• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

8 Ekim 2025: Niyazi Sayın (Neyzen, Ebru Sanatçısı ve Fotoğrafçı)

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
8 Ekim 2025: Niyazi Sayın (Neyzen, Ebru Sanatçısı ve Fotoğrafçı)

Onlar, yaşadıkları döneme maddi manevi anlamda damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, Ebru Sanatçısı ve Fotoğrafçı Niyazi Sayın'ı hayırla yâd ediyoruz.

1927’de Üsküdar’da doğdu. İlk ve ortaokulları Paşakapısı’nda, liseyi Haydarpaşa ve Beyoğlu’nda okudu. Cihan harbi nedeniyle tahsilini sürdüremedi. Küçük yaşlarından itibaren geliştirdiği musıki yeteneği nedeniyle, askerlik hizmetine başladığı eğitim alayında iken İstanbul Belediyesi Konservatuarı’na gönderildi.



1947’de tanıştığı Mustafa Düzgünman, hayatının akışını değiştiren kişi oldu. Onun vasıtasıyla tanıştığı Üsküdar Musıki Cemiyeti üyelerinden Neyzen Emin Bey’in etkisiyle neyzenliğe adım attı. 4 Mart 1948’de satın aldığı ney ile ilk meşklerini Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Abdülbaki Dede’nin oğlu Gavsi Baykara’dan aldı. Daha sonra Necmeddin Okyay tarafından Resim-Heykel Müzesi müdürü, ressam ve neyzen Halil Dikmen’e götürüldü.



21 Ocak 1949’da gördüğü ilk dersi müteakib 15 yıl boyunca her perşembe günü ondan ney ve ahlâk dersi aldı. Daha sonra bu derslere resim de eklendi. Bu esnada dini musikiyi öğrendiği Mustafa Düzgünman’dan ebru ve cild san‘atları ile fotoğrafçılığı ve tesbih koleksiyonculuğunu öğrendi. Altı ay kadar da Edirnekapı’da Galip Usta’dan tesbih imalini öğrendi.



Üsküdar Mûsikî Cemiyeti’ne devam eden Sayın, Neyzen Süleyman Erguner ile İstanbul Radyosu’nda icra ettiği saz eserleri ile Nevzat Atlığ’ın dikkatini çekince, 1954’ten itibaren İstanbul Radyosu’nun müzik yayınlarında vazife aldı. 1956’da Münir Nureddin Selçuk’un arzusu ile İstanbul Belediyesi Konservatuarı icra heyetine girdi. 1969’da kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuarı’nda öğretim görevlisi ve nefesli sazlar ana bilim dalı başkanı olarak görev aldı.



