• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Arseven
Serdar Arseven
TÜM YAZILARI

“Kadına şiddet” meselesi!..

26 Kasım 2014
A


Serdar Arseven İletişim: [email protected]

“Memur-Sen Kadınlar Komisyonu tarafından ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne’ ilişkin etkinlikler kapsamında 25 Kasım 2014 Salı günü saat 10.30’da Mehmet Akif İnan Hatıra Ormanı’nda önce basın açıklaması ardından da fidan dikimi yapılacaktır.”

Güzel faaliyet.

Bu kadına şiddet meselesi çok önemli de, özellikle “magazin medyası” o kadar çok işliyor ki konuyu, kimi zaman dünyanın en vahşi, en şedit erkekleri Türkiye’deymiş gibi bir düşünceye kapılıyorsunuz.

İşin doğrusu şu ki, Türkiye’de de kadına şiddet var.

Çocuğa da şiddet var, erkek şiddetinden şikâyetçi olanlar da çocuğa şiddet uygulayabiliyorlar.

Erkekler arasında da şiddet gördüğünü söyleyenlere rastlıyoruz.

Peki mesele ne?..

Niçin böyle oluyor?..

Meselenin özüne doğru yolculuğa şöyle devam edelim:

Bu kardeşiniz, dindar olan ve olmayan yapıları iyi bilir.

“Seküler zihniyetlilerin”  ağırlıklı olduğu muhitlerde, bayağı bayağı okumuş karı-kocaların birbirlerine şiddet uyguladıklarına çokça şahit olmuşluğumuz vardır.

Sonra sonra…

Cenab-ı Allah nasip etti, “dindar” muhitlere girdik.

O vakte kadar bu çevrelerin “kadına” saygıda ziyadesiyle “eksik” olduklarını düşünürdük.

Öyle anlatılmış, öyle gösterilmişti.

“Yeni muhite” girince bir de ne görelim; “buralardaki” kadınlar evlerinin reisi, beyleri onları memnun etmek için ellerinden geleni ardına koymuyor, her konu hanımla istişare ediliyor ve bir ihtilaf vuku bulduğunda çoğu vakit hanımın dediği oluyor.

Buralardaki erkeklerin (genellikle) çok iyi birer aile babası olduklarını, çocuklarının eğitimleri ile özel olarak ilgilendiklerini, veli toplantılarına katıldıklarını, okul idarecileri ve öğretmenleriyle sık sık görüşerek evlâtları hakkında bilgiler aldıklarını görüyoruz.

İstisnalar müstesna buralardaki karı-kocalar arasında “mal mülk kavgası” olmuyor.

Senin paran, benim param mevzuu yok; evlerine giren parayı en iyi şekilde değerlendirmeyi, çocuklarının istikbalde maddi sıkıntı çekmemesi için tedbirli davranmayı hedefliyorlar.

Öbür tarafta ise…

“Eşe karşı silahlanma” çabası göze batıyor.

“Kocanın eline bakar duruma düşmemek için ayaklar üzerinde durabilme” gayreti, şüpheleri büyütüyor.

“Her erkek çapkınlık yapar!” değerlendirmesi kafadan kabulleniliyor, “aldattı, aldatmadı” muhabbeti sıradan…

Dayak meselesine gelince…

Birçok misaline şahidim…

Çocukluğumuzun geçtiği apartmanda kapı komşularımız, avukat karı koca gayet seküler vatandaşlardı.

Kadıncağızın kocasının saldırısından kurtulmak için sık sık kapımızı dövdüğünü dün gibi hatırlarım.

Karşı apartmanda da bir doktor çift vardı, onlar da aynı kafadan; doktor kadın, beline aldığı darbeden dolayı “sakat kaldığını” söylemişti.

Bu tip ailelerde para, pul, çapkınlık, gelin-kaynana anlaşmazlığı, israf, karşılıklı güvensizlikler gibi nice faktör sinirleri geriyor ve resmi verilerin net bir şekilde ortaya koyduğu üzere CHP zihniyetli yapıların görece fazla destek bulduğu yerlerde boşanma oranlarının çok daha büyük olduğu görülüyor.

“Oralarda kadın kocaya muhtaç olmadığı, ekonomik özgürlüğü elinde tuttuğu için katlanmıyor” denilebilir.

Unutmamak gerekir ki, “dindar aileler” de son vakitlerde “paraya pula” kavuştular, ekonomik özgürlüğe sahip nice “dindar kadın” var ve oralardaki ailelerde “genellikle” senin paran, benim param derdi yok.

Öte yandan; birçok kavganın sebebi olan “alkol” ve diğer “uyuşturucu” maddelerin kullanımı “dindar ailelerde” neredeyse yok.

 Bu da, haliyle “şiddet”e maruz kalma vakalarının asgariye inmesini sağlıyor.

Tabii, Hazret-i Peygamber’in (SAV) eşleri, evlatları, akrabaları ve diğer insanlarla münasebetlerinde ortaya koyduğu saygı, sevgi, şefkatin yansımaları ile “kul hakkı” bilincini bir ölçüde de olsa “örnek alabilme” çabası, en önemli faktör.

Seküler, pozitivist “yüklemeler”, maalesef birçok ailenin sonunu getirirken, “boşanmaya” giden süreçte “şiddet vakaları” sıradan hale geliyor.

Erkek için bir yandan “çapkın şöhretleri” model olarak sunan diğer yandan da kadına “erkeğe karşı silahlanma çağrısı” yapan “bir kısım medya”nın yayınları da aileleri yok ediyor.

İslam’daki “örnek aile modeli” ise maalesef “bir kısım medya”nın dışındaki organlarda bile pek yer bulmuyor.

Nedense bulmuyor!..

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23