ASAT Antalya'da su kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57'ye düşürdü, hedef yüzde 25
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya'da su kayıp-kaçak oranının yüzde 34,57'ye düştüğünü, hedefin yüzde 25 olduğunu Antalya Su Diyaloğu'nda açıkladı.
Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, kentteki su kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57'ye düşürdüklerini, hedefin ise yüzde 25 olduğunu açıkladı. Gülebay, son 6 yılda içme suyu altyapısına yaklaşık 27 milyar lira yatırım yapıldığını aktardı.
Açıklama, Antalya Ticaret Borsası'nın (ATB) 9-20 Kasım'da kentte düzenlenecek COP31 öncesinde başlattığı Antalya Su Diyaloğu toplantılarının ilkinde geldi. "Tarımda Su Yönetimi ve Turizmde Su Yönetimi" başlığıyla ATB toplantı salonunda yapılan toplantıya ASAT, Antalya Büyükşehir Belediyesi, il müdürlükleri ve Devlet Su İşleri temsilcileriyle akademisyenler ve tarım sektörü paydaşları katıldı.
ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya'yı Antalya yapan değerlerin başında gelen tarım, turizm, ticaret ve sanayinin ortak paydasının su olduğunu söyledi. "Antalya'nın geleceğini konuşacaksak, önce suyunu konuşmalıyız" diyen Çandır, iklim değişikliği, değişen yağış rejimi, artan kuraklık riski ve nüfus artışının su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti. Çandır, artık yalnızca "Ne kadar suyumuz var?" sorusunun yeterli olmadığını vurgulayarak, "Asıl sorumuz, sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli kullandığımız olmalı" diye konuştu.
Toplantıların sonunda ne yapılmalı, kim yapmalı, nasıl ve ne zaman yapılmalı, sonuçlar nasıl izlenmeli sorularına yanıt verecek bir Antalya Su Eylem Planı ortaya koymayı hedeflediklerini açıklayan Çandır, "Artık plan yapıp rafa kaldırma zamanı değil, eyleme geçme zamanıdır" dedi. Çandır, 23 Eylül'de gerçekleştirilecek Antalya Su Zirvesi'nde kentin ortak su iradesinin daha güçlü ve somut bir çerçeveye dönüştürüleceğini söyledi. COP31'in Antalya'da düzenlenmesini önemli bir fırsat olarak değerlendiren Çandır, "Antalya, yalnızca COP31'e ev sahipliği yapan değil; su sorunlarını ele almış, önceliklerini belirlemiş ve bu doğrultuda harekete geçmiş örnek bir kent olabilir" ifadesini kullandı.
Bazı kuyular 300 metreye kadar iniyor
Gülebay, Antalya'da içme suyunun büyük bölümünün derin sondaj kuyularından sağlandığını, bazı bölgelerde kuyuların 300 metreye kadar indiğini söyledi. Yeni kaynak arayışlarının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Gülebay, mevcut suyun verimli kullanılması gerektiğini dile getirdi. Gülebay ayrıca iklim değişikliğinin yağış rejimini bozduğunu, bir yılda yağması gereken yağışın kısa sürede gerçekleşebildiğini, betonlaşmanın da yağmur suyunun yeraltına ulaşmasını zorlaştırdığını anlattı.
Atıksu arıtma tesislerinden günde yaklaşık 750 bin metreküp suyun denize deşarj edildiğini aktaran Gülebay, arıtılmış suyun tarımda yeniden kullanılmasını önemli bir fırsat olarak nitelendirdi. Hurma Atıksu Arıtma Tesisi'nden çıkan suyun tarımda değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü, yağmur suyunun da baraj ve göletlerde biriktirilmesi gerektiğini söyledi. "Su çok kıymetli. Çocuklara bir şeyler bırakmak için el birliğiyle çalışmamız lazım" diyen Gülebay, toplantının sonuçlarının COP31'e ışık tutmasını diledi.
5 yıldızlı otellerde tüketim 500 litrenin üzerine çıkabiliyor
Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, Türkiye'de kişi başı günlük su tüketiminin yaklaşık 150 litre olduğunu, 5 yıldızlı otellerde ise bu miktarın 500 litrenin üzerine çıkabildiğini belirtti. Turizm, tarım ve sanayinin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını söyleyen Öntaş, suyun sınırsız bir kaynak olarak görülemeyeceğini, kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı: "Suyu korumak Antalya'yı korumaktır."
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu ise Manavgat yangını, Kumluca'daki sel ve Kepez'de yaşanan aşırı yağışların iklim değişikliğinin etkilerini daha görünür hale getirdiğini söyledi. Hacıoğlu, Büyükşehir Belediyesi olarak daha az su tüketen bitki ve ağaç türlerine yöneldiklerini aktardı.
Tuzluluk risk haritası çalışması başladı
Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, suyun miktarı kadar kalitesinin de önemli olduğunu, kentin karstik yapısı nedeniyle yüzeydeki faaliyetlerin yeraltı su kaynaklarını etkileyebildiğini söyledi. Kırkgöz kaynaklarının stratejik önemine dikkat çeken Irmak, teknik çalışmalar kapsamında yaklaşık 65 milyon metreküp suyun sistem içerisinde tutulabilme potansiyelinin bulunduğunu belirtti.
Demre, Kumluca, Finike ve Manavgat başta olmak üzere bazı bölgelerde tuzluluk baskısının arttığını kaydeden Irmak, Sulama Suyu Tuzluluk Risk Haritası oluşturma çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Irmak, sera çatılarından toplanan yağmur suyunun kuyu suyuyla harmanlanmasıyla sulama suyu kalitesinin yükseltilebileceğini, kentin doğal drenaj sistemi olan düdenlerin korunması ve yağmur suyunun düştüğü yerde toprağa sızdırılmasıyla "sünger kent" yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Toplantıda uzmanlar; Antalya'nın su potansiyeli ve arz güvenliği, meteorolojik kuraklık, sürdürülebilir peyzaj, yerel yönetimlerde su yönetimi, üreticinin su kullanımı, Korkuteli Sulaması'ndaki iyi uygulamalar, turizmde sürdürülebilirlik, su verimliliği ile gri suyun arıtılarak yeniden kullanımı konularında sunum yaptı. Katılımcılar arasında Devlet Su İşleri 13. Bölge Müdür Yardımcısı Oğuzhan Karabulut da yer aldı.
Antalya Su Diyaloğu, 16 Eylül'de "Kentsel Su Yönetimi" ve "Sanayi Sektörü Su Yönetimi" başlıklı ikinci toplantıyla devam edecek. Toplantılarda ortaya çıkan öneriler, Antalya Su Zirvesi'nde değerlendirilerek kentin su geleceğine yönelik ortak eylem çerçevesine dönüştürülecek.