• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Süleyman Gülek
Süleyman Gülek
TÜM YAZILARI

Çocuklarımıza İslâm’ı yaşayarak sevdirmek

16 Haziran 2026
A


Süleyman Gülek İletişim:

Çocuklarımıza İslâm’ı yaşayarak sevdirmek

SÜLEYMAN GÜLEK

Günümüzün hızlı ve dijital dünyasında çocuklarımız, etraflarını saran sayısız ses, görüntü ve mesajla kuşatılmış durumda. Bu karmaşada, onlara dinimizi sadece bir kurallar ve yasaklar bütünü olarak değil; bir hayat, bir huzur, bir anlam ve en önemlisi bir sevgi kaynağı olarak sunmak, her zamankinden daha kritik bir sorumluluğa dönüşüyor. “İslam’ı sevdirme”nin anahtarı ise, kitaplardan ve soyut kavramlardan önce, hayatın içinde, bizim yaşantımızda saklı.

Öğretmek Değil, Yaşamak ve Yaşatmak

Çocuklar söyleneni değil, gördüklerini öğrenir. Namaz, oruç, yardımseverlik, sabır, doğruluk... Bu kavramlar, onlarca nasihatten ziyade, evin içinde nefes alan bir gerçeklik olduğunda anlam kazanır. Çocuk, babasının işten yorgun argın gelip abdest alıp namaza duruşundaki huzuru gördüğünde, annesinin Kur’an okurken sesindeki tatlı titremeyi duyduğunda, ailesinin zor durumdaki bir komşuya sessizce uzattığı yardım eline şahit olduğunda, dinin teorik bir bilgi değil, hayatı güzelleştiren bir “hal” olduğunu idrak eder. Bu, en etkili ve kalıcı öğretidir.

Sevgi Diliyle Konuşmak: Korku Değil, Merhamet

“Allah seni cehenneminde yakar”, “Melekler günahını yazıyor” gibi korku odaklı bir dil, küçük bir kalpte dine karşı bir ürperti ve uzaklaşma yaratabilir. Oysa İslam, rahmeti ve merhameti her şeyden önce zikreder. Çocuğa, Allah’ın onu ne kadar çok sevdiğini, yarattığı rengarenk çiçeklerle, sevimli hayvanlarla, tertemiz yağmurlarla bu sevgisini gösterdiğini anlatmak; ibadetleri de bu sevgiye bir teşekkür, bir karşılık olarak sunmak, çok daha sağlıklı bir bağ kurar. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) çocuklarla olan ilişkisi, şakalaşmaları, onları kucaklayışı, ashaba “Çocuklarınızı çok öpün” tavsiyesi, bizim için en güzel ölçü olmalıdır.



Hikâyelerin Büyülü Dünyası ve Günlük Ritüeller

Çocuklar, hikâyelere bayılır. Peygamber kıssalarını, sahabelerin kahramanlıklarını, ilginç hayvanların yaratılış hikmetlerini, onların anlayacağı bir dille, macera ve merak unsurları katarak anlatmak, İslami değerleri eğlenceli bir şekilde öğretmenin altın yoludur. Ayrıca, ailece iftar yapmak, bayram hazırlıkları, birlikte camiye gitmek, sadaka kumbarası oluşturmak, yemekten önce hep birlikte besmele çekmek... Bu küçük ama düzenli ritüeller, dini hayatın doğal, keyifli ve birleştirici bir parçası haline getirir. Din, sadece belirli mekan ve zamanlara sıkıştırılmış bir uygulama değil, günlük hayatın dokusuna işleyen bir güzellik olmalıdır.

Sabır, Anlayış ve İletişim Köprüsü

Unutmayalım ki, onlar çocuk. Merakları, soruları bazen bizleri zorlayabilir, ilgileri dalgalanabilir, hata yapabilirler. “Allah nerede?”, “Neden oruç tutuyoruz?”, “Niye başımızı kapatıyoruz?” gibi sorular, birer öğretim fırsatıdır. “Böyle soru sorulmaz” demek yerine, birlikte cevap aramak, onun merak dünyasına inmek, yaşına uygun ve tatmin edici açıklamalar yapmak gerekir. Onu gerçekten dinlemek, hislerine önem vermek, zorlandığı konularda (örneğin uzun bir gün oruç tutarken) onu zorlamak yerine teşvik etmek, küçük adımları takdir etmek, güvenli ve sağlam bir bağ kurar. Bu güven bağı, özellikle ergenlik gibi zorlu dönemlerde, dinin bir baskı ve yasaklar aracı değil, sığınılacak, danışılacak bir rehber ve liman olarak kalmasını sağlayacaktır.


Maneviyatı Keşfetmek: Doğa ve Sanatla Bağ Kurmak

İslam, sadece ibadetlerden ibaret değildir. Çocuklarımızın Allah’ın sanatını ve kudretini görmelerine yardımcı olmalıyız. Birlikte doğa yürüyüşleri yapıp ağaçlara, bulutlara, denize bakarak tefekkür etmek; gece gökyüzünü seyrederek yıldızların düzenini konuşmak; ilahiler, neşidler dinlemek veya birlikte seslendirmek; dini motifleri barındıran boyama kitapları, puzzle’lar ile oynamak... Sanat ve doğa, çocuğun manevi dünyasını besleyen, estetik duygusuyla birlikte imanını da güzelleştiren kanallardır.


Sonuç: Bir Sevgi İklimi İnşa Etmek

Çocuklarımıza İslam’ı sevdirmek, onlara katı bir ideoloji aşılamak değil; gönüllerine, Yaradan’ın ve yaratılanın sevgisini, şefkatini ve merhametini yerleştirmektir. Bu da, evimizde kuracağımız bir “sevgi iklimi” ile mümkündür. Bu iklimde, Allah korkutucu bir bekçi değil, şefkatli ve bağışlayıcı bir Rab’dir. İbadetler, angarya değil, ruha huzur veren bir buluşma ve diyalogdur. Ahlak, katı kurallar değil, insanı insan yapan, ilişkileri güzelleştiren erdemlerdir.

Bizler, ebeveynler olarak, kendi iç dünyamızdaki huzuru, sabrı, şükrü ve sevgiyi besleyerek işe başlamalıyız. O zaman göreceğiz ki, çocuklarımızın tertemiz kalpleri, öğretmeye çalıştığımız hakikatleri, bizden gördükleri sevgi, şefkat, samimiyet ve içtenlikle birlikte, doğal bir şekilde benimseyecek ve benliğine sindirecektir. İman, sevgiyle sunulduğunda, bir ömür boyu sürecek güçlü, anlamlı ve ışıklı bir yol arkadaşına dönüşür. Bırakalım, İslam onlar için, hayatı anlamlandıran, parlak, sıcak ve sevgi dolu bir renk olsun. Bu renk, onları kuşatsın, güçlendirsin ve her daim içlerini aydınlatsın.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ergün

Türk insanınin islama mesafeli olması için çalışılmıştır. Çalışılmaktadır. Geleneksel giysiler içinde olan sakal bırakan insanımız batılı algı merkezlerinin çalışmalarıyla ,operasyonlarıyla kriminal bir tipe dönüştürülmüş insanımız kendi özünden çekinir olmuş kendine yabancılaşmıştır. Bizzat ben bu süreçlerin tanığıyım. filimlerde hocaların kötü gösterilmesi. Bizleride etkiledi.Allahtan Prof.dr.Mahmut Esat Coşan hocaefendinin islam adlı eserini okudukta islami tanıdık sevdik.Hatalarimizi gördük arinmak islama hizmet icin çaba icerisine girdik.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23