1980’de Seattle Üniversitesi’nin daveti üzerine bir yıl kadar Tanbûrî Necdet Yaşar ile birlikte Türk mûsikîsi eğitimi veren Niyazi Sayın, Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konserler verdi. Ebru sanatını da kişisel ve karma sergilerle devam ettirdi, fotoğraf, tesbihçilik, sedef kakmacılığı, tornacılık, balıkçılık, gülcülük, ağaç işleri ve kuşçulukla da ilgilendi. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nde 2014’te müzik alanında ödül alan Niyazi Sayın, 8 Ekim 2025’te hayatını kaybetti.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Medeniyetimizin Son Hezarfeni: Neyzenlerin Kutbu Niyazi Sayın’ın Ardından 8 Ekim 2025 tarihinde dar-ı bekaya irtihal eden, geleneksel Türk-İslam sanatlarının asırlık çınarı neyzen, ebru sanatçısı ve fotoğrafçı Niyazi Sayın, ardında yeri doldurulamaz bir manevi ve sanatsal miras bıraktı. Yaşadığı döneme hem maddi hem de manevi anlamda mührünü vurarak göçen bu çok yönlü hezarfen, sadece enstrümanına nefes üfleyen bir müzisyen değil, aynı zamanda İslam estetiğinin deruni ruhunu farklı disiplinlerde harmanlayan müstesna bir şahsiyetti. Gençlik yıllarından itibaren musikiye, hat sanatına, ebruya ve fotoğrafçılığa duyduğu derin bağlılık, onu sıradan bir zanaatçı olmanın ötesine taşıyarak kültür tarihimizde tek başına bir akademi, bir mektep haline getirdi. Üsküdar’da neşet eden ve ömrünü hakikatin estetiğini aramaya adayan bu büyük usta, medeniyetimizin köklü değerlerini modern çağın kuşatmasına karşı asaletle savunan bir kale gibi yaşadı. Kutb-i Nâyi olarak anılan büyük ustanın ney icrasında gerçekleştirdiği inkılap niteliğindeki yenilikler, adını musiki tarihimize altın harflerle kazıdı. Niyazi Sayın öncesinde, enstrümanın teknik eksiklikleri ve perde sınırlamaları sebebiyle ney ile kürdîlihicâzkâr, şedd-i arabân ve nihâvend gibi zorlu makamlarda hakkıyla taksim yapmak neredeyse imkansız kabul ediliyordu. Geliştirdiği 26'lı birim sistemi (kaydırma sistemi) ile neyin teknik ve fiziki sınırlarını genişleten Sayın, geleneği kendi köklerine sadık kalarak asrın ihtiyaçlarına göre ihya etti. Musikide vokal icranın kusursuzluğunu sazına aktarmayı gaye edinen usta, geleneksel tekke tavrını koruyarak, kısa seslerde, çarpmalarda ve geçişlerde uyguladığı kendine has yanak ve dudak vibratosuyla ney icrasına benzersiz bir derinlik ve adeta bir insan feryadı kattı. Onun ortaya koyduğu bu "Niyazi Sayın Tavrı", kendisinden sonra gelen talebeler ve icracılar için aşılması imkansız bir zirve ve bir hidayet pusulası oldu. Ancak onun sanatı yalnızca neyin nefesiyle mahdut kalmadı; suyun üzerine nakşettiği ebru renklerinde de aynı iman, sabır ve arayış kendisini gösterdi. Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman gibi mukaddes geleneğin muhafızı hocalardan meşk ettiği ebru sanatında, kadim kurallara bağlı kalarak yepyeni pencereler açtı. Ebru teknesinde geleneksel kitre malzemesinin yanı sıra sahlep ve deniz kadayıfı gibi yerli ve doğal kıvam artırıcıları deneyen Sayın, guaj boyayı bu sanatta ilk kullanan isimlerden biri olarak tarihe geçti. Kırçıllı ve taraklı ebrularda sıra dışı tonlamalar yakaladı, Batı'da gördüğü kaplan gözü tekniğini kendi teknesinde yerli bir ruhla yeniden yorumlayarak Türkiye'ye taşıdı. Serigrafi yöntemiyle hat yazılarını ebru yüzeyine aktararak iki mukaddes sanatı bir araya getiren usta, estetik anlayışını yine hocası Düzgünman'dan tevarüs ettiği fotoğrafçılıkla taçlandırdı. Vizöründen dünyaya bakarken de bir ney taksimindeki edebi vakar ile ebru teknesindeki kompozisyon disiplinini asla elden bırakmadı; Allah'ın kainata nakşettiği ışığı ve gölgeyi tıpkı bir musiki eseri gibi hürmetle işledi. Bugün Niyazi Sayın’ı hayırla ve dualarla yâd ederken, onun sadece geride bıraktığı eserleri değil, yetiştirdiği yüzlerce talebeye aktardığı kadim İslam ahlakını, edep ve erdemi de saygıyla anıyoruz. Kültürümüzün köklerinden beslenip göğe dallar uzatan muhteşem bir çınar gibi, ömrünü rıza-i ilahi doğrultusunda güzelliği aramaya ve onu insanlıkla paylaşmaya adadı. Dünyadan sessizce, asil bir duruşla ve dervişane bir tevazuyla geçen bu büyük usta, kültür sanat hafızamızda her zaman neyinin dokunaklı sesi, ebrusunun göz alıcı renkleri ve siyah beyaz fotoğraflarının asil sadeliğiyle yaşamaya devam edecek. Cenab-ı Hak'tan taksiratını hasenata tebdil etmesini niyaz ediyoruz. Mekanı cennet, makamı âli, ruhu şad olsun.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23