Hem söver hem geçer hem uçarlar
Hem söver hem geçer hem uçarlar
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Oldum olası hiçbir solcu kesimi anlamış değilim. Devletimize, milletimize, bayrağımıza, vatanımıza nasıl bir aidiyetleri var bir türlü anlayamadım.
Dikkat edilirse “dinimize” demedim. Onu dünya âlem biliyor. Zaten tüm hırçınlıklarının, hırslarının, öfkelerinin, geçimsizliklerinin ve sevimsizliklerinin altında o var.
Neyse ki dinimiz her insan ve canlıya, Hakkın vergisi olarak bakmayı emrettiği ve hesaplarını kullara değil, Hakka verecekleri için neye inanmadıklarına karışamayız.
Biz de solcuların ekseri kısmı zengindir. Tatil bölgelerinde ve sahil kesiminde hangi partiye oy çıktığı malumdur. Ve en çok bunlar “açız” diye bağırırlar.
Devlet ve millet hesabına taş üstüne taş konulmasına karşı çıkarlar ama memleketin kaymağının en kıymetli yerini de onlar yer.
Emekçi derler, emekçilerin emeklerini sömürürler. Milletin sırtından geçinirler, geçindikleri sırtlara sırt dönerek; aşağılar, hor bakar, hizmetçilerine, çalışanlarına mülteci muamelesi yaparlar.
Türkiye’nin birliğinden, bütünlüğünden asla hoşlanmadıkları gibi kalkınmasını zerre istemezler.
Bu konuda örnek çok ama birkaç hususu hatırlatarak, neden hem söver hem geçer hem uçarlar meselesine değinelim.
•
İdeolojilerine olan amentülerinde yollar, havaalanları, köprüler, tüneller, demiryolları gibi millet ve devlet hesabına yapılan ne varsa karşı çıktıkları malumdur.
Mesela Osmangazi Köprüsü’nden başlayalım. Gebze ile Yalova arasındaki köprünün yapımına karşı çıkmışlardı.
Şimdi o köprüyü en çok onlar kullanıyor. Akdeniz ve Ege sahillerine oradan geçiyorlar. Üstelik İzmir’e kadar şahane bir otobandan. Otobana da karşı çıkmışlardı.
Gelelim Yavuz Sultan Köprüsü’ne! Ne kadar sol sivil toplum örgütü ve parti varsa, hepsi de üçüncü köprüye karşı çıkmış, eylem yapmış, Avrupa’ya bile şikâyet etmişlerdi.
Şimdi en çok onlar kullanıyor. Avrupa ile Asya arasındaki trafiğin önemli kısmını Yavuz Sultan Selim Köprüsü çekiyor oysa.
Sadece Avrupa ve Asya arasındaki transit trafik değil, esas köprünün civarlarında Beyaz Solcuların oturduğu lüks villalar, mahalleler var. İstanbul’un iç trafiğini çekmemek için köprüyü kullanıyorlar.
Köprünün yapımında ağaç katliamı derken, çevre kirliliği derken, bir bakmışsınız, meğer kendi villaları ve iş yerleri oralarda imiş!
•
Ya İstanbul Havaalanı? Gezi terörünü hatırlarsınız. İstanbul Havaalanı içindi. Şimdi havaalanını en çok kimler kullanıyor. Gezi terörüne katılanlar ve onlara destek verenler.
Günde Bodrum’a sadece İstanbul Havaalanı’ndan 15-20 uçak kalkıyor. İzmir’e 35 uçak kalkıyor. Daha Sabiha’yı saymıyoruz. Kim gidiyor buralara? Mevsimlik tarım işçileri mi?
Ezcümle:
Söverek, hakaret ederek, küfrederek, devlete millete zarar vererek, terör estirerek, anarşi çıkararak ne siyaset yapılır ne de fikir ve düşünce serdedilir.
Bu milletin dini-milli değerleriyle kavga edilmez. Milletle kavga, milletin devletiyle kavga demektir. Bu millet bu kavgaya prim vermez. Bunu anlamak çok mu zordur?