• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

28 yıldır dinmeyen acı! Başbağlar hala ağlıyor

Yeniakit Publisher
2021-07-05 09:08:00 - 2021-07-05 11:38:09
28 yıldır dinmeyen acı! Başbağlar hala ağlıyor

Başbağlar’da katledilen 33 şehidi rahmet ve gözyaşıyla anıyoruz. Sivas’taki kirli provokasyonun rövanşı gibi gösterilen PKK katliamının hesabı, aradan geçen 28 yıla rağmen sorulmadı. Acının yıl dönümünde Akit’e konuşan mağdur yakınları ve hukukçular, adaletin birgün mutlaka tecelli edeceğine inandıklarını söyledi.

 Haber Merkezi 

33 sivilin şehid edildiği Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü’ndeki katliamının gerçek failleri bir türlü adalet önüne çıkartılamadı. Türkiye’deki kardeşlik ve huzur ortamını hedef alan teröristlerin düzenlediği kanlı tezgahı düzenleyenler, adeta bilinçli bir şekilde görünmez hale getirildi.

Akit 28 yıldır Başbağlar’ın ısrarlı takipçisi oldu

Akit, Başbağlar’da yaşanan karanlık provokasyonun ardından 33 kişinin şehit edilmesini hiçbir zaman gündemden düşürmedi. Başbağlar mazlumlarının feryadlarını gür bir şekilde aktaran gazetemiz, katliamın asıl sorumlularının yargı önüne çıkarılması için konunun takipçisi oldu.

Adalet tecelli edecektir 

Akit’e konuşan Başbağlar Köyü Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya, “Sivas’ı da hemen akabindeki Başbağlar’ı da aynı mahfiller gerçekleştirdi. Ülkemizi karıştırmak isteyenlerin kanlı bir provokasyonuydu. Biz bunu gördük. Oyunu bozduk. Adaletin ise er ya da geç mutlaka ama mutlaka tecelli edeceğine olan inancımız tam” dedi. Başbağlar davasının bir hukuk skandalı olduğunu belirten Dikkaya, şöyle devam etti: “Katliama katılan sanığın ifadesine rağmen, hiç kimse ceza almadı. 28 yıl önce yakalanıp bırakılanlar oldu. Yargılanan ve beraat eden sanıkların bir çoğu devletimize tazminat davası açtı ve tazminat aldılar. Olayla ilgili sadece 1 kişi örgüt üyeliğinden dolayı 14 yıl ceza aldı, bir kişi de örgüte yardım ve yataklık etmekten ceza aldı. O dönemde gerçek manada bir araştırma yapılmadı. Dava, tüm yönleriyle ele alınmalıdır. O karanlık süreç mutlaka adalet önünde yeniden görülmelidir.”

Yeniden yargılama elzemdir

Başbağlar katliamı mağdurlarının avukatlarından Cüneyt Toraman da, “Bu davanın üzeri bir şekilde örtüldü. Eğer ki Başbağlar katliamı detaylıca araştırılsaydı, Sivas’taki elim provokasyonu da kimin yaptığı anlaşılacaktı. Bunun önüne geçilmiş oldu. 33 candan bahsediyoruz. Bu dava mutlaka yeniden görülmelidir” dedi. Dava sonrası kimsenin ceza almadığını vurgulayan Toraman, “Bu davadan kimse ceza almadı. Hiçbir şey için geç değil. 33 kişinin vahşice katledilmesinden bahsediyoruz. Adalet Bakanlığı bu olaya el atmalı ve yeniden yargılama yolunu açmalıdır” şeklinde konuştu.

Kardeşlik ortamı hedef alındı

Hukukçu Ferhat Çakır ise şunları dile getirdi: “Başbağlar katliamı da Sivas katliamı da aynı karanlık odakların işi. Yeniden yargılama bunu ortaya çıkartacaktır. 90’lı yıllarda hukuk skandalları çok yaşandı. Anayasamıza ‘katliam ve benzeri davalarla ilgili zaman aşımının işlemeyeceğine dair bir hüküm getirildi. Eğer o uygulanırsa dava bütünüyle incelenir. Bu iki elim olayda da Türkiye’nin kardeşlik ortamı hedef alınmıştır. Esas failler ortaya çıkarılmalıdır.” Ülkemizdeki huzur ortamını bozulmasına müsaade edilmemesi gerektiğini kaydeden Çakır, “Her iki acı olayı da amasız ve fakatsız lanetleyebilmeliyiz. Birini sahiplenip, diğerini görmezden asla gelmemeliyiz” dedi.

Cevap bekleyen sorular

Görevli ve yetkili Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görülmesi gereken dava niçin 1200 kilometre uzaktaki İzmir DGM’ye nakledildi?

Katliamı 100 kişilik terörist grubunun yaptığı mağdurlarca teyit edilmişken neden sadece 20 kişi gözaltına alındı?

