5 Haziran 2025: Günün Âyet ve Hadisi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Sizler için hazırladığımız 'Günün Âyet ve Hadisi' ile 'Günün 'Sözü', 'Günün Fotoğrafını' ve 'Kıssadan Hisse'yi istifadelerinize sunuyoruz... (5 Haziran 2025)
VAHYİN DİLİNDEN![]()
Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla
(٣٦) وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِ لَكُمْ فٖيهَا خَيْرٌࣗ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا صَوَٓافَّۚ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِـعَ وَالْمُعْتَرَّؕ كَذٰلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
(36) Biz o büyükbaş hayvanları da Allah’ın size nişânelerinden kıldık; sizin için onlarda nice yararlar vardır.
Onlar (kesim için) sıraya dizildiklerinde üzerlerine Allah’ın adını anın, cansız halde yere serildiklerinde ise onlardan hem kendiniz yiyin hem de ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyen yoksulları doyurun.
İşte onları şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.
(Hac Suresi ) (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)
TEFSİRİ:
36. âyette geçen büdn kelimesi Arap dilinde “iri yapılı” anlamına gelir. Bu sebeple kelime özellikle “develer” anlamında kullanılır. Sığır cinsini de kapsar biçimde kullanıldığı genellikle kabul edildiği (bk. Taberî, XVII, 162-163; Râzî, XXIII, 35) ve bağlama daha uygun düştüğü için meâlinde kelime “büyükbaş hayvanlar” şeklinde çevrilmiştir.
Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri
ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallelahu Aleyhi ve Sellem)
“Allah her şeyi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir. Öldürdüğünüzde bile en güzel tarzda öldürünüz! Kestiğiniz zaman da kesmeyi en iyi şekilde yapınız!
Her biriniz bıçağını bilesin ve hayvanını rahatlatsın!”
Kaynak: Müslim, Sayd, 57; Tirmizî, Diyât, 14/1409; Ebû Dâvud, Edâhî, 11-12/2815
GÜNÜN FOTOĞRAFI:
KISSADAN HİSSE:
Sultan III. Mustafa, bir Ramazan’da Şeyhülislâm Mehmed Emin Efendi’nin konağına iftara gitmişti. Söz esnasında;
“–Mehmed Emin Efendi! Arada size gelmek isterim, fakat konağınız pek uzak yerde!” dedi.
Mehmed Emin Efendi de, nezâket ve tevâzû içinde üstü kapalı bir îzahta bulundu:
“–Sultânım! Sayenizde yakın yerlerde bir ev tedâriki mümkündür, lâkin gördüğünüz gibi şu civar hânelerin hiçbirinde mutfak yoktur.”
Bu ince açıklama, hayli kapalı olduğundan dolayı Padişah, şaşkınlıkla sordu:
“–Acayip, bu evlerde yemek pişirmezler mi?”
Bunun üzerine Mehmed Emin Efendi; mahcûbiyet ve mahviyet içinde, Sultân’a; gönül dünyasının hassâsiyetini yansıtan şu cevabı verdi:
“–Sultânım! Cümlesinin sabah ve akşam yemekleri zarûreten âcizâne fakirhâneden gider. Onun için buradan ayrılmak istemem.” (Süheyl ÜNVER, Bir Ramazan Bin Bir İstanbul, s. 64)
Bu kıssada güzel hisseler vardır:
Maalesef kapitalizmin tesiri altında yaşanan devrimizde; şehirler, iktisâdî duruma göre semt semt bölünmüş durumdadır.
Kimisi gecekondu mahallelerinde, kimisi konforlu sitelerde, kimisi husûsî müstakil evlerde oturuyor. Herkes kendi muhitinde olunca, mâtemlere şâhitlik edemez. Sıkıntıları ve mahrumiyetleri göremez. Herkesi kendi gibi zanneder. Bu hikmetle Ramazân-ı şerif, mü’mini aç bırakarak ona açın hâlini anlatır.
Kıssada, Şeyhülislâm Efendi, fukarâ muhitinde oturmakta ve oradan ayrılmak istememektedir. İmkân sahipleri, zaman zaman mâtemlerin civarında dolaşmalıdır.
Bir Hak dostu, zaman zaman şu üç yeri tefekkür ile dolaşmayı tavsiye etmiştir:
