İran’a anlaşma için iki kritik madde önerisi…
İran’a anlaşma için iki kritik madde önerisi…
MUHAMMET KUTLU
Hepimizin yakından takip ettiği gibi siyonist terör devleti İsrail’in baskısıyla ABD’nin İran’a yönelik olarak başlattığı savaşın 108’inci gününde, ABD ve İran, terörsüz yaşayamayan İsrail’in itirazlarına rağmen barışa yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı.
Günlerdir mutabakat zaptının 14 madde olduğu belirtilerek, bu maddeler medyada tek tek sayıldı.
Ama ABD’nin İran’a 300 milyarlık bir yatırım fonu oluşturacağına dair olduğu söylenen madde, bizzat dün G7 zirvesi için Fransa’da bulunan Donald Trump tarafından, “10 sent bile vermiyoruz. Herhangi bir yatırım yapmıyoruz ve böyle bir fonumuz yok” ifadeleriyle yalanlandı.
Kalan maddelere göz gezdirecek olursak; Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasıyla, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın derhal ve kalıcı olarak sona erdiği yönündeki madde oldukça önemli görünüyor. Çünkü eğer Trump, imzasının arkasında durabilirse, İsrail Lübnan’dan çekilmek zorunda kalacaktır.
İran ve ABD’nin, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmaktan kaçınmayı taahhüt ettiklerine ilişkin madde ise İran’ın yenilerek siyonistlere diz çökmesini herkesten çok isteyen kukla veliaht bozuntusunu tamamen denklem dışına çıkaracaktır.
“ABD, deniz ablukasını kaldıracak ve en fazla 30 gün içinde trafiği tam kapasitesine geri döndürecektir; gemi trafiği, İran tarafındaki savaş öncesi trafik hacmiyle orantılı olacaktır. ABD ayrıca, nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde kuvvetlerini çevre bölgelerden çekmeyi taahhüt eder” ve “İran, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanması üzerine, teknik engellerin kaldırılması ve mayınların İran tarafından etkisiz hale getirilmesi ihtiyacını göz önünde bulundurarak, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde ticari gemilerin hareketinin 30 gün içinde savaş öncesi hacme dönmesini sağlamak için derhal adımlar atacaktır” şeklindeki maddeler de herkesin canını yakan petrol fiyatlarının düşmesi için çok önemli.
“İran, asla nükleer silah üretmeyeceğini yineler” şeklindeki nükleer taahhüt de bölge barışının tesisi açısından şimdilik oldukça faydalı olacaktır.
Diğer bazı maddelerle birlikte üzerinde uzlaşılarak imzalanan mutabakat zaptı, “Nihai anlaşma, BM Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanacaktır” şeklinde noktalanıyor.
Umarım bu madde İsrail için de bağlayıcı olur da bölge bir an önce barışa kavuşur.
Şimdi gelelim naçizane kardeş İran’a nihai anlaşmaya koydurmasını önereceğim iki maddeye…
Öncelikle ve ilk olarak, İran BM Güvenlik Konseyi’ni de işe dahil ederek, İsrail’in de “Asla nükleer silah üretmeyeceğine, ürettiklerini BM gözetiminde imha edeceğine ve bundan böyle nükleer silah bulundurmayacağına” ilişkin bir maddeyi anlaşmaya dahil etmelidir.
Bölgemiz ve dünya, eğer bu madde anlaşmaya eklenirse kalıcı bir barışa çok daha yaklaşacaktır.
İkinci olarak, İran gerek ABD’nin gerekse İsrail’in bölgede ve dünyanın diğer bölgelerinde yağmur, kar yağışını engelleyen, bulutların olgunlaşmadan dağılmasına neden olan ya da belli bir bölgeye ani ve aşırı yağış inmesine yol açan HAARP ve benzeri teknolojiler ürünü iklim silahlarını “bir daha asla” kullanmayacağına dair bir maddeyi de anlaşmaya ekletmelidir. Eğer bunu yaparsa, başta kendi halkı olmak üzere milyarlarca insanı açlıktan ve kıtlıktan kurtarabilirler. Sadece bunun sevabı bile onlara yeter.
Zira, para ve güce tapan ve küresel çete ve uzantılarının parlattığı sözüm ona akademisyen ve araştırmacı bozuntuları koro halinde “öyle bir şey yok” dese de, bu insanlık düşmanı emperyalist küresel çete, dünyanın istedikleri bölgelerinde kuraklık ve kıtlığa neden olarak başta nüfus olmak üzere pek çok alanda istedikleri değişiklikleri yapabiliyor yıllardır.
İnanmayanlar, İran Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerini bombalamadan önce tüm bölge kuraklığın pençesinde yaşam mücadelesi verirken, üsler yok edildikten sonra birden bire yağışların rekor düzeyde artmasına baksın.
Siyonist İsrail’in sinsi planıyla senelerce kuraklığa mahkûm edilen İran, tek damla yağış düşmeyen başkent Tahran’ı boşaltmayı bile düşünmeye başlamıştı.
İran’ın Körfez ülkelerindeki üsleri bombalaması sonrasında ülkemiz başta olmak üzere tüm bölgede yağışlar görülmemiş seviyede arttı. Irak’ın, Suriye’nin çölleri neredeyse sürekli yağan yağmurlarla yeşillenmeye başladı. İran’ın, Irak’ın ve pek çok ülkenin barajları, yağan yağmurlarla ağzına kadar doldu. Hatta baraj kapakları pek çok bölgede açılmak zorunda kaldı.
Evet, sadece iki madde ekleyecek İran anlaşmaya:
Bir: “İsrail asla nükleer silah üretmeyecek ve bulundurmayacak.”
İki: “ABD, İsrail ve müttefikleri, bölgede ve dünyanın hiçbir yerinde iklimlerle oynayacak girişimlerde bulunmayacak, tesis kuramayacak.”
İşte bu iki maddeyi anlaşmaya koyup kabul ettirebilirlerse dünya barışına ve insanlığa büyük hizmet etmiş olurlar.