THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Antalya İzmir

Mescid-i Aksa’yı kim koruyacak?

11 Kasım 2014 Salı

Mescid-i Aksa, 21 Ağustos 1969 tarihinde Avusturyalı fanatik Michael Dennis Rohan tarafından Mesih’in gelişini hızlandırma düşüncesiyle yakılmıştı.

 Bu kundaklama olayı İsrail’in Kudüs’ü işgal ettiği 1967 İsrail-Arap savaşından iki sene sonra yaşandı ve zanlı deli raporu ile İsrail’den sınırdışı edilmişti.

Çıkan büyük yangında Selahattin Eyyübi’nin fethin nişanesi olarak Kudüs’e getirttiği tarihi ahşap minber de yanmıştı.

Siyonistler, Mescid-i Aksa’nın yerinde Süleyman Heykeli veya Siyon Mabedi adını verdikleri bir Yahudi mabedinin olduğunu ileri sürerek yıllardır Aksa’yı yıkma hayalini ve eylemini inatla sürdürüyor.

Kudüs’ün işgal edildiği 1967’den bu yana, Mescid-i Aksa sürekli şekilde Siyonist saldırganlığa maruz kalmaktadır.

İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) yani şimdiki adıyla İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) kuruluş amacı Mescid-i Aksa’ya yapılacak olan saldırıları önlemek içindi.

Dennis Michael Rohan’ın, Mescid-i Aksa’yı kundaklaması üzerine İslam ülkeleri tarafından 25 Ağustos 1969 tarihinde kuruldu.

Özelde; Mescid-i Aksa, Harem ül Şerif’te bulunan Ömer Mescidi ve Kubbetüs Sahra’nın çevresindeki kutsal mekânlara yapılacak saldırıları önlemekti.

Uzun zamandır İsrail, Filistin halkının Mescid-i Aksa’ya ibadet ve ziyaretini engellemek için elinden gelen gayreti göstermesine rağmen, İKÖ-İİT’nin bu problemi görmezden gelmesi çok acı bir durumdur.

1982 yılından beri sistemli olarak, 83, 84, 86 ve 90’da İsrail askerleri defalarca Mescid-i Aksa’ya direkt ve dolaylı saldırılarda bulundu.

Geçtiğimiz hafta Mescid-i Aksa avlusuna yönelen 300 İsrail askeri, plastik mermi, ses ve gaz bombalarıyla müdahalede bulundu.

Filistinlilerin sığındığı Kıble Camii’ne postallarıyla giren askerler, göstericileri tartaklarken 30’a yakın Filistinli genç yaralandı.

Kur’an-ı Kerim’ler zarar gördü, camide büyük hasar oluştu. Aslında bu provokasyon yıllardır sistemli bir şekilde uygulanan planın bir parçasıdır.

Burada asıl sorun Mescid-i Aksa’yı kim koruyacak? Mescid-i Aksa’nın sahibi Filistinliler değil. Kudüs, Ramallah, Han Yunus, Gazzeliler değil.

Onlar orada dünyaya gelmiş olmalarından kaynaklanan zorunlu muhafızlardır.

Mescid-i Aksa’nın koruyucuları, muhafızları yeryüzünde bulunan bütün Müslümanlardır.

Arap Birliği ve İİT gibi siyasi, ekonomik konferans türü kurumlar Mescid-i Aksa’yı asla koruyacak bir güce ve inanca sahip değiller.

Mescid-i Aksa’yı onun gerçek sahipleri koruyacaktır.

Endonezyalı, Pakistanlı, Faslı, Arjantinli, Azerbaycanlı, Bosnalı, Kosovalı, Faslı, Kenyalı, Mısırlı, İranlı, Suudlu ve Türkiyeli Müslümanlar koruyacaktır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, “Birleşmiş Kudüs, ebedi başkentimizdi. Kudüs için savaşıyoruz. Uzun bir savaş olabilir ancak galip geleceğimize eminim” sözüne karşı Körfez ve Arap İslam dünyasının sözde liderlerinden henüz aynı ölçekte bir cümleye daha rastlamadık.

Çok şükür ki Filistin ve Gazze topraklarının muhafızları, 60 yıldır canları ve mallarını feda ederek bu mübarek beldeyi korumaya çalışıyorlar.

Kudüs’ün muhafızlarına maddi, manevi her türlü desteği vermek bizim en temel görevimizdir.

Bu noktada sivil toplum kurumlarına çok büyük fedakârlıklar ve sorumluluklar düşmektedir.

Kudüs’ü devletlerin politik tutumları değil, halkların samimi inanç ve eylemleri koruyacaktır! 

YORUM YAZ