmemek, o davranışı yapan insanın hayatının karartılmasına razı olmayı gerektirmez. Son sözüm şudur: Sayın Cumhurbaşkanım, AK Parti yöneticileri ve ilgili bütün yetkililer! Bu olayın üzerine hukuk ve vicdan ölçüleriyle gidilmesini istiyorum. Öğretmenimizin tutukluluğunun gerekliliği yeniden değerlendirilsin. Görevden uzaklaştırma kararı gözden geçirilsin. Hukuken mümkünse öğretmenimiz derhal görevine iade edilsin. Çünkü bizim ihtiyacımız olan şey, insanları korkutarak susturan bir anlayış değil, insanları adaletle devlete bağlayan bir hukuk düzenidir. Bir resim zarar gördü diye bir insanın geleceği de zarar görmek zorunda değildir. Ve unutmayalım: SEVGİ KANUNLA DEĞİL, GÖNÜLLE KAZANILIR. ADALET İSE ÖFKEYLE DEĞİL, VİCDANLA VE HUKUKLA SAĞLANIR.
  • 2 Saat Önce

Molla kasım

Bence bir psikiyatriye götürülmesi lazım kafa yerinde değil bunun belkide hapishaneye girer üç öğün yemek yer bedavadan yaşarım diye düşünmüş olabilir
  • 2 Saat Önce

Ülke Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı kaynıyor..

Sanki ilk defa oluyormuş da..

Mantık fukara olunca

Mantık fukara olunca akıl da böyle cüce kalır, dil ise cehaletin borazanlığını yapmaktan öteye geçemez. Ortada toplumsal cinnetin, ruhsal bir çöküşün ve kutsallara saldırının vahameti dururken; meseleyi "hapishanede üç öğün bedava yemek" sığlığına indirgemek tam anlamıyla bir idrak fukaralığıdır. Büyük meseleleri küçük akıllarla tartmaya kalkanlar, sadece kendi cehaletlerini ukalaca ifrazat haline getirirler. Zihniyet bu kadar sefil olunca, analiz de ancak bu kadar sefil olur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23