• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Almanya'da merkezin çöküşü AK Parti MYK'sında! Zafer Sırakaya Avrupa'daki tehlikeli yükselişi raporladı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Almanya'da merkezin çöküşü AK Parti MYK'sında! Zafer Sırakaya Avrupa'daki tehlikeli yükselişi raporladı

AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan MYK'da Avrupa ve Almanya özelindeki siyasi gelişmelere ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Almanya eyalet seçimlerinde merkez partilerin tarihi bir erime yaşadığını belirten Sırakaya, aşırı sağ ve aşırı solun yükselişinin toplumsal ayrışmayı derinleştirdiğine dikkat çekti.

AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Almanya özelinde Avrupa genelinde aşırı sağ ve aşırı sol partilerin gelmiş olduğu konumla ilgili Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Merkez Yürütme Kurulu'nu (MYK) bilgilendirdiklerini belirtti.

Sırakaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleşen AK Parti MYK toplantısında yaptığı sunuma ilişkin bilgi verdi.

Almanya'da Saksonya-Anhalt, Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin'de gerçekleşen eyalet meclisi seçimlerine işaret eden Sırakaya, "Almanya özelinde Avrupa genelinde aşırı sağ ve aşırı sol partilerin gelmiş olduğu konumla ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Merkez Yürütme Kurulu'nu bilgilendirdik." diye konuştu.

Sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisinin Saksonya-Anhalt'ta oylarını yüzde 43,8'e yükselttiğine dikkati çeken Sırakaya, bunun 23 puanlık bir artışa tekabül ettiğini söyledi.

Almanya tarihinde ilk defa aşırı sağ bir partinin milletvekilinin eyalet meclis başkanlığına seçildiğinin altını çizen Sırakaya, "3 eyalette gerçekleşen seçimlerin tamamında oyunu artıran tek parti, aşırı sağ parti oldu. Diğer siyasi partilerin tamamı oy kaybetti." dedi.

Sırakaya, Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in Hristiyan Demokrat Birlik Partisinin (CDU) 1949 yılından beri ilk defa seçim barajını aşamadığını ve eyalet meclisine giremediğini de sözlerine ekledi.


 

- Müslüman toplumun tercihi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sırakaya, şunları kaydetti:

"Her üç eyalette yapılmış olan seçimlere baktığımız zaman aşırı sağ ve aşırı solun toplam oyunun yüzde 60'lara ulaştığını görüyorsunuz. Yani merkezin çöktüğü, aşırı sağ ve aşırı solun ise oy kazanmaya devam ettiği bir tablo var. Seçmen tercihlerine baktığımız zaman da orta yaş ve genç seçmenin tamamının aşırı sağ ve aşırı sola yöneldiği, 70 yaş üzerinin de merkez partilere oy verdiğini görüyorsunuz. Avrupa'nın genelinde Avrupa Birliği'nin düşüncesinden, kuruluş felsefesinden uzaklaşan bir yere doğru hızla ilerleyen bir süreç var. Bu süreçle ilgili ilgili olarak Merkez Yürütme Kurulu'nu bilgilendirdik."

Müslüman toplumun oy verme eğilimine de değindiklerini anlatan Sırakaya, Müslüman toplumunun yüzde 51 oranında sol partiyi tercih ettiğini belirtti.

Sırakaya, sol partilerin daha "göçmen dostu" bir siyaset izlemesi ve Gazze soykırımıyla ilgili İsrail'i eleştirel tavrı nedeniyle seçmen eğiliminin daha sol ağırlıklı olduğunu söyledi.

Müslüman toplumunun yüzde 4'ünün ise aşırı sağ partiye oy verdiğine dikkati çeken Sırakaya, Almanya için Alternatif (AfD) Partisinin cinsiyetsizleştirme konusundaki tavrı ve aile mefhumuna verdikleri önemin burada etkili olduğunu dile getirdi.

"Aşırı sağ ve aşırı sol partilerin güçlenmesi, merkezin zayıflaması toplumsal ayrışmayı daha ileri noktaya taşır." diyen Sırakaya, bunun hem oradaki Türk toplumu hem Müslüman toplumu hem de Alman toplumu açısından da ciddi bir tehlike olduğunun altını çizdi.


 

- İlk kez oy verenlerin tercihi

Sırakaya, MYK üyelerinin "Bu durum sadece Almanya'ya özel mi yoksa Avrupa genelindeki bir trendden mi bahsediyoruz?", "Müslüman toplumun siyasal tercihi neye göre şekilleniyor?" şeklinde sorular yönelttiğini aktardı.

Siyasal katılımın Saksonya-Anhalt'te yüzde 17, Berlin'de yüzde 11, Mecklenburg-Vorpommern'de yüzde 9 oranında arttığına işaret eden Sırakaya, ilk kez oy verenlerle geçmiş seçimlerde oy vermeyip bu seçimlerde oy verenlerin tamamına yakınının oyunu aşırı sağ ve aşırı solun aldığının altını çizdi.

