• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Atatürk Üniversitesi'ndeki aile sempozyumunda 14 maddelik sonuç bildirgesi açıklandı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Atatürk Üniversitesi'ndeki aile sempozyumunda 14 maddelik sonuç bildirgesi açıklandı

Atatürk Üniversitesi'nde düzenlenen aile sempozyumunun 14 maddelik sonuç bildirgesi Erzurum'da açıklandı; evlilik desteği ve 'Aile Enstitüleri' önerildi.

Atatürk Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen 'Modern Saldırılar Karşısında Aile ve Neslin Korunması' uluslararası sempozyumunun 14 maddelik sonuç bildirgesi, 25 Ekim'de üniversitenin Mavi Salonu'nda açıklandı. Çok sayıda davetlinin katıldığı toplantıda bildirgeyi İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu okudu.

Sempozyumu İstanbul merkezli İslam Alimleri Vakfı ile Katar merkezli Dünya Müslüman Alimler Birliği ortaklaşa düzenledi; ev sahipliğini Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi üstlendi. 23 Ekim'de başlayan sempozyumda Türkiye başta olmak üzere Katar, Mısır, Filistin, Cezayir, Suriye, Fas, Pakistan ve İngiltere'den bilim insanları 7 oturumda bir araya geldi.

Hacımüftüoğlu, aile kurumu ve neslin günümüzde karşı karşıya bulunduğu çok yönlü tehditlerin ilmi, sosyal, kültürel, ahlaki ve hukuki boyutlarıyla ele alındığını bildirdi. Sempozyumda görüşülen konuları sıralayan Hacımüftüoğlu, "toplumun temel kurumu olan ailenin korunması ve güçlendirilmesi, neslin muhafazası, çocuk ve gençlerin karşı karşıya bulunduğu yeni tehditler" ifadelerini kullandı. Dijitalleşme ile küresel ve kültürel dönüşümlerin aile yapısına etkilerinin, ahlaki ve toplumsal değerlerde meydana gelen değişimlerin ve aile ile neslin korunmasında devletin, eğitim kurumlarının, sivil toplumun ve toplumun diğer kesimlerinin sorumluluklarının da ele alındığını belirtti.

Bildirgede evlilik desteği ve dijital okuryazarlık eğitimi istendi

Bildirgede ailenin; bireyin gelişiminin, toplumsal dayanışmanın ve nesiller arası değer aktarımının temeli olduğu vurgulandı. Nüfus yenilenme hızının kritik eşiğin altına düşmesinin ülkenin geleceği açısından önemli bir sorun olduğu belirtilerek evliliği, ebeveynliği ve neslin devamını teşvik eden, manevi değerleri de gözeten bütüncül kamu politikalarının hayata geçirilmesi istendi.

Gençlerin evlilik öncesinde ve sonrasında desteklenmesi gerektiği kaydedilen metinde, ekonomik ve sosyal zorlukların evliliğin önünde engel olmaktan çıkarılması çağrısı yapıldı. Eş adaylarına ve evli çiftlere yönelik yapılandırılmış aile eğitimleriyle eş olma ve ebeveynlik bilincinin güçlendirilmesi önerildi.

Ekran bağımlılığının ve zararlı içeriklerin aile içi iletişimi ve nesiller arası bağları olumsuz etkilediği belirtilen bildirgede, ebeveynlere sistemli dijital okuryazarlık eğitimi verilmesi ve kültürel değerlere uygun alternatif dijital içeriklerin üretilerek kullanıma sunulması istendi.

Çocuklarla iletişimde yargılayıcı, sert ve buyurgan bir yaklaşım yerine şefkat, empati ve karşılıklı anlayışın esas alınması gerektiği ifade edildi. Gençlerin inanç ve değer dünyalarının yalnızca yasaklarla değil, ikna edici ve kapsayıcı yöntemlerle desteklenmesi gerektiği kaydedildi.

12 yıllık zorunlu eğitimin evliliği geciktirdiği savunuldu

Mevcut 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasının gençlerin meslek sahibi olmasını ve evlilik süreçlerini geciktirdiği savunulan bildirgede, gençlerin hayata daha erken atılmalarını destekleyecek yeni bir eğitim düzeni oluşturulması önerildi.

Aile içi anlaşmazlıklarda boşanmanın son çare olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilen metinde, aileyi korumaya yönelik yasal düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi istendi. Eşler arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne katkı sağlamak amacıyla 'aile arabuluculuğu' ve 'aile hakemliği' mekanizmalarının hukuki ve işlevsel bir zemine kavuşturulması çağrısı yapıldı.

Aile ve neslin korunmasına yönelik disiplinler arası bilimsel çalışmaların hızlandırılması gerektiği vurgulanan bildirgede, üniversiteler bünyesinde müstakil 'Aile Enstitüleri' kurulması önerildi. Türkiye'de 2025 yılının 'Aile Yılı', 2026-2035 döneminin ise 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' ilan edilmesinin aileyi güçlendirmek açısından önemli bir fırsat olduğu belirtilerek kamu kurumlarının eş güdüm ve ortak akıl doğrultusunda hareket etmesi gerektiği ifade edildi.

Savaş ve zulüm altındaki aileler için uluslararası topluma çağrı

Bildirgenin son bölümünde, aileyi ve insan fıtratını korumanın yalnızca İslam dünyasının değil, tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğu vurgulandı. Aileyi ayakta tutan nikâh, mahremiyet, iffet, sadakat, anne-babalık ve evlat hakkı gibi kavramların Kur'an ve sünnet merkezli bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiği kaydedildi.

Filistin'de soykırım altındaki ailelerin yaşadığı acılara da dikkat çekilen bildirgede; savaş ve zulüm altındaki ailelerin hayatta kalması, çocukların korunması ve neslin devamının sağlanması için İslam dünyası ile uluslararası topluma somut adımlar atma çağrısında bulunuldu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23