Abdullah Gül! İşte açgözlülüğünün sonu!
Bir kere doğru konuşmadın Abdullah Gül!
“Aktif siyaseti bıraktım” dedin ama asla aktif siyaseti bırakamadın.
7 Şubat MİT krizi sürecinde… Gezi Kalkışması sürecinde… 17-25 Aralık sürecinde… 15 Temmuz darbe kalkışması sürecinde…
Yahu sana daha hangisini sayayım?
Cumhurbaşkanı yapan Reis’e, seni Cumhurbaşkanı yapan millet iradesine karşı neden el kesesinden muhalefet yaptın?
Gerçek şu ki Abdullah Gül!
Aslında sen, aktif siyaseti de Reis’e karşı aktif muhalefeti de asla bırakmadın. Hep sinsilik yaptın… Hep dipten dipten işler karıştırdın.
Sahi Fehmizabet’in karnından söylemiştin diye aklıma geldi. Başkanlık sistemine neden karşısın? Sen mi karşısın yoksa Reis düşmanları karşı diye mi karşısın? Bel bağladıkların, BAE’deki İngiliz tasmalı finansörler karşı diye mi karşısın?
Madem müflis siyasetinin farkına vararak geri adım attın, bari itiraf et de millet rahatlasın!
Beni kimlere şikâyet ettiğini… Kimlerin eliyle ve diliyle itibarsızlaştırmaya çalıştığını çooook iyi biliyorum Abdullah Gül! O yüzden gel sana biraz nostalji yaşatayım! Bak bu yazıyı teeeee 21 Ekim 2015 Çarşamba günü yazmıştım…
Bana “acımadı kiii, acımadı kiii” diye caka sattığın zamanları düşünüyorum da… Oku bak bakalım…
“Allah gözünü doyursun Abdullah Gül!
Bakan oldun…
Başbakan oldun…
Cumhurbaşkanı oldun…
Yahu daha ne istiyorsun Abdullah Gül?
Allah gözünü doyursun!
Bu ne makam hırsıdır, bu ne tahammülsüzlüktür böyle?
Bu ne ihtirastır, söyle?
Bu ne “hep bana, hep bana” politikasıdır?
Ölümlü dünyada bu ne doymaz iştahtır?
Memleket böyle bıçak sırtı bir süreçteyken, bu ne vurdumduymazca ataklardır?
Şimdi sırası mı bu ergen triplerin Abdullah Gül?
Sırası mı (…) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı By-Pass etmenin?
Sırası mı Bilderberg Fehmigül’ün aklıyla dostlarını incitmenin?
Sırası mı casus FETÖ&PKK ile aynı hedefe doğru ateş etmenin?
Sırası mı “AK Parti kongresine katılmayacağım” demenin?
Vatan hainlerinin ekmeğine yağ sürmenin sırası mı?
Dün seni Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsına, AK Parti’ye hiç mi sadakat göstermezsin?
Nasıl Cumhurbaşkanına nispet yapar gibi gizli toplantılar düzenlersin?
Hiç mi vefa yok sende?
Cumhurbaşkanı olmuş bir makam sahibinin asaletine yakışıyor mu bu tutumun?
Cumhurbaşkanlığı yapmış adamsın…
Fehmigül, Haşimgül gözüyle değil, vicdan gözüyle bakarsan, haksız olduğunu er geç anlayacaksın!
•
Ankara’da hain bir terör saldırısı oluyor…
Yüzü aşkın vatandaşımız ölüyor…
Ama sen, başsağlığını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dileyecek yerde, sırtını terör örgütlerine yaslayan Proje Selahattin’e diliyorsun!
Diyarbakır’daki, Suruç’taki, Ankara’daki saldırıların suç ortağı Proje Selahattin’e…
Ben mi hatırlatmalıyım?
Cumhurbaşkanlığı protokolünde muhatabının, taziye ev sahibinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu…
Terör işbirlikçisi Proje Selahattin’e başsağlığı dilemeyi de nereden çıkardın, söyle?
Yakıştı mı sana, şehit olan onca askere, polise, sivile rağmen PKK işbirlikçisi HDP’ye başsağlığı dilemek?
Makamına, mevkiine, Müslümanlığına yakıştı mı? Düşün bir…
Proje Selahattin’i muhatap aldın da ne oldu?
Söyleyeyim… Bir çuval incir berbat oldu…
Bomba cici çocuğun elinde patladı çünkü!
Cici oğlanı cilalayıp piyasaya kakalayan üst aklın kurduğu tuzak, başlarına yıkıldı!
FETÖ’nün, (Hasan Abi’nin ifadesiyle) Soros&Bush çocuklarının “ümitleri sinelerinde kaldı” “Allah, bir şey olmalarına izin vermedi”
Şimdi millete ne diyeceksin Abdullah Gül?
PKK’nın FETÖ desteğiyle Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da vahşice katlettiği yüzlerce can için tuttun, Cici oğlanın sazına, Fehmigül’ün gazına, Haşimgül’ün dolduruşuna gelerek HDP’li Demirtaş’a başsağlığı diledin.
Sana bir şey söyleyeyim mi Abdullah Gül?
Biz ne kadar ayna tutarsak tutalım…
Biz ne kadar yazarsak yazalım…
Bizim sözümüzden sana zarar gelmez.
Amaaaaa… Şu senin “üst akılların” var ya, o muhannet üst akılların…
Dolmuşuna bindiklerin…
Bilderberg Fehmigül’lerin…
Onların sözüyle hareket ederken biraz düşün derim.
Çünkü farkında mısın bilmem ama kariyerini imha etmek üzeresin!
Bunun için düşünmeye değer derim…
Düşman düşmana yapmazdı senin kendine yaptığını…
Kendine verdiğin zararı, sana düşman yapmazdı.
Keşke yapmasaydın…
Etrafındaki “kullanışlı çıkarcıların” istediklerini… Fakat yaptın…
Unutma ama…
Raf ömrümüz tükenince hepimize, tabutumuzu taşıyacak üç-beş inanmış adam lazım!
Gel etme, eyleme…
Eski dostluklarını heba etme…
Olacağın kadar makam sahibi olmuşsun zaten… Yeter de…
Üç kuruşluk dünya makamı için, dostlarını küstürme!
Eğer bu üç-beş inanmış adamı üzersen bil ki…
Biz Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a (…) ihanet edenleri, dost tuzağı kuranları asla affetmeyiz!
Cumhurbaşkanımızı (…) asla yedirtmeyiz!”
Ha şimdi Abdullah Gül’ün geldiği noktaya bakın… Haksız mıymışım?