• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yücel Kaya
Yücel Kaya
TÜM YAZILARI

Ekrem Ağa’dan Özgür’e: “O zaman biz bu boku niye yedik?”

18 Haziran 2026
A


Yücel Kaya İletişim:

Ekrem Ağa’dan Özgür’e: “O zaman biz bu boku niye yedik?”

YÜCEL KAYA  

Aziz Nesin’e atfedilen meşhur bir Anadolu fıkrası vardır. 27 Mayıs darbesinin finalini anlattığı için solcular bu hikâyeyi iyi bilirler. 

Köyün birinde varlıklı, nüfuzlu, malı mülkü yerinde bir ağa yaşar. Aynı köyde de Bekir adında yoksul bir çoban vardır. Bekir’in malı yoktur, traktörü yoktur, sözü geçmez; ama çalışır, didinir, hayatını alın teriyle sürdürür. 

Bir gün Bekir, kasabaya gitmek için yola çıkar. Yol uzun, hava sıcak, ayaklar yorgundur. Tam o sırada arkadan traktörüyle ağa gelir. Bekir’i görünce durur, onu traktöre alır. İkisi birlikte kasabaya doğru yol almaya başlar. 

Bir süre sonra ağanın aklına şeytani bir fikir gelir. Yol kenarında gördüğü pisliği göstererek Bekir’e şöyle der: 

“Bekir, şu boku yersen bu traktörü sana veririm.” 


Bekir önce irkilir. Onuru ile fakirliği arasında sıkışır. Bir yanda insan haysiyeti, diğer yanda yıllarca çalışsa alamayacağı traktör… 


Sonunda nefsine ağır gelen ama yoksulluğuna cazip görünen o teklifi kabul eder. Pisliği yer, traktörün sahibi olur. 

Kasabaya artık Bekir traktörle, ağa da onun yanında varır. Ama ikisinin de içinde derin bir pişmanlık vardır. Bekir, bir traktör uğruna kendini bu hale düşürdüğü için ezilir. Ağa ise bir bok uğruna traktörden olduğu için yanar. 

Dönüş yolunda bu kez direksiyonda Bekir vardır. Ağa ise eski malının yanında yolcu gibidir. 


Bir müddet sonra Bekir de yol kenarında benzer bir pislik görür. Bu defa o ağaya döner ve der ki: 

“Ağam, sen de şu boku yersen traktörü sana geri veririm.” 

Ağa zaten pişmandır. Traktörü geri almak için fırsat kollamaktadır. Hiç düşünmeden iner, pisliği yer ve traktörü yeniden alır. 

Böylece kasabaya giderken ağanın olan traktör, köye dönerken yine ağanın olur. 

Köye yaklaşınca ağa birden durumu fark eder. Bekir’e döner ve sorar: 

“Bekir, biz kasabaya giderken bu traktör kimindi?” 


Bekir cevap verir: 

“Senindi ağam.” 

Ağa bir daha sorar: 


“Peki şimdi kimin?” 

Bekir yine aynı cevabı verir: 

“Yine senin ağam.” 

Bunun üzerine ağa, hikâyenin bütün ibretini içinde taşıyan o meşhur sözü söyler: 

“O zaman Bekir, biz bu boku niye yedik?” 

Bugün bu hikâyenin başka bir versiyonunu da benden dinleyin. 

Ama bu kez hikâyenin kahramanları Ağa ile Bekir değil; Ekrem Ağa ile Özgür. 

Hikâye, 2023 yılı Kasım ayı öncesinde başlar. 

Ekrem Ağa, Cumhurbaşkanı olma hevesiyle yanıp tutuşur. Özgür’ü de yanına alır. Zoom toplantıları yapılır. Önce Cumhuriyet Halk Partisi’ni ele geçirmek, ardından da CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olmak hedeflenir. 

Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’ni ele geçirmek o kadar kolay değildir. 

Bunun için güce ihtiyaç vardır. 

Gücün de siyasetteki en kirli karşılığı paradır. 

İddiaya göre Ekrem Ağa, İBB’de kurduğu “sistem” ile para meselesine çözüm bulur


YSK üyelerine hakaret dosyasından bilirkişi davasına, diploma tartışmasından casusluk iddiasına; en önemlisi de İBB merkezli çıkar amaçlı suç örgütü, rüşvet, ihaleye fesat, irtikap, kamu zararı, suç gelirlerinin aklanması ve kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması suçlamalarına kadar uzanan çok katmanlı dosyalar ortaya çıkar. 

