• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Allah’ın Nizamı İslâm (43)

18 Haziran 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Allah’ın Nizamı İslâm (43)

Prof. Dr. Yusuf Özertürk 

İSLÂM’IN KAYNAKLARI

A-KUR’ÂN

Kur’ân’ın Muhtevası

III- Hak -Adalet-Devlet

B- İSLÂM DEVLETİ


2- İSLÂM DEVLETİ

a- MEDİNE VESİKASI (Medine Sözleşmesi- MV)                                                                           

*Hz. Resulellah’ın tebliğ ve tatbikatlarına bakıldığında; tesis edilen sistemin, ‘Batı siyasi tarihinde’ anlatılan ‘Şehir Devleti’ anlayışından çok farklı olduğu görülür. ‘Batı Şehir Devleti anlayışı’, etnik, dinî ve aristokrat (imtiyazlı) sınıfsal farklılaşmayı esas alırken, İslâm Devlet anlayışı, İslâm’ın temelini teşkil eden; Tevhid, hukuk- adalet, liyakât ve şeffaflığı ve hesap verebilirliği esas almıştır. Medine vesikası, kabilecilik (ırkçılık), kayırmacılık (nepotizm), otoriter ve totaliter vesayet anlayışını yıkmıştır. MV, bütün insanların bir olan (Ehad) Allah’ın kulları olduğunu, kula kulluk yapılamayacağını, üstünlüğün ırkçılıkta ve kuvvette olmadığını, ancak hakta-hukukta ve Allah’a itaâtte olduğunu beyan etmiştir. Hz. Peygamber uygulamalarıyla, Medine’de yaşayan iki Arap kabilesi (Evs ve Hazreç) ve üç Yahudi kabilesi (Beni Kaynuka, Beni Kureyza ve Beni Nadir) arasında senelerce devam eden harplere son verdirmiştir. Hz. Peygamber(sav), devamlı savaşan ve bir arada huzur içinde yaşamaya hasret bu kabile topluluklarını, kısa sürede bir araya getirip bir siyasi birlik teşkil etti. MV, etnik, kültür ve inanç yönünden farklı olan kabilecilik ruhlu toplulukların, hiçbirinin diğerine üstünlük kurarak baskılamasını önledi ve birbirlerine saygı gösterek birarada yaşayabileceklerini hukuki olarak teminat altına aldı. MV, farklı gurupların birinin diğerine hakim olmasını değil, müşterek katılım esasına dayanan çoğulcu bir model sundu. Bir yerde yaşayan insanlar homojen değillerse, bir arada yaşama kültürü ancak müşterek bir mutabakat metni ile sağlanır. MV işte böyle bir vesikadır. Çoğulcu bir toplumda, birden fazla farklı hukuk sistemleri yürürlükte olabilir. Bu hükmün esası Kur’ân’ın şu hükmüne dayanmaktadır;  “(Resûlüm) De ki, sizin dininiz size, benim dinim de bana” (siz sizin hukukunuza, ben de benim hukukuma tabiyim.) Kâfirun-6.


*Bugün ülkelerin iç hukukları birbirlerinden farklı olduğu gibi. MV, objektif hükümleriyle farklı hukuk sistemlerinin çatı hukuk sistemi olarak görev yapmıştır. Yani Müslümanlar, Müşrikler ve Yahudiler nihai olarak MV’sının hükümlerine tabi olmuşlardır. MV, farklı kabilelere evvela kendi hukuk sisteminin işletilmesini öngörür. Kendi hukuk sistemiyle meseleleri çözememişlerse, o zaman çatı hukuk sistemine mesele götürülür (yani MV ve uygulayıcısı devlet başkanına). Tıpkı bu günkü ülke hukuku(iç hukuk) çözümsüz kaldığında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) götürme gibi.


*İslâm dışı sistemlerde (otoriter-totaliter, Marksist, Kapitalist, Demokrasi) ‘Devlet soyut ve kutsal’ kabul edilirken, İslâm’da; Devlet kutsal kabul edilmemiştir. İslâm’da, kutsal olanın sadece ve sadece Yüce Allah-ü Teâlâ olduğu vurgulanmıştır. İslâm anlayışında; Devlet, sadece İslâm’ın belirlediği ahlâkî ve sosyal hedefleri gerçekleştirmek ve toplumun huzurunu sağlamak için ihdas edilmiş bir araçtır, amaç değildir. Bu haliyle İslâm’ın devlet anlayışı, George, WF. Hegel’in diyalektik tezine dayanan ‘Millet-devlet’ anlayışından ayrılır. İslâm’ın devlet anlayışı; sömürüye dayanan imparatorluk, süper, ceberut devlet anlayışından farklıdır. İslâm; Bütün insanları kardeşlik hukuku içinde ele alır. İslâm, ceberut bir devlet anlayışından ziyade, güçlünün güçsüzü sömürmediği, imkanları hak ve adalet ölçüleri içinde paylaşmayı önceleyen, zalimlerin hasmı, ama zayıf ve mazlumların hamisi olan şefkâtli ve adaletli bir devlet anlayışını benimser.


*Medine Sözleşmesine, tarihte tesbit edilen ilk yazılı Anayasa’da denilebilir. Medine vesikası; Medine Şehir Devleti’nin, bugün modern devletlerde görülen (ABD, İsviçre, vs) bir ‘Konfederasyon’ (eyalet sistemi) yapılanmasına benzer bir sistemle yönetilmesine imkan verir.

*İslâm devletinde, Hz Resûlellah sadece Din’i tebliğ eden bir elçi olmayıp, aynı zamanda da bir devlet başkanıdır. MV, Hz. Resûlellah’ın adil ve bâsîretli uygulamasıyla Ortaçağı aşan bir devlet anlayışı getirmiştir. Bu sayededir ki, İslâm devleti, kısa sürede teşkilatlanıp siyasi bir güç olarak hükmü kıtalara geçmeye başlamıştır.

Netice olarak; Medine Vesikası, etnik, kültürel ve inanç olarak farklı kesimlerin sosyal barış ve huzur içinde bir arada yaşamalarını sağlayan bir Anayasa hükmündedir. Devam edecek…


Kaynakça

1-Ahmet Güneş, Medine Vesikasının İslâm Hukuku Açısından kaynak değeri. Ekev Akademi Dergisi, Erzurum-2008, 12;34.


2-Ahmet Akgündüz, Eski Anayasa hukukumuz ve İslâm Anayasası.

3-Ahmet Yaman, Tarihi ve hukuki yönüyle Medine Sözleşmesi/ Vesikası. Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce; İslâmcılık.                 

4-Mustafa Özkan, Medine Vesikası. TDV İslâm Ansiklopedisi, ek 2. cild, sy;212-215. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23