Merhum Hasan Abi’deki Recep Tayyip Erdoğan sevgisi

Sayın Cumhurbaşkanımızın yurtdışı programlarına genellikle rahmetli Hasan Karakaya Abi’miz katılırdı Akit’i temsilen.

Kutsal topraklarda vefat edişinin üzerinden bir ay geçti, bir yurtdışı programı daha; görev Akit “çalışanları” içinde Hasan Karakaya’dan sonra en fazla “emek” sahibi kardeşlerinizden biri olarak bendenize düştü.

Şili, Peru, Ekvator’a bir haftalık program…

Haberlerimizi Akit’ten takip edersiniz, fırsat olursa köşe yazısı da göndeririz.

Program çok yüklü, ilk aşamada 17 saatlik yol, sonrasında zorlu etaplar…

Yorgun ve hüzünlü ruhumuzu ne kadar zorlar bilinmez.

Kolay değil; takdir edersiniz ya da yaşananları tam olarak bilemeyeceğiniz için tahmin edemezsiniz, bu kardeşiniz çok farklı duygular içinde.

Rahmetli Hasan Karakaya ile paylaştığımız pek çok anı var, çok gergin, sıkıntılı günleri birlikte yaşadık.

Rahmetli Hasan Karakaya çile adamıydı, dertliydi, değişik bir hâli de vardı.

Canı sıkılır, dışarıya sıkıntısını fazla yansıtmaz, içinde biriktirir, biriktirdiklerini kıvrak kalemiyle “dile” getirir, yazamadıklarını fazla kişiyle paylaşmaz, paylaşabileceği güvenilir birini bulduğunda da fena halde dökülürdü.

Tabii, onun bunun dedikodusunu yapmayan, ayak kaydırma faaliyetinde bulunmayan, söylediğini Allah rızası için söyleyen adam çok az.

Bugün paylaştıklarını yarın aleyhinde kullanmayacağına inanabileceğin adam çok az.

Doğruları dile getirebilme cesaretini gösteren ve yanlışlarının dile getirilmesine tahammül edebilen adam çok az.

Çokları, yaptıklarının hata olduğunu iş işten geçtikten sonra kabulleniyor.

Bunu yaparken bile “aslında ben öyle yapmamıştım” ya da “hatırlamıyorum” gibi kalıplarla üzerinden kabahat atmaya çalışıyor.

Evet, vicdanıyla barışık adam çok az.

İşine gelmeyeni hatırlayan adam çok az.

Hasan Abi o azlardan biri…

Rahmetli’nin beyanıyla, o çok azın arasına girmek bizim için de büyük şeref.

Hasan Abi, vefatından kısa bir süre önce, bir dertlendi bir dertlendi...

“Sigaraya başlayacağım!” dedi.

“Yapma abi” dedim.

İçine beni çekti sigaranın dumanı yerine…

“Serdar” diye başladı:

“Bilirim ki, doğruyu ince hesaplar yapmadan söyleyen bir adamsın. Seninle iş gereği birçok defalar karşı karşıya geldik, bana kızdığın olmuştur ama şuna eminim ki sen beni seversin, sen benim dostumsun, kafanda tilkiler dolaştırmazsın.  Öyle adamlar görüyorum ki, yalakalık gırla! Adama güvenemiyorum. Bir şey var, sanki iltifat ederken bile başka hesaplar yapıyor, hukuktan bahsederken benim hukukuma sahip çıkmıyor, beni önemsemiyor. Beni işine yaradığım ölçüde seviyor!”

Recep Tayyip Erdoğan dendim mi akan sular dururdu; Sayın Erdoğan’ın yaptıklarında hep “hayır” tarafını görürdü, her durumda savunur, Recep Tayyip Erdoğan’a yönelen en ufak bir tepkiye cevap vermeyi görev bilir, büyük bir hırs ve heyecanla üzerine gider, en keskin biçimde savunurdu.

Bunu da asla dünyevi bir beklentiyle yapmazdı; makam, mevki  peşinde değildi…

Sayın Erdoğan’a bu derece bağlılığının birinci sebebi, bu büyük dava adamının medeniyet coğrafyamızda yaşayan milyarlarca kardeşimiz için büyük bir ümit oluşu…

İkinci sebebi ise, Cumhurbaşkanımızın kendisine uzun yıllar boyunca bizim camianın önde gelenlerinde pek görmediğimiz ilgi ve alâkayı göstermesi, marifetlerine iltifat sunması, onu bağrına basması.

“Muhafazakar”  camianın önde gelenlerinin büyük bir bölümü “Ben olmasam sen kimsin ki!” yaklaşımındadır.

Kıymetler takdir edilmez, takdirler biraz da ‘inancın yanlış yorumlanmasından dolayı” dile getirilmez, muhafazakar camianın çoğu ‘büyük’ ismi etrafındakilere “maraba” gibi davranır.

Ahde vefa pek görülmez; muhafazakar tip, bütün tiplerin en oportünistidir.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan ise bir adama sahip çıktı mı, o adama laf söyletmez! 

“Diktatör” diyor bazı alçaklar ama…

 Sayın Erdoğan “dost”ça eleştirenden rahatsız olmaz, (çok affedersiniz) “puşt”ça eleştirenden rahatsız olur!

Rahmetli Hasan Karakaya’nın uçağa alınmasına nice tepkiler gelmişti hatırlarsınız.

Onlar tepki gösterdikçe, Sayın Erdoğan, Hasan Abi’ye iltifatını artırmış, ona her vakit yanındaki koltuğu ayırmıştı.

Bakın; kendisine vaktinde lisan-ı münasipte uyarılarda bulunan, tepki gösteren Sayın Yalçın Topçu’ya da “zor vakitlerde ortaya koyduğu şuurlu tavırdan dolayı” sahip çıktı Sayın Erdoğan…

Sayın Topçu, şimdi Külliye’de Başdanışman.

Bu tavır son derece önemli, bu “muhafazakâr” tavrı değil, “dindar” tavrı.

Misâl alınmalı. 

 

YORUMLAR
600

Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

şafak

memleketin böyle dava adamlarına bugün daha çok ihtiyacı var.dünya sınavını verdiğine inananlardanım.el fatiha

Cevapla

Özkan Baydar

Bravo tebrik ederim, Allah Başkanımızdan , senden ve merhum Hasan abiden razı olsun, seyehatiniz selametle sonuçlansın

Cevapla

davut bolat

Abi harbi adamsin seni seviyorum..Allah için.

Cevapla

Yılmaz BABUTCU

Hasan ağabeyimize Allah tan rahmet diliyoruz. Onun duruşu nun kıymeti gün geçtikçe daha da bir artacak ve aranır olacak. Hasan ağabey ince hesaplar peşinde koşmayan Allah rızası için dosdoğru olan bir kul du. Özellikle gazetecilik mesleğini icra edenlerde bu özellikte insanların sayısının artması dileğiyle. Allah a emanet olunuz.

Cevapla

Serdar Arseven
Serdar Arseven Tüm yazıları için tıklayın »