Akar’dan Yunan iddialarına tokat gibi cevap!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Dublin’de düzenlenen parlamentolar arası konferansta Türkiye-Libya mutabakatı, Kıbrıs Barış Harekâtı ve Doğu Akdeniz’deki enerji projeleri üzerinden yöneltilen Yunan iddialarına cevap verdi.
SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL
Türkiye, uluslararası arenada barış ve diplomasi temelinde çözüm arayışlarını sürdürüyor. Bu kapsamda TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri milletvekili Dr. Hulusi Akar, İrlanda’nın Dublin kentinde Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) Parlamentolar Arası Konferansı’na katıldı. Türkiye’nin hak ve menfaatlerini uluslararası platformda savunan TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Yunan parlamenterlerin Türkiye-Libya mutabakatı, Kıbrıs Barış Harekâtı ve Doğu Akdeniz’deki enerji projelerine ilişkin iddialarına tek tek cevap verdi. Akar, Türkiye’nin egemenlik haklarının üçüncü ülkelerin siyasi değerlendirmeleriyle ortadan kaldırılamayacağını vurguladı. Gazetemiz Akit’in Meclis kaynaklarından edindiği bilgilere göre, TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Hulusi Akar’ın İrlanda’nın başkenti Dublin’de gerçekleştirilen Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) Parlamentolar Arası Konferansı’na katılımı, TBMM Başkanlığı’nın oluru ve haftalar öncesinden planlanan resmî program çerçevesinde gerçekleştirildi. Millî Savunma Komisyonu üyelerinden milletvekillerinin de yer aldığı heyetle konferansa katılan Akar, Türkiye’nin hak ve menfaatlerini uluslararası platformda gündeme taşıdı. Yunan parlamenterlerin Türkiye’ye yönelik suçlamalarına ve Kıbrıs üzerinden dile getirilen işgal iddialarına karşı Türkiye’nin tezlerini ortaya koyan Akar, üç önemli başlıkta dikkat çeken cevaplar verdi.
İKİ EGEMEN DEVLET ARASINDA İMZALANDI
Konferansta gündeme getirilen ilk başlık, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası oldu. Yunan parlamenterler, söz konusu anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu, başta Yunanistan ve Mısır olmak üzere üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve bu nedenle hukuken geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürdü. Bu iddialara karşılık veren Akar, Türkiye-Libya mutabakatının iki bağımsız ve egemen devlet arasında imzalandığını, yürürlüğe girdiğini ve Birleşmiş Milletler'e tescil ettirildiğini hatırlattı. Akar, üçüncü tarafların tek taraflı siyasi değerlendirmelerinin uluslararası hukuka dayanılarak iki egemen devlet arasında akdedilmiş bir anlaşmayı ve diğer meşru girişimleri geçersiz kılamayacağını vurguladı.
KIBRIS TÜRKÜNÜ KORUMAK İÇİN ADADAYIZ
Yunan parlamenterlerin Türkiye'ye yönelik bir diğer suçlaması ise 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı üzerinden geldi. Kıbrıs Barış Harekâtı'nı 'yasa dışı işgal' olarak nitelendiren ve KKTC'nin meşruiyetini hedef alan iddialara karşı Akar, tarihî ve hukuki bir kararı gündeme taşıdı. Dr. Akar, 1979 yılında Atina İstinaf Mahkemesi tarafından verilen 2658/79 sayılı karara dikkat çekti. Türkiye'nin Zürih ve Londra Anlaşmaları çerçevesinde garantör devlet sıfatıyla Kıbrıslı Türkleri korumak amacıyla gerçekleştirdiği müdahalenin hukuki dayanağı bulunduğuna ilişkin mahkeme kararını hatırlatan Akar, Yunan tarafının iddialarına kendi ülkesinin yargı makamlarından çıkan bu kararla karşılık verdi.
TÜRKİYE'NİN EGEMENLİĞİNE SAYGI GÖSTERMEK ZORUNDALAR
Konferansın gündemindeki bir diğer önemli konu ise Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında planlanan Great Sea Interconnector (GSI) adlı denizaltı elektrik bağlantı projesi oldu. Yunan parlamenterler, Türkiye'nin projeye itiraz ettiğini ve güzergâhın hayata geçirilmesini engellediğini öne sürdü. Dr. Hulusi Akar ise Türkiye'nin iş birliğine kapalı olmadığını belirterek, enerji projeleri ve bölgesel girişimlerde tüm tarafların Türkiye'nin egemenlik haklarına saygı göstermek zorunda olduğunu ifade etti. Türkiye'nin itirazının iş birliğine değil, egemenlik haklarının ve deniz yetki alanlarının göz ardı edilmesine yönelik olduğunu ortaya koydu.