Acaba yanlış mı anla(tıl)dık?
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Üzülerek ifade etmeli ki; bazen kasıtlı bazen de sehven kaynaklarımız din /devlet büyüklerimizin sözleri ve atasözlerimizin yanlış anlatılmaları neticesinde yanlış anlaşılmalar, anlam kayması ve maksat dışı kullanılmalar kaçınılmaz olmuştur.
Deneme
Bizler Müslüman Türk toplumu olarak ilme ve alime hürmetkar, hizmetkâr olan bir medeniyetin evlatlarıyız. Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.
Bizim için müspet ilim olduğu müddetçe, bütün ilimler ve alimler saygıya layık ve takdire şayandır. Asli kaynaklarımızın (Kur’an-Sünnet) yanında büyüklerimizin sözüne kelam-ı kibar, ecdadın sözlerine ise atasözü demiş, bu sözlerle kendimize yol tayin etmiş ve sırat-ı müstakimden ayrılmamaya çalışmışızdır. Üzülerek ifade etmeli ki; bazen kasıtlı bazen de sehven kaynaklarımız din /devlet büyüklerimizin sözleri ve atasözlerimizin yanlış anlatılmaları neticesinde yanlış anlaşılmalar, anlam kayması ve maksat dışı kullanılmalar kaçınılmaz olmuştur. Zararı ise, kadim bir medeniyetin iftiraya uğraması, zarar görmesi ve kültür erozyonu. Bu erozyonun altında ezilen Müslüman beyinler. Mesela; Halk arasında kullanılan ‘Hoca’nın dediğini yap, yaptığını yapma’ sözüdür. Aslına baktığımızda bu sözün dikkat-i calib bir karşılığı olduğunu görmekteyiz. Emeviler döneminde bir babanın çocuğunu bir alime talebe olmak maksadıyla göndermesi ve tembih ederken ‘evladım hocan büyük bir âlimdir, hocanın dediğini yap! Yani sana verdiği ödevleri vazifeleri yerine getir. Yaptığını yapmaya çalışma. Zira hocanın özel dersi, kitap çalışması, gece namazı gibi kendi gayretleri vardır. Bu açıdan hocanı örnek almaya çalışırsan ilimden usanır, bıkar belki de bırakırsın.’ Sözün asıl karşılığı budur. Bugünkü kullanım alanı ise, hocaların, din adamlarının söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmazmış gibi bir algı oluşturmak, hoca üzerinden dini lekelemek ve ilmi karalamak!
İkinci olarak; Kadim bir miras ve alim olan Nasreddin Hoca’nın söz ve davranışlarının anlamsız, karşılıksız, hikmetsiz ve sadece gülünesi bir şahsiyet olduğu gibi gösterilmesi.
Nasreddin Hoca’nın eşeğine ters binmesinden maksadı; kendisini takip eden ilim talebesi öğrencilerine saygılı olması, ilme hürmeten arkasını dönmemesidir. Hocanın sadece bu hareketi bile ne kadar kıymetli bir âlim olduğuna, ilme ve ilim talebesine verdiği değeri göstermeye yeter de artar bile!
Üçüncü olarak; “Hacıdan hocadan kork karanlık geceden” sözüdür! Bu söz aslı itibariyle ‘Korkma hacıdan hocadan, kork karanlık geceden’dir! Yani hacı, Beytullah’a misafir olmuş, gezmiş/görmüş aydın insan. Hoca ise, okumuş kendini bilen âlim kişi. Sözün aslında anlatılmak istenen mana ‘Hacı ve Hoca’ aydın ve güvenilir insanlar demektir! Karanlık geceden maksat ise; cahil ve görgüsüz insan anlamına gelir. Bu veciz söz tahribata uğramış, sanki hacılar ve hocalar güvensiz korkulası insanlar gibi anlatılmıştır.
Son olarak; “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” sözüdür. İlk bakışta söz gayet isabetli ve mesaj içerikli görünebilir. Ancak dikkatle bakıldığında bu sözün pek de masum olmadığı anlaşılacaktır! Yani bizim için Yusuf’ların beyanı mı esastır yoksa iştiyakına ve ihtirasına esir olmuş kadınların beyanı mı? Ayrıca “Bir fasık tarafından gelen haberin araştırılması ve peşin hükümcü olunmaması” İlahi emrini nereye koyacağız? Ve daha canına, kanına, genine kastedilen nice deyimler, kavramlar,veciz sözler...
İşte böyle dostlar, halimiz bu! Bizlere düşen görev; öksüz ve köksüz bir nesil olmamak için tarihimizi, kadim büyüklerimizi sağlam kaynaklardan okumak, onları duada zikredip şahs-i maneviyelerini ve miraslarını korumaktır! ‘Söz gümüşse sükût altındır. Sözü altın olanın sükûtu zillettir!’
> Salih KIRMIZI (Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN Külliyesi Camii İmam Hatibi)