15 Ekim 2024: Günün Âyet ve Hadisi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Sizler için hazırladığımız 'Günün Âyet ve Hadisi' ile 'Günün 'Sözü', 'Günün Fotoğrafı' ve 'Kıssadan Hisse'yi istifadelerinize (15 Ekim 2024) sunuyoruz...
(١٤) قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ بِاَيْدٖيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِنٖينَۙ
(١٥) وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْؕ وَيَتُوبُ اللّٰهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onları sizin elinizle cezalandırsın, onları rezil rüsvâ etsin, sizi onlara karşı başarılı kılsın, inananların yüreklerine su serpsin, kalplerindeki öfkeyi yatıştırsın.
Allah dilediğinin tövbesini kabul eder.
Allah bilmekte, hikmetle yönetmektedir.
(Tevbe Suresi) (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)
TEFSİRİ:
Bu âyetlerin başında savaşa girme sebebi hakkında yapılan açıklamalarla birlikte 12, 14 ve 15. âyetlerdeki ifadeler göz önüne alınmalı ve savaşla neyin amaçlandığına da dikkat edilmelidir. Bu âyetlerden anlaşıldığına göre savaştan maksat, gözünü kan bürümüş insanların yaptığı gibi sırf karşı tarafa zarar vermek, yakıp yıkmak ve işkence etmek değildir. Aksine 12. âyetin sonunda hep bir ümidi koruyarak savaşılması istenmiş ve savaştan ne beklendiği zarif bir üslûpla ifade edilmiştir. Buna göre amaç, sözüne riayet etmeyen düşmanın caydırılması olacak ve bu yaptırım karşısında düşmanın mütecaviz davranışlardan vazgeçeceği ümidi korunarak yol alınacaktır.
Bu mâna ile bağlantılı olarak 14. âyette cezayı ve rezil rüsvâ edilmeyi hak eden düşmanın gerçekte Allah tarafından cezalandırıldığına, müminlerin bunu kendileri için bir enâniyet konusu yapmamaları ve kendilerini ilâhî buyruğu yerine getiren bir vasıta olarak görmeleri gerektiğine işaret edilmektedir. Bir başka anlatımla, müminler kendilerini kişisel arzu ve çıkarlarının akışına bırakmamaya ve daima davranışlarının meşruiyet temelleri üzerinde düşünmeye davet edilmektedir. Yine 14 ve 15. âyetlerde zafer bahşedenin, gönüllere ferahlık verenin, kalplerdeki kin ve öfkeyi giderenin ve dilediklerinin tövbesini kabul edenin hep Allah olduğu hatırlatılmakta, dolayısıyla müminlerin hareket tarzlarını bu inancı koruyarak düzenlemeleri istenmektedir.
Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri
ALLAH RESULÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)
“Sakın sizden kimse kararsız olup da: ‘Ben insanlarla beraberim, eğer insanlar iyilik yaparsa ben de iyilik yaparım, kötülük yaparsa ben de kötülük yaparım.’ demesin.
Aksine, nefsinizi sabit tutun, halk iyilik yaptı mı siz de iyilik yapın, kötülük yaparsa zulme yer vermeyin.”
Kaynak: Tirmizi, Birr 63
GÜNÜN FOTOĞRAFI:
KISSADAN HİSSE:
YAHUDİLERİN AZGINLIKLARI VE SÖZLERİNDE DURMAMALARI
İnsanlık tarihi boyunca sözünde durmayan, verdiği söze sadık kalmayanlar kahir ekser Yahudi Milleti ve Yahudileşmiş milletlerdir.
Şimdi sizlere yukarıdaki iddiamızı doğrulayan birkaç ayet meali ve kısa yorumlarını vermek istiyorum.
“Hani sizden bir vakit ( Tevrat ile amel edeceğimiz dair ) sapasağlam söz almış ve Tur Dağı’nı başınıza indirecek bir vaziyette üstünüze kaldırıp demiştik ki: “Verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekileri iyice belleyip düşünün. Bu sayede belki sakınır, korunursunuz.” ( Bakara 2/63 )
Bu ve bundan sonraki ayetler Yahudilerin çok büyük nimetlere karşılık nankör olduklarını ve Allah’ın emirlerine itaatsizlik ettiklerini, kitaplarını bozduklarını, ahde vefasızlık gösterdiklerini açık bir şekilde ifade eder. Ayetlerden anlıyoruz ki Yahudilerden sağlam söz ancak şiddetle ve tehditle alınabilir. Çünkü Allah Tur’u onların tepelerine dikerek sağlam söz almıştır. Bu özellik bugünkü Yahudiler için de geçerli gözüküyor. Yahudilere şiddet uygulanıp sindirilmezse hiçbir uluslararası anlaşmalara sadık kalmazlar.
Yukarıdaki ayetin içerdiği olayın şöyle geliştiği tefsirciler tarafından ifade edilmektedir: Musa ( a.s. ) elinde levhalarla Tur’dan inip kavmine geldiğinde kavmi o levhaların içindeki hükümleri ağır bularak kabul etmedi. Cenab-ı Hak ta Cebrail a.s.’a emretti. Ve Tur’u söküp tepelerine dikti. Onlar da bunun üzerine bu levhalardaki hükümleri kabul ettiler.
“Misaklarını bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri, “kalplerimiz kılıflı, demeleri sebebiyle biz de kendilerine lanet ettik. Doğrusu Allah, onların kalpleri üzerine küfürleri yüzünden mühür vurmuştur. Pek azı müstesna onlar iman etmezler.”( Nisa 4/155 )
Hakka karşı kulaklarını tıkayanların kör bir gelenekçiliğin, anlamsız bir atalar dinini savunmanın insanı götüreceği akibet işte budur. Yahudiler adeta dönekliği fıtrat edindiler. Allah’a ve peygamberlerine verdikleri misaklarını bozdular ve böylelikle laneti hak ettiler.
Yahudilerin misaklarını bozmaları yetmiyormuş gibi Tevrat’ın ayetlerini inkâr edip hak davayı getiren peygamberleri haksız yere öldürdüler. Böylelikle artık çoğu imana gelmedi, küfür içerisinde yürütüp gitti.
“Sonra bu misaklarını bozdukları içindir ki biz onları lanetledik ve kalplerini kas katı yaptık. Kelimeleri yerinden oynatarak tahrif ederler. Uyarıldıkları hakikatlerden hisse almayı unuturlar içlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainliğe muttali olursun.. (Maide5/13)
İşte bugün şahit olduklarımız kemikleşmiş Yahudi bozgunculuğunun ve iflah olmaz hayâsız anlayışlarını tezahürüdür. Yahudilere şiddet uygulanmazsa kan dökmeye devam eder. Şiddetle beraber Yahudi mallarını boykot çok tesirli olacaktır. (Yusuf Sarıkaya)
