Duygusuz ve bencil nesil tehlikesi

19 Aralık 2017 Salı

İZMİR ÖDEMİŞ KAYMAKÇI ÇOK PROGRAMLI LİSESİ MÜDÜRÜ AYHAN KÖKMEN İKİ ÖĞRENCİSİ TARAFINDAN TÜFEKLE VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ!..

Bunun gibi pek çok öldürülme olayını devletin okullarında savaş arenalarındaki gibi son günlerde hava raporu dinler gibi dinliyoruz!

Gece uyuyoruz, sabah kalkıyoruz hayat devam ediyor bizler için tabii ki!

ölenlerin ruhları şad olsun!

Peki neden bu haldeyiz! Ne oldu bize?

aç kurtlara, hayvanlara bile kışın yiyecek bulamayıp hayatta kalmaları için vakıf kuran, yuva yapan, yiyecek dağıtan bu necip milletin torunları ne oldu bize! Buyrun... Olayla ilgili görevlendirilen marif uzmanının tespitlerinden bazılarına bir eğitimci-akademisyen gözüyle yer vermek istiyoruz... Belki bu işlere uzaktan bakmayan bir bakan ve yetkili bulunursa okusun diye vesselam!..

Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor.

Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar. Yanıbaşımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor. Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor. Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.

Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar. Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar. İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı. 

Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.

Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar. Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar. Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz.

Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum. 

20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak? 

Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek?

Evlerini nasıl idare edebilecek? 

Ülkeyi nasıl yönetecek? 

Vatanı nasıl savunup can verecek?

TC Devleti ve ebeveynler sözümüze omuz değil! kulak verin!!!

Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi. Çocuklar hayattan bihaber. 

Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz. Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar.

Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar. Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz.

Çocuklar hiç üşümüyorlar. Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar.

Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz. Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.

Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. 

İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye. Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz. Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar.

Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.

Onlar bir yanığın veya bıçak kesiğinin acısını bilmiyorlar. Elleri yanmasın, kesilmesin sakın diye onlara ne bıçak tutturuyor ne ocak yaktırıyoruz.

Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor, üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor. Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor, haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar. Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, 

Kudüs’ten, şehitlikten bahsederken gülüyorlar!!!

Savaşları, kurşunlanan, ölen insanları umursamıyorlar. Acımıyorlar……

Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın…. Vatan millet bayrak devlet sevgisinin, Kudüs’te öldürülenlerin, şehitlerin, ana baba duasının, bedduasının kıymet ve değerini hiç bilmiyorlar işin en garip tarafı bilmediklerini de bilmiyorlar her şeyi biliyoruz sanıyorlar küçücük dünyalarında onları bu dünyaya bu eğitim sistemi hapsediyor...

Gelin bu çocuklarımızı ve geleceğimizi kurtaralım!

Bu işe uzaktan bakanlar artık yakından bakın ve bir karar verin!

milli ma’nevi eğiten, öğreten; ezberden uzak!

mukayese yapabilen, araştırabilecek dünyevi ve uhrevi bilim merkezleri kurun!

Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize.

Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli.

Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli. Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli!. Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı. Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli.

Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek…

Devletin ilgili birimleri çözümsüzlükleriyle bu süreci destekliyor!

Bu sorun çözülmezse yaşananlardan ibret alınmazsa tarih yine tekerrür edecek!

Bu defa şansımız olmayacaktır... 

Çünkü bu sefer sadece sapı bizden olanlar değil; karşımızda yedi düvel dinli dinsiz imanlı imansız gavur kafir Müslüman belli belirsiz herkes düşman safında birleşmiştir! Yıkılmaları mukadder olacaktır, kaçınılmazdır, tarih bunun örnekleriyle doludur!

Zülfikar vazifesini devralmalıdır!

Devlet, Hazreti Ali gibi Zülfikarını çıkaracak haklı olanın hakkını verecek!

haksız olanların başını alacaktır!..

Hakkı eda etmenin vakti geçmektedir!

Bu işin mesulleri tepeden en küçük ferdine kadar bu işin altında kalacaktır!

Cumhurun başının hadiselere acil müdahalesi şarttır! elzemdir! zaruridir...

Atılan kurşunlar bir gün bize de rast gelebilir!

Şeytanın ateşini söndürmek yerine gaz dökersek veya vesile olursak veya haksızlık karşısında susarsak, kim bilir o ateş bir gün bizim ocağımızı da sarabilir!!!

Vesselam

WhatsApp ihbar hattı: 0530 200 00 96

 

  • DOĞAN CEYLANDOĞAN CEYLAN26 gün önce
    Sayın Hocam, yazınızla ilgili düzeltme talep ettim. Sayın Hocam, 19 Aralıkta köşenizde benim 2016 yılında kaleme aldığım "DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ" başlıkla yazıma yer vermişsiniz. 1. Benim bu yazım İzmir"deki vahim olaydan önce yazılmıştır.2. O olayla ilgili bir görevim yoktur.3. Bir yerde "olayda görevli maarif uzmanın görüşü" demişsiniz ancak maarif uzmanı diye birşey yoktur. Ben Maarif Müfettişiyim.4. Alıntılarda ismin zikredilmesi gerektiğini ve alıntıların parantez içinde vurgulanması gerektiğini bilirsiniz. Yukarıdaki hataların düzeltilmesini rica ediyorum.2016 yılından beri bu yazı onbinlerce kişi tarafından okunmuştu. Köşe yazınızı okuyanlar sizin yazımı kendi yazınız gibi gösterdiğinizi düşünerek sürekli beni arıyolar.Düzeltme bekliyorum.SaygılarımlaDoğan CEYLANMaarif Müfettişi