- Siyasi Partiler Arasında Kıtalararası Diyalog toplantısı

Liderler diplomasisi, parlamenter diplomasi ve geleneksel diplomasiye değinen Sırakaya, dördüncü diplomasi kanalı olan siyasi partiler arası diplomasiyi yoğun şekilde işlemek istediklerini söyledi.

İlki Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) tarafından 6-9 Eylül'de Güney Kore'nin başkenti Seul'de gerçekleştirilen Siyasi Partiler Arasında Kıtalararası Diyalog (ICDPP) toplantısının ikincisini İstanbul'da gerçekleştireceklerini bildiren Sırakaya, "6 kıtadan yaklaşık 50 ülkeden 100'den fazla siyasi partiyi bir araya getireceğimiz, mart ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın da açılışını gerçekleştireceği bir toplantıyı tertip edeceğiz." bilgisini verdi.


 

- Yurt dışında yaşayan vatandaşlara ilişkin kanuni düzenlemeler

ABD'de gerçekleştirdiği ziyaretlere ilişkin de bilgi veren Sırakaya, Türk toplumu, Müslüman toplumu ve oradaki siyasilerle bir araya gelerek Türkiye'nin yaptığı çalışmaları paylaştıklarını bildirdi.

Sırakaya, bu konuyla ilgili olarak partisinin Merkez Yürütme Kurulu'nu bilgilendirdiğini aktardı.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarla ilgili bazı kanuni düzenlemelerin söz konusu olduğunu ifade eden Sırakaya, şöyle konuştu:

"Yurt dışında yaşayıp çifte vatandaş olan vatandaşlarımızın yaşamış oldukları ülkelerde askerlik görevini ifa etmeleri durumunda Türkiye'de askerlik görevinin yapılmış sayılmasıyla ilgili olarak bir kanuni süreç devam ediyor. Bu konuyla ilgili olarak Grup Başkanlığımızla görüştük. Bunun önümüzdeki süreç içerisinde yasallaşması yönündeki çalışmalarımızın devam ettiği konusunda Merkez Yürütme Kurulu'nu bilgilendirmiş olduk."


 

