THY - Orta Avrupa Mayıs 2018

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu sağ olsaydı?

24 Şubat 2016 Çarşamba

Sayın Yalçın Topçu ile Sayın Metin Gündoğdu’nun yönetiminde her geçen gün büyüyen ve etki alanını genişleten Yerli Düşünce Hareketi’nin dergisi, geçtiğimiz sayısında kapak konusu olarak Rahmetli Erbakan Hoca ve Mücadelesi’ni ele almıştı.

Bu sayıda Rahmetli Muhsin Başkan kapak konusu; büyük dâvâ adamı, büyük mücahit.

Yerli Düşünce Hareketi, “ırkçılığı ayaklar altına almış” ülkücüler tarafından idare ediliyor ve ülke çıkarları için ortak mesai çerçevesini “dar alanla” sınırlı tutmuyor.

“Külliye Ruhu”na sahip çıkan bir hareket.

Türk tarihinin değerlerini de savunuyor ve bununla birlikte Türk’ün İslâm’la şereflendiğinin altını çiziyor.

Türk, Kürt, Arap, Çerkez (...)  ne fark eder; hangi etnik kökenden geldiğimizin mesuliyeti bizde mi?

Yerli Düşünce Hareketi bu şuurla hareket ediyor, Allah bozmak isteyenlere fırsat vermesin.

Efendim..

Yerli Düşünce Hareketi için bir “Erbakan Hoca” çalışması yapmıştım.

Beğenilmiş, bir de Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu çalışması talep ettiler.

Ben de uzunca bir metin kaleme aldım.

Her çalışmanın önce Akit’te yer bulması, çalışmalarımızın önce Akit okurlarının istifadesine sunulması prensibimizdir.

Rahmetli Erbakan Hoca’yı gücümüz yettiğince anlattığımız çalışma ilk olarak Akit’te yer almıştı.

 “Rahmetli Muhsin  Yazıcoğlu bugün yaşasaydı ne yapardı?” sorusuna verdiğimiz cevabı da ilk önce burada sunalım.

Buyurunuz:

-Çok az ölüm beni bu kadar derinden etkilemiştir;  Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter faciasında hayatını kaybetmesinin hüznünü yıllardır üzerimden atamadım.

Bir boşluk, aslında bu ülkede yaşayan ve gelişmelere az çok ilgi duyan herkes hissediyordur bu boşluğu.

Muhsin Başkan yaşasaydı, ne yapardı?

Rahmetli’nin yaptıkları yapacaklarının teminatı; geçmişte ne yaptıysa onu yapardı.

“Meselâ” mı?

Rahmetli Muhsin Başkan, siyasi iradenin ayaklar altına alınmak istendiği her dönemde yaptığını yapardı.

Gezi olaylarından başlayalım;

“Maksat ağaç değil, çiçek, böcek hiç değil, maksat darbe! Maksat milli iradeyi ayaklar altında ezdirmek!” diyenlere hak ettikleri cevapları verir...

Bu kirli kalkışmaya karşı dururdu.

O günlerde...

Hemen ona gider...

“Başkanım!” derdim:

“Küresel Siyonist kanallar dokuz saat boyunca canlı yayınla verdiler Gezi olaylarını. Kendi ülkelerindeki en baba olayları görmezden gelirler ama bizdeki Gezi olayını, muhabirlerine ‘savaş kıyafeti’ giydirerek verirler. Ne dersiniz bu işe?” diye sorardım.

O da hiç şüphesiz, “üst akıl”a vurgu yapar ve aziz milletimizi “faiz lobisi”nin oyununa gelmemeye davet ederdi.

Rahmetli Başkan’la en az yüz söyleşi gerçekleştirmişliğim vardır, hiçbir söyleşide beni şaşırtan tek bir cümlesine, tek bir kelimesine şahit olmadım.

Kalbimden geçen neyse onu söylemiştir ya da o ne söylediyse kalbim tasdik etmiştir.

O sütü bozuk 28 Şubat darbe sürecinde kendisinden ne beklediysem, o yiğit Anadolu liderinden ne umduysam tam da onu vermiştir.

Rahmetli Erbakan Hoca’nın şahsında milletin hukukuna sahip çıkarken, Rahmetli Erbakan Hoca’nın kendisine gösterdiği ilginin milyon katını çok görmemiş, sahiplenmekte asla tereddüt göstermemiştir.

O süreçte “menfaate” göz kırpsaydı, çok çok büyük imkânlara kavuşurdu.

O imkânlar ayağının altına nice kereler serildi.

Parti binasını ısıtmaya para bulmakta güçlük çeken, hatta söylemek hata olacak mı bilmem, kimi zaman evini ısıtmaya para bulmakta güçlük çeken Rahmetli Başkan, o imkânları ayağının altına serenleri rezil- rüsva etti.

Birini anlatmıştı;

Malûm “böyyük medya patronu” Efes Otel’de kendisine “çok çok büyük imkânlar” teklif edince öyle okkalı laflar yemiş ki Başkan’dan...

Hırsını alamamış adam,  “iftira haberleri dizisi” başlattırmış kirli gazetelerinden!..

Rahmetli Başkan da, hemen davaları açmış, o davalardan gelen paralarla parti genel merkezini hayli vakit ısıtacak doğalgaz satın almış.

Böyle bir adamdı.

Kalbime uygundu.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “hata” olduğunu sonradan dile getirdiği icraatlarına karşı çıkış sebepleri de karşı çıkış dozu da kalbimden geçene denkti.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a destek verdiği hususlar da tamamen “Yerli” ve “Milli”.

Bugün o yaşasaydı...

“Külliye” ruhuna, hiç şüphem yok, sahip çıkardı.

Bunu yaparken, “geçmiş dönemlerin” kimi yanlışlarını vurgular ve dahi  “üst akıl” ve kuklası “paralel yapılar”a çakmayı asla ihmal etmezdi.

Ve tabii Türkmenlere MİT TIR’larıyla yardım sevkıyatını sabote eden hainlere de en ağır karşılıkları verirdi.

“Türkiye Suriye olmayacaktır!”

Bu ne demek!

Rahmetli Başkan’ın bugünkü şartlarda ne yapacağını gösteren bir  “Büyük Söz” değil mi; 

-Türkiye Suriye’yi mezhepçi faşistlere teslim etmeyecektir.

-İran, Suriye Baas’ı ve Rusya arasında kurulan “batı destekli” iğrenç “mezhep tezgâhına” izin vermeyecektir.

Allah senden razı olsun Büyük Başkan.

Mekânın Cennet olsun Büyük Başkan. 

YORUM YAZ