Bütün bu süreçte hedef bellidir: 

CHP’yi ele geçirmek. 

Sonra da Cumhurbaşkanlığı adaylığının yolunu açmak. 

Yani anlayacağınız, CHP’yi ele geçirmek ve Cumhurbaşkanı adayı olmak için yenmedik bok bırakılmamıştır. 

Sonuçta 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu koltuğundan indirilir ve Özgür CHP Genel Başkanı olur. 

Fakat işler planlandığı gibi gitmez. 

Ekrem Ağa; İBB merkezli çıkar amaçlı suç örgütü, rüşvet, ihaleye fesat, irtikap, kamu zararı, suç gelirlerinin aklanması ve kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması gibi suçlamalar nedeniyle tutuklanarak Silivri’ye gönderilir. 

Ama CHP artık ellerindedir. 

CHP’ye göre Ekrem Ağa; rüşvet, ihaleye fesat, irtikap, kamu zararı gibi dosyalar nedeniyle değil, Cumhurbaşkanı olacağı için hapse atılmıştır. 

Özgür ise CHP Genel Başkanı olarak Ekrem Ağa’nın borazanı haline gelmiştir. 

Ancak çok geçmeden Özgür’ün seçildiği kurultayın, delegelerin hür iradesiyle yapılan tertemiz bir kurultay olmadığı iddiaları ortaya saçılır. 

Dosyalara ve iddialara yansıyan başlıklar vahimdir: 

Para karşılığı oy kullandırmak… 

Delegeye makam veya adaylık vaadi… 


İşe yerleştirme vaadi veya fiili işe alım… 

Market alışveriş kartı dağıtılması… 

Telefon, ev veya benzeri maddi menfaat teklifleri… 

Oy pusulasının fotoğrafını çektirmek… 

İkinci turu geciktirmek ve yanlış bilgi yaymak… 

Pavyon ve eğlence mekânları üzerinden delege pazarlığı yapmak… 

Yani CHP’yi ele geçirmek için her bok yenmiştir. 

Sonuçta istinaf mahkemesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda delege iradesinin para, menfaat, görev vaadi ve güç ilişkileriyle sakatlandığı kanaatine vararak kurultayı mutlak butlanla hükümsüz sayar. 

Bu sürecin ceza dosyasındaki adı ise Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesinde düzenlenen “oylamaya hile karıştırılması” suçlamasıdır. 

Böylece her şey tekrar başa döner. 

Özgür’ün genel başkanlığı artık yok hükmündedir. 

CHP Genel Başkanı yeniden Kemal Kılıçdaroğlu’dur. 

Yedikleri her bok, kanun önünde ortaya saçılmıştır. 

Mutlak butlan kararından sonra CHP Genel Başkanlığı elinden giden Özgür, soluğu Silivri’de ağasının yanında alır. 

Hikâye bu ya… 


Ağa, Özgür’e sorar: 

“Özgür, 38. Kurultay’dan önce CHP Genel Başkanı kimdi?” 

Özgür cevap verir: 

“Kemal Kılıçdaroğlu’ydu ağam.” 

Ağa tekrar sorar: 

“Peki şimdi kim?” 

Özgür boynunu büker: 

“Şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu ağam.” 

Bunun üzerine Ekrem Ağa, tıpkı bir traktör için boku yiyen ağanın Bekir’e söylediği, hikâyenin bütün ibretini içinde taşıyan o meşhur sözü tekrarlar: 

“O zaman Özgür, biz bu boku niye yedik?” 

Ancak bu hikâyenin sonu, Ağa ile Bekir’in hikâyesinin sonu gibi bitmez. 

Çünkü Ağa ile Bekir, yedikleri boktan sonra hiç değilse ne hale düştüklerini anlamışlardı. 

Bunlar ise anlamıyor. 

Anlamak istemiyor. 

Hâlâ millete demokrasi dersi vermeye kalkıyorlar. 

Hâlâ “temiz siyaset” nutku atıyorlar. 

Hâlâ “halk iradesi” diyorlar. 

Hâlâ “adalet” diyorlar. 

Yani sizin anlayacağınız arkadaşlar. 

“Boku yemeye devam ediyorlar!” 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23