• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

13 Şubat 1985: Muzaffer Ozak'ın vefatı (Mutasavvıf)

Yeniakit Publisher
2024-02-13 06:55:00 -
 13 Şubat 1985: Muzaffer Ozak'ın vefatı (Mutasavvıf)

Onlar; yaşadıkları döneme maddi manevi anlamda damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, Mutasavvıf Muzaffer Ozak'ı hayırla yâd ediyoruz.

İstanbul’da Karagümrük Nureddin Cerrâhî Tekkesi yakınındaki bir evde dünyaya geldi. Doğduğu yıl kazanılan bir zafer dolayısıyla Muzaffer adı verildi. Babası Kayı Türklerinin Kızılkeçeli aşiretinin Cebeci ve Başağaoğulları kollarından gelen Konyalı Hacı Mehmed Efendi, annesi Ozaklar sülalesinden Yanbolu Halvetî (Cerrâhî) Tekkesi Şeyhi Seyyid Hüseyin Efendi’nin torunu Ayşe Hanım’dır.

Plevne Medresesinde hoca iken 1878 Balkan bozgunu sonrası ailesiyle birlikte İstanbu’la göç edip sonraki yıllarda huzur dersleri hocalığına yükselen babasını küçük yaşta kaybetti. Gazi Osman Paşa’nın sancaktarbaşısı olan iki amcasından biri Plevne’de şehid olmuş, diğerine sancağı Ruslara kaptırmadığı için Paşa unvanı verilmişti. İki dayısı, on bir ağabeyi 1. Dünya Savaşı’nda, en küçük ağabeyi Murad Reis de Milli Mücadele sırasında şehid olunca Muzaffer Ozak dayılarının yetimi iki küçük kız, kendi kız kardeşi ve annesinden oluşan fakir ve kimsesiz bir ailenin beş-altı yaşlarındaki tek erkek ferdi olarak kaldı.



İlk tahsilini babasının medrese arkadaşı Abdurrahman Sâmî Saruhânî’nin himayesinde yapan Muzaffer Ozak henüz on sekiz yaşındayken şeyhini ve hocasını kaybetti. Yeni bir mürşid aramaya başladığı dönemde Fatih Camii başimamı Mehmed Rasim Efendi’den Kur’ân-ı Kerîm ve tecvid, Gümülcineli Açıkbaş Mustafa Efendi’den Arapça dersleri aldı. Nevşehirli Hacı Hayrullah, Âtıf Hoca, Dersiam Arnavut Hüsrev, Osman Şakir ve Sarıyer Müftüsü Hüseyin Hüsnü Efendi’lerin tefsir, hadis ve fıkıh derslerine, Abdülhakim Arvâsî ve Şefîk Efendi gibi şeyhlerin sohbetlerine devam etti. Reisülhattatin Kâmil (Akdik), Nûri (Korman) ve İsmail Hakkı (Altunbezer) beylerin Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki hat ve tezyinat derslerine dinleyici olarak katıldı.



Ali Yazıcı, Soğanağa ve Karagümrük Kefeli Camilerinde müezzinlik yaptı. Kefeli Camii imamı Şâkir Efendi’den kitapçılık sanatını öğrendi. Daha sonra Beyazıt Camii’ne müezzin olarak tayin edildi. Bu sırada Sahaflar Çarşısı’nda bir dükkan açıp müezzinliğin yanında sahaflık yapmaya başladı. Müezzinliği sırasında sesini ve okuyuş tarzını beğenen Zekâî Dede’nin oğlu Hâfız Ahmed’in (Irsoy) öğrencisi Hâfız İsmail Hakkı’dan dînî musıkî meşketti. Bu yıllarda hocasının yakın akrabası olan bir öğretmen hanım ile evlendi.



Hümanizm adı altında her dinden bir şeyler alıp birleştirerek bir dünya nizamı veya dini kurmaya çalışmanın yersiz olduğunu, ayrıca insan yapımı uydurma bir din olması dolayısıyla bütün dünya ve ahiret için tehlikeli bir iş olacağını her fırsatta tekrarlamıştır. Katı ve eskimiş saydıkları bazı hükümleri eleştirerek İslâm’ı küçük düşürmek isteyen Hıristiyan ve Yahudi cemaati mensuplarına kendi dinlerinden örneklerle cevap vermiş, diğer semâvî dinlere yabancı olmadığını ve konuya tek taraflı bakmadığını ortaya koymuştur. Muzaffer Ozak, Nûreddîn Cerrâhî Tekkesi’nde on dokuz yıl irşad faaliyetinde bulunduktan sonra 13 Şubat 1985 tarihinde vefat etti ve tekkenin türbe kısmına defnedildi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Kartalbey

Beyazıt camisi önündeki Çinaraltında arkadaşlarla oturuyoruz. Merhum hoca efendiyi ben o güne kadar hiç görmemiştim. "Muzaffer hoca geliyor" dedi arkadaşlar. Ben etrafa bakınıyorum ve cübbeli sarıklı bir hoca arıyorum. Merhum yanımızdan heybetli bir şekilde geçti, hepimiz ayağa kalkıp kendisini selamladık ama zaten Çınaraltındaki herkes hocaefendi yanlarından geçerken ayağa kalkarak hürmet gösteriyordu. Dikkatimi çeken şu oldu, cübbe sarık filan ararken hocaefendinin gömleğinin üstten iki veya üç düğmesi açıktı ve kocaman bir madalyon kolye boynunda asılı idi. O zaman "bu ne biçim hoca yahu" diyerek kendi kendime sormuştum. Bilahare hocaefendiye iktisap edecektim ki rahmetli oldu. Allah mekanını cennet eylesin.

duran emmi

İnanılmaz bir adamdı. Sohbetleri, kitapları, meşkleri... Osmanlı tasavvufunun 20. yüzyıldaki temsilcisiydi. Allah rahmet eylesin. Yeri kesinlikle dolmayacak abide şahsiyetlerdendir. Mekanı cennet olsun. Pir Nureddin Cerrahi ile birlikte himmetleri üzerimize daim olsun. Amin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23