- Terörsüz Türkiye süreci

Yurt dışında yaşayan vatandaşların Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin ciddi bir iyimser hava içerisinde olduğunu anlatan Sırakaya, "Türkiye'de yüzde 70'lik bir kesimin bu süreci desteklediğini gözlemliyorum. Avrupa'daki havanın Türkiye'nin çok daha üstünde olduğunu gözlemliyorum." dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sırakaya, Fransa'daki öğrenci eylemleriyle ilgili süreci de dikkatle ve biraz da endişeyle takip ettiklerini söyledi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Evrim Teorisi Yanıldı: Utanç Duygusunun İlerici Yok Oluşu ve Siyasi Başarı İnsanlık tarihi, sürekli bir gelişim, modernleşme ve çağ atlama masalıdır. Ancak gerçek ilerleme, sanıldığı gibi sanayide, teknolojide ya da uzay çağında değildir. Asıl büyük devrim, insan ruhunun o köhne, ağırlık yapan ahlaki pratiklerinden arınması ve toplumsal reflekslerin tamamen "pragmatik" bir zemine oturmasıyla gerçekleşmiştir. Eskiden, yani o sıkıcı, gri ve henüz medeniyetin tam gelişmediği dönemlerde, solculuk veya herhangi bir siyasi fraksiyon fark etmeksizin "çalmak" ya da "rüşvet" gibi eylemler derin birer lojistik hata, dahası birer ayıp olarak kabul edilirdi. Fail, yakalandığında ya da itham edildiğinde trajik bir şekilde utanç duyar, toplum içine çıkamaz, köşesine çekilirdi. Bu durum, toplumsal evrimin ne kadar ilkel bir aşamasında olduğumuzun en net kanıtıydı; çünkü utanmak, modern dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu iki şeyi, yani zamanı ve enerjiyi boşa harcamaktan başka bir şey değildi. Bugün geldiğimiz noktada ise nihayet o vizyonsuz ahlak zincirlerini kırdığımızı gururla söyleyebiliriz. Utanç gibi arkaik duygular, modern siyaset sahnesinden tamamen tasfiye edilmiştir. Artık rüşvet, yolsuzluk ya da haksız kazanç gibi kavramlar birer "kara leke" değil; üstün birer finansal zeka, yüksek bir networking başarısı ve takdire şayan bir kriz yönetimi dehası olarak kayıtlara geçmektedir. Antika Bir Duygu Olarak Utanç: Eskilerin Lojistik Hataları Eski Türkiye’nin ya da eski dünyanın siyasi figürlerini hatırlayalım. Bir siyasetçinin adı ufacık bir usulsüzlüğe karıştığında istifa mekanizmaları devreye girer, basın toplantılarında yüzler kızarır, aile isimleri lekelenmesin diye kırk takla atılırdı. Solcular ise bu konuda adeta birer romantizm abidesiydi; hak, hukuk, adalet ve temiz siyaset gibi soyut kavramlarla karın doyurabileceklerine inanırlardı. Bir şey çalındığında ya da bir rüşvet çarkı döndüğünde, taraflar bunu yerin yedi kat dibinde, büyük bir gizlilikle ve vicdan azabıyla yapardı. Bu ilkel dönem, kapitalizmin ve modern siyasetin doğasına tamamen aykırıydı. Neyse ki insanlık, bu verimsiz evreyi hızla geride bıraktı. Utanma duygusunun yerini alan o muazzam "özgüven", siyasetin ve bürokrasinin çarklarını yağlayan en büyük inovasyon haline geldi. Artık kimse yaptığı işin ahlaki boyutuyla vakit kaybetmiyor; çünkü biliyoruz ki ahlak, sadece doğru düzgün bir iş bitirme becerisi (networking) geliştirememiş olanların sığındığı son kaledir. Rüşvetin Kurumsallaşması ve "İş Bitiricilik" CV Yetkinliği Bugün solun ve genel olarak siyasetin vardığı o muazzam "gelişmişlik" seviyesinde, rüşvet artık ilkel bir el altından para uzatma eylemi olmaktan çıkmıştır. O, artık modern ekonominin en dinamik katalizörüdür. Bir işin hızlı yürümesi, bürokratik engellerin aşılması ve çarkların dönmesi için ödenen bu "küçük primler", aslında serbest piyasa ekonomisinin en saf ve en organik halidir. Eskilerin gizli kapaklı yapmaya çalıştığı bu vizyoner hamleler, günümüzde o kadar şeffaf, o kadar özgüvenli ve profesyonel bir vizyonla yürütülüyor ki, süreci başarıyla tamamlayanlar neredeyse birer halk kahramanı olarak kürsülere çıkarılıyor. Eğer bir kişi, devletin veya belediyenin kasasından kendi network'üne bir hat çekebiliyor ve bunu yaparken de kameralara bakıp gülümseyebiliyorsa, bu bir ahlaki çöküş değil, aksine üstün bir adaptasyon yeteneğidir. Rüşvetle iş bitirmek, modern dünyada bir suç unsuru değil, aranılan bir CV yetkinliği, bir "problem çözme becerisi"dir. Bu beceriye sahip olanlar, toplumun önünde ceket iliklenen, alkışlanan ve başarı hikayeleri yazılan yeni nesil fenomenlerdir. Avrupa’nın Çöküşü ve Bizim Muazzam "İlerleme" Modelimiz AK Parti MYK’sında Almanya’daki merkezin çöküşü ve Avrupa’daki tehlikeli yükseliş raporları tam da bu yüzden masaya yatırılıyor. Batı dünyası, kendi yarattığı o modası geçmiş kurallar sarmalında boğuluyor. Hâlâ şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve temiz siyaset gibi antika kavramlarla vakit kaybediyorlar. Bir bakan küçük bir hediye aldı diye istifa ediyor, bir başbakan kendi parasını harcamadığı için yargılanıyor. Bu tam anlamıyla bir vizyonsuzluk, bir siyasi geriliktir. İşte tam bu noktada bizim yerli ve milli "gelişmişlik" modelimiz devreye giriyor. Biz ahlaki yüklerimizden, utanma duygumuzdan ve vicdan gibi ayak bağlarımızdan tamamen kurtularak muazzam bir çağ atladık. Solun da bu kervana bu kadar hızlı ve adapte bir şekilde katılması, ülkedeki entelektüel sermayenin ne kadar esnek olduğunu gösteriyor. Çalmaktan utanmayan, aksine bunu bir hak ve güç gösterisi olarak sunan, rüşveti bir uzlaşı kültürü haline getiren bu yeni nesil kahramanlar, modern toplumsal dönüşümün gerçek öncüleridir. Sonuç: Utanmak Sadece Geride Kalanların İşidir Eğer ilerleme denilen şey, eski tabuları yıkıp yerine en hızlı, en pratik ve en çok kazandıran yöntemi koymaksa; evet, bu topraklarda sol ve siyaset ahlakı tarihinin en parlak, en "gelişmiş" dönemini yaşamaktadır. Artık kimsenin yüzü kızarmıyor, kimsenin uykuları kaçmıyor. Şimdi arkamıza yaslanıp, bu deha dolu iş bitiricileri, bu cüretkar kahramanları ve rüşvet karşılığında dünyaları yerinden oynatan modern büyücüleri ayakta alkışlama zamanıdır. Ne de olsa bu yeni dünyada utanmak, sadece pastadan pay almayı beceremeyen, geride kalmış ve elenmiş azınlığın teselli ikramiyesidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23