Katliama karıştığı iddia edilenler niçin mağdur yakınlarıyla yüzleştirilmedi?

Teröristler el yazısıyla ‘Sivas’ın intikamı alındı’ yazısı bıraktığı halde, katliamın Sivas’la bağlantısı neden araştırılmadı?

Olay yeri incelemesi neden profesyonel ekipler yerine, bölgeye sevk edilen askerlere yaptırıldı? Delillerin karartılmasına neden müsaade edildi?

Olay yerinde bulunan mermi kovanlarına neden balistik inceleme yapılmadı?

Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde, 28 yıl önce 33 sivilin teröristlerce katledildiği ve terör örgütü PKK’nın en büyük sivil katliamlarından olan Başbağlar katliamının acısı dinmiyor. Kent merkezine 220 kilometre uzaklıktaki Başbağlar köyüne 5 Temmuz 1993 akşamı gelen PKK’lı teröristler, kadınları derede topladıktan sonra evleri yağmalayıp para, altın ve değerli eşyaları alarak tüm evleri ateşe verdi. Yapılan zulme karşı çıkan 5 kişiyi de evlerde ateşe vererek öldüren teröristler, akşam namazını kılıp camiden çıkan 28 erkeği de köy meydanında topladı. Bir süre örgüt propagandası yapan teröristler daha sonra bu kişileri de kurşuna dizdi. Olaydan sonra bölgede yapılan incelemede, yüzlerce boş kovan bulundu.

Hafızalarından silemiyorlar

Katliamın acısının ilk günkü gibi taze olduğu köyde, yaşayanlar, 28 yıl önce yaşadıklarını ve acılarını hafızalarından silemiyor. Köyde, şehit edilenler her yıl olayın yaşandığı tarihte törenle anılıyor. Özellikle yaz aylarında köylerine gelen vatandaşlar, şehitlikte dua ediyor. Katliamdan yaralı kurtulan Başbağlar köyünün muhtarı Ali Akarpınar, köyün bir gecede küle döndüğünü söyledi. Akşam namazı sırasında yaklaşık 80 ila 100 kişilik terörist grubunun köye geldiğini ifade eden Akarpınar, şöyle konuştu:

Altınlarını gasbedip diri diri yaktılar

“Terör grubu bizleri camiden alıp toplantı yapacaklarını söylediler. Bizi şu anda bulunduğumuz o mera alanına getirdiler. Diğer bir grup da tabii bizim haberimiz yok, evleri yakıp talan ediyorlar. Bayanları toplayıp ziynet eşyalarına varıncaya kadar almışlar. Takriben yarım saat süreyle örgüt propagandalarını yapmışlardı. Daha sonra üzerimize kurşun yağdırdılar. Bu gördüğünüz alanda 27 köylüm, yüzlerce mermiyle can verdi. 33 kişiden birini, köyün ortasında vurdular, 5 kişi de evlerinde diri diri yakılarak can verdi.”

Köydeki yangın 2 ay sönmedi

Akarpınar, katliamdan yaralı kurtulduğunu belirterek, hastanedeki tedavisi sonrası 2 ay sonra köyüne geri döndüğünü aktardı. Taburcu olup köye geldiğini anlatan Akarpınar, “İki ay tedavi gördüğüm hastaneden çıktıktan sonra 5 Eylül 1993’te köye geldim ve hâlâ yangın sönmemişti. Köy, dozerlerle dümdüz edilmişti. Evimizin içinde kalan eşyamızı da hiçbir şey de alamadık” ifadelerini kullandı.

Babamı, ağabeyimi kaybettim

Katliamda babasını, ağabeyini ve birçok yakınını kaybeden köylülerden Ali Akpınar ise gözyaşları içinde yaptığı konuşmada, acının halen içlerinde taze olduğunu dile getirdi. Olaya karışanların cezasını çekmesini istediklerini belirten Akpınar, “28 sene önce şehitlerimiz ahirete gittiler, bizler yaşıyoruz ama hep acı içinde yaşıyoruz. Onları hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız. Hep acı çekiyoruz, her sene... Hiç unutmuyoruz” dedi. Köylülerden Şerif Gül de Başbağlar katliamının planlı yapıldığını anlatarak, kendilerine bu acıyı yaşatanların bulunup cezalandırılmasını istedi.

Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nuri Karadeniz

Vakkas: Ezan okunuyor evlat. Namazımızı kılalım. Sohbetimizi de camide namazdan sonra yapalım. Sonra da eve buyurun. Size sofranızı kuralım. Karnınızı doyurup gidin. Tim Başkanı: Kılacağız ağa. Kılalım… Belinden silahı çıkarır… İmam ezanın yarısındadır. Biri, silah namlusunu imamın ensesine dayar, dayamaz sıkar… Tim başkanı, Vakkas ağanın alnına dayadığı silahın tetiğine basar. Vakkas ağanın kafası parçalanır, yere yıkılır. Düşer düşmez can verir. Bütün namlular köylüye çevrilir. Ve hepsi kurşunlanır. Bir tek Yusuf Sufi sağ bırakılır. Ve köy ateşe verilir. Köy yanarken, tim başkanı Yusuf Sufi’nin ağzına kadar yaklaşır; Tim Başkanı: Seni bilerek sağ bırakıyorum koca Yusuf. Yusuf Sufi: Sağ bırakmayın bence. Sağ bırakırsanız ben bu katliamı yazarım. Tim Başkanı: Bende bu katliamı yazman için bırakıyorum seni. Yusuf Sufi: Kimsiniz siz? Tim Başkanı: Sen kim dersen ve adımızı ne koyarsan biz oyuz. Ve biz gerçekten de buyuz. Gözün bizi gördü. Gözün bizden korktu. Gördüklerini İslamcıların gözlerinin içine yaz. Onlar da korksun. Hepinizin sonu bir Başbağlar’a çıkabilir. Yusuf Sufi: Başbağlar’ı yazarsam, Başbağlar’ın adını, Yahya koyarım. Tim Başkanı: Yahya da ne demek? Yusuf Sufi: Hep yaşayacak demek! Tim Başkanı: Bizim de istediğimiz o. Başbağlar hep yaşasın zihinlerine Yahya gibi kazınsın. Krallar kelle alır, kan içer. Yusuf Sufi: Hangi kral? Bu kralın bir adı yok mu? Tim Başkanı: Kralların adı olmaz. Adı bilindik ve kral diye bilindiklerin hepsi kralcılardır. Yusuf Sufi: Ama artık krallar değil, kralcılar da çıplak, diyorlar. Tim Başkanı: Desinler. Hangimiz demedik ki. Ve hangimiz desinler için yaşamadık ki. Desinler, söylesinler, konuşsunlar. Sonra da unutsunlar. Yahya’yı hatırlayan kaç kişi kaldıki dünyada. Ve anlatan bir kimse. Bir Kur’an var Yahya’yı hatırlayan ve hatırlatan. Kur’an’ın hatırını bilmeyen Yahya’nın hatırını mı bilirmiş. Kur’an’ın kendisinin bir hatırı kalmamış. Sahipsiz, kimsesiz kalmış Yahya mı unutulmayacak, unutulmamış. Unutulur. Zaman neyi unutturmadı ki, neyi unutturmaya güç yetirmediki. İsa yitirilişe yetinmesin. Sende biliyorsun ki zaman bizden yana, kandan ve gözyaşından yana. İhanetten ve hainden yana. Kur’an’a kim ağladı ki, Yahya’larına ağlayanı olsun. Ağlayan yine Kur’an olurmuş bir ayeti daha öldü diye, olsun.... Katliam sonrası Başbağlar’ın ilk sabahıdır. Başbağlar Köyü’nü askerler sarmıştır. Bir gurup asker de köyün ortasındadır. Askerlerin başında Talip yüzbaşı vardır. Yan yana dizilmiş cesetlerin başındadır. İmamın ölüsü de cesetlerin yanına getirilir ve yer uzatılır. İmamın cesedi ile ceset sayısı da otuz üçe ulaşmış olur. Yüzbaşı Talip cesetlere göz gezdirirken; Talip: Ey Başbağlar! Böylesi bir katlediliş masumluğun muydu, yoksa suçun muydu? Bu nasıl bir armış ki, ölümün cenaze namazına durmuşsun. Ve nasıl bir adayıştır ki bu, cenaze namazını kılıyorsun ölümün. Sana selam olsun Başbağlar! Sen katledilmeyi hak etmiyordun. Yüzbaşı Talip arkasını dönüp, arkasında duran köylülere göz gezdirir. Sonra imamın başında, imamın yüzünü sakallarını okşayarak ağlayan çocuğa bakar. Ve o çocuğa seslenir; Talip: Hey çocuk! Çocuk gözyaşları içerisinde başını kaldırıp Yüzbaşı Talip’e bakar. Talip: Adın ne senin? Çocuk: Yahya! Adım Yahya Başbağlar. Talip: Bizim yarım kalmış ve yarım bırakılmış ezanlarımız çoktur. Hiç değilse Başbağlar’ın yarım kalmış ezanı olmasın. Var git minareye çık, çök, ezanı oku ve tamamla. Yalnız saba makamıyla oku. Çünkü Başbağlar’ın sabahıdır bugün! Çocuk Yahya gözyaşlarını siler. Ayağa kalkar. Koşarak camiye doğru gider. Saba makamıyla bir ezanın tamamını okur. Yüzbaşı Talip ağlayarak dinler… Adresi Kayıp Ülkem 28. Gün romanından...

Başbağların Katilleri CHDPKK dir

Başbağların ve binlerce Müslümanın vatandaşın Askerimizin Polisinizin Katili CHDPKK dir
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23