• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Allah’ın Nizamı İslâm (42)

16 Haziran 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Allah’ın Nizamı İslâm (42)

PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK

İSLÂM’IN KAYNAKLARI

A-KUR’ÂN

Kur’ân’ın Muhtevası

III- Hak -Adalet-Devlet

B- İSLÂM DEVLETİ


2- İSLÂM DEVLETİ

*İslâm devleti, Kur’ân’da esasları belirtilen hukuka göre kurulan ve yönetilen bir devlettir. Devlet; Evrensel anlama sahip siyasi bir güç teşkilatlanması olarak düşünüldüğünde, İslâm devletinin Hicretten sonra (MS 622) Medine toplumunda ortaya çıktığı görülür. Hz. Peygamber(sav) bir taraftan dini tebliğ, talim ve tatbik eden bir dinî lider olurken, diğer taraftan da bir devlette siyasi güç örgütlenmesi olarak yapılması gerekenleri yaparak siyasî liderlik yapıyordu. İslâm tarihine bakıldığında Devlet oluşumunun Akabe biatları ile birlikte başlayan bir süreç içinde geliştiği görülür. Hz. Resulellah, Medineli (Yesribli) Evs ve Hazreç kabilelerine mensup bir gurup insan ile Mekke yakınlarındaki Akabe mevkiinde iki görüşme yaptı. İslâm tarihinde ‘birinci ve ikinci Akabe Biatı’ (621-622) olarak bilinen bu görüşmelerde; onlardan, Allah’a şirk koşmamak, zina ve hırsızlık yapmamak, yalan ve iftiradan sakınmak, çocukları öldürmemek, Allah’ın ve Hz. Peygamber’in emirlerine uymak ve Hz. Resulellah’ı kendi aileleri ve canlarını korumaları gibi koruyacaklarına yemin ederek söz verdiler (Biat ettiler.). Yesriblilerin bu biatları üzerine Hz. Peygamber Mekkeli Müslümanlarla birlikte 622’de Mekke’den Medine’ye (Yesrib’e) hicret etmiştir. Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiğinde; Medine’de, bir devlet yoktu. Medine’de; Medineli Müslümanlar, müşrik Araplar (Evs ve Hazreç kabileleri), Yahudiler ve Hristiyanlar bulunuyordu.


a- MEDİNE VESİKASI (Medine Sözleşmesi- MV)

*Hz. Resulellah, Medine’ye hicretten hemen sonra, farklı siyasî, dinî ve etnik grupların katılımıyla bir siyasi belge hazırladı. İslâm tarihinde ‘Medine Vesikası’ (Medine Sözleşmesi-MV) olarak bilinen bu belge, Hz. Peygamber’in devlet başkanlığında birlikte barış içinde yaşamayı sağlayan bir nevi ‘Anayasa’ (Medine Anayasası) idi. Medine vesikası, Medine’de yaşayan toplulukların birbirleriyle ve yabancılarla olan ilişkilerini, idari ve adli yapılarını, dinî inanç ve yaşayışlarını belirli esaslara bağlıyordu. MV 47 maddelik bir vesikadır. MV’sını 52 veya 64 maddeye çıkaranlar da vardır. Medine vesikasının bazı maddeleri şunları ihtiva etmektedir: Bismillâhirrahmânirrahîm;


1-Bu vesika, Peygamber Muhammed(sav) tarafından Kureyşli ve Yesribli müminler ve bunlara tâbi olanlarla, sonradan onlara katılmış olanlar ve onlarla beraber cihad edenler için düzenlenmiştir. 2-Vesikayı imzalayanlar diğer insanlardan ayrı bir ümmet teşkil eder. 3-Kureyşli muhacirler kan diyetlerini ödemeye katılacaklar ve savaş esirlerinin fidyesini müminler arasındaki mâkul esaslara ve adalete göre ödeyeceklerdir. 12-Müminler, kendi aralarında ağır malî sorumluluklar altında bulunan hiç kimseyi bu halde bırakmayacak, fidyesini veya kan diyeti gibi borçlarını mâkul esaslara göre ödeyecektir. 13-Hiçbir mümin diğer müminin mevlâsı (hizmetçisi) ile ondan habersiz bir anlaşma yapamayacaktır. 14-Takvâ sahibi müminler; saldırganlara, haksız fiil tasarlayanlara ve cürüm işleyenlere, hakka tecavüz edenlere, müminler arasında fitne çıkarmak isteyenlere karşı olacak ve bunlardan biri, kendilerinin evladı bile olsa hepisinin elleri onun aleyhine kalkacaktır. 16-Allah’ın zimmeti, himaye ve teminatı tektir. Müminlerden en az yetkili olan birinin kabul ettiği himaye onların hepisini bağlar. Zira müminler birbirinin kardeşidir. 17-Yahudilerden bize tâbi olanlar, zulme uğramadan yardımımıza hak kazanacaktır. 20-Takvâ sahibi müminler en iyi ve en doğru yol üzerindedirler. 22-Bir kimse bir mümini öldürürse ve maktulün velisi diyete razı olmazsa, katile kısas uygulanır. 38- Medine’ye bir saldırı olması halinde Yahudiler ve Müslümanlar yardımlaşacaklardır. Yahudiler Müslümanların yanında savaştıkları müddetçe masraflara katılacaklardır. 39-Mazlum olanlara yardım edilecektir. 41-Himaye altındaki kimse, himaye eden gibidir. Ne zulmedilir ve ne de kendisi zulüm yapabilir. 44-Kureyşliler ve onlara yardım edenler himaye edilmeyecektir. 45-Eğer Yahudiler, Müslümanlar tarafından barış antlaşması yapmaya davet edilirlerse, bunu kabul edeceklerdir. Eğer Yahudiler, Müslümanlara aynı şeyleri teklif ederlerse, Müminler de aynı sorumlulukları yerine getireceklerdir. 46-Haksız kazanç sağlayanlar sadece kendilerine zarar vermiş olurlar (cezasını çekerler.). Bu vesika, suç işleyenlere ve haksız bir icraata bulunanlara bir ayrıcalık sağlamaz. İyilik yapanlar ve mesuliyetinin farkında olanlar Allah ve Resulü’nün himayesi altındadır. 47-Bu sahifede (vesikada) adı geçenler için konulan şartlar, adı geçenler tarafından tavizsiz uygulanır. Kurallara mutlaka uyulacak ve aykırı hareket edilmeyecektir.                        

Devam edecek… 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23