Dünya ABD’nin yıllardır sürdürdüğü saldırganlığın dozunu artırmasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçerken başta AB olmak üzere birçok bölgede dengeler yeniden şekilleniyor. ASAM Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı Mehmet Uslu, küresel sistemin çok kutuplu bir yapıya evrildiğini belirterek NATO ve Avrupa Birliği’nin çözülme sürecine girdiğini savundu. Türkiye’nin Balkanlar’dan Ortadoğu’ya uzanan bölgesel sahiplenme stratejisi ve savunma sanayisindeki atılımlarıyla yeni dönemde kilit aktör konumuna yükseldiğini vurguladı.
SEBAHATTİN AYAN
Küresel siyasette kartlar yeniden karılıyor. Son dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nin artan müdahaleci ve sert dış politika adımları, başta Avrupa olmak üzere birçok bölgede dengeleri sarsarken; Avrupa Birliği ülkelerinin bu gelişmeler karşısında etkisiz ve dağınık bir görüntü vermesi dikkat çekiyor. Uzmanlara göre Washington’un baskın tutumu, uluslararası sistemde yeni güç merkezlerinin doğmasına zemin hazırlarken, dünya düzeni hızla çok kutuplu bir yapıya evriliyor. Bu dönüşüm, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan güvenlik ve iş birliği mimarisinin temel taşları olan NATO ve Avrupa Birliği’nin geleceğini de tartışmaya açmış durumda. Küresel güç dengelerinin değiştiği bu kritik eşikte, yeni uluslararası oluşumların hangi eksende şekilleneceği merak konusu olurken; Türkiye’nin izlediği bölgesel sahiplenme stratejisi ve artan savunma kapasitesi dikkat çekici bir alternatif model olarak öne çıkıyor.
ASAM Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı Mehmet Uslu da “AB ve NATO’nun Sonu mu Geliyor?” başlıklı yazısında, Batı merkezli güvenlik mimarisinin çözülme emareleri gösterdiğini savunarak Türkiye’nin Balkanlar’dan Ortadoğu’ya uzanan diplomasi ve güvenlik eksenli hamlelerinin yeni dönemin belirleyici unsurlarından biri haline geldiğini vurguladı. Uslu’ya göre çok kutuplu düzene geçiş sürecinde güç dengeleri yeniden şekillenirken, Türkiye sahada ve masada etkin rol üstlenen kilit aktör konumuna yükseliyor.
TÜRKİYE AMBARGOLARA RAĞMEN YÜKSELEN BİR DEĞER
Uslu’ya göre Türkiye, Balkanlar’da uyguladığı “Bölgesel Sahiplenme Stratejisi” ile geçmişte savaş ve istikrarsızlıkla anılan coğrafyada iletişim kanallarını açık tutarak sorunların büyümesini engelledi. Artan ticaret hacmi, üretim yatırımları ve eğitim, sağlık, turizm ile güvenlik alanındaki iş birliklerinin bölge ülkelerinin kalkınmasına katkı sunduğunu vurgulayan Uslu, Türkiye’nin ABD ve Rusya gibi küresel güçlerden farklı olarak “sömürü değil ihya” anlayışıyla hareket ettiğini kaydetti. Türkiye’nin savunma sanayisinde attığı yerli ve milli adımların da güvenlik stratejisinin temelini oluşturduğunu belirten Uslu, ambargolara rağmen geliştirilen yüksek teknolojili ürünlerin ülkenin caydırıcılığını artırdığını ifade etti. Siber güvenlikten yapay zekâya, kuantum bilişimden otonom sistemlere kadar uzanan yeni nesil teknolojilerin entegrasyonunun Türkiye’yi geleceğin muharebe sahasına hazırladığını dile getirdi.
ASKERİ TEMASLAR BÖLGE AÇISINDA ÖNEMLİ
Doğu ve güney hattında İran, Irak ve Suriye başta olmak üzere yürütülen diplomatik ve askeri temasların bölgesel istikrar açısından kritik olduğuna işaret eden Uslu, Türkiye’nin terörle mücadelede kararlı bir çizgi izlerken aynı zamanda ticaret ve turizm odaklı yeni iş birliği alanları oluşturduğunu söyledi. Bu sürecin bölge dışı aktörlerin “böl-parçala-yönet” stratejisini zayıflattığını öne sürdü. Uslu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis arasında gerçekleşen görüşmenin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilkeleri temelinde çözümden yana olduğunu kaydeden Uslu, Yunanistan’ın bazı adaları silahlandırmasının ise gerilimi artırdığını savundu.
NATO KURULUŞ AMACINDAN UZAKLAŞTI
Avrupa cephesinde ise dikkat çekici gelişmeler yaşandığını ifade eden Uslu, özellikle Fransa’nın öncülüğünde dillendirilen “AB ordusu” fikrinin mevcut güvenlik mimarisinde bir kırılmaya işaret ettiğini söyledi. Uslu, NATO’nun kuruluş amacından uzaklaştığını ve Avrupa Birliği içinde siyasi, askeri ve ekonomik görüş ayrılıklarının arttığını belirterek, Avrupa Birliği’nin Brexit süreciyle birlikte çözülme emareleri göstermeye başladığını dile getirdi.
BATI BÜYÜK BİR SINAVDAN GEÇİYOR
Türkiye’nin Afrika açılımının da Avrupa’daki eski sömürgeci dengeleri sarstığını kaydeden Uslu, bu durumun bazı Avrupa ülkelerini Ankara karşıtlığında bir araya getirdiğini iddia etti. Gazze’de yaşanan gelişmelere de değinen Uslu, Türkiye’nin bölgesel barış ve diyalog çağrılarını sürdürdüğünü ifade etti. Yazısında “NATO ve AB artık ciddi bir sınavdan geçiyor” değerlendirmesinde bulunan Mehmet Uslu, çok kutuplu dünya düzenine geçiş sürecinde Türkiye’nin diplomasi ve savunma kapasitesini birlikte kullanan stratejisiyle kilit aktör konumuna yükseldiğini savundu. Uslu, Türkiye’nin istikrarlı yükselişinin bölgesel ve küresel dengelerde belirleyici olmaya devam edeceğini belirtti.