Hani “Canan’ları artırmalıydınız?”
Şu CHP’liler “alem” insanlar!..
HDP ve SP’nin desteğiyle İstanbul’da galip geldikleri 31 Mart seçimlerinden sonra;
“Mustafa Kemal’le kazandık!” demişlerdi.
Kazanılan başarının “gizli kahramanı” ilan ettikleri Canan Kaftancıoğlu’nu ise;
“Oganizasyon yeteneği olmayan kabiliyetsiz kazmalarla dolu siyaset dünyasının, genç, tek taş pırlantası” ilan ederek, “Canan’ları artırmalıyız” kararı almışlardı.
*
Şimdilerde ise, 2012 yılında attığı bir twitte; “Atatürk’ün askerleriyiz sözü bana militer geliyor”dediğini bildikleri halde CHP’nin “ilk kadın” İstanbul İl Başkan’ı seçtikleri Canan Kaftancıoğlu’nu, sırf “Atatürk” yerine “Gazi Mustafa Kemal” dedi diye “linç” ediyorlar.
Yetmiyor!
“Atatürk diyemeyen bir il başkanına da gereken ders verilmezse bu da bizim en büyük ayıbımızdır.” diyerek, Kaftancıoğlu’ndan “hesap sorması” için Kemal Kılıçdaroğlu’nu gaza getirmeye çalışıyorlar.
*
Bu tartışma, Canan Kaftancıoğlu’nun isminin karıştığı parti içi ilk tartışma değil…
Geçtiğimiz aylarda, 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun “kampanya direktörlüğü”nü üstlenen Necati Özkan’ın, seçim dönemini ve yürütülen kampanyayı anlattığı “Kahramanın Yolculuğu” adlı kitabı piyasaya çıktığında da benzer bir tartışma yaşanmıştı.
Kaftancıoğlu, “CHP İstanbul İl Örgütü ile Ekrem İmamoğlu arasına duvar örmek”le suçladığı Özkan’ı, kitap bahanesiyle;
“Kahramanın hikâyesini yazıyorum diyerek kahramandan daha çok kendini kahramanlaştırmaya çalışıyor” diyerek, açıkça eleştirmişti.
Necati Özkan da, geçtiğimiz günlerde masada domuz bulunan “fotoşop”lu bir görseli sosyal medyada paylaşarak, suçu “Troll” dediği AK Partililer’in üzerine atsa da…
Hiçbir isim ve kaynak gösteremeyen Özkan’ın, eşi domuz eti yemekle maruf Kaftancıoğlu’nu kamuoyu önünde tartışma konusu yapmak ve böyle bir “kurgu”yla ondan intikam almak istediği iddia edilmişti.
CHP’lilerin “amaca giden her yolu mübah” gördüklerini göz önünde bulundurduğumuzda, geçmişte Topçu subay olarak TSK’da görev yaparken, Marksist-Leninist görüşlerinden dolayı re’sen emekli edilen reklamcı Necati Özkan’ın da önce Kemal Kılıçdaroğlu, ardından Ekrem İmamoğlu ile çalıştıktan ve CHP’lilerle içli dışlı olduktan sonra böyle bir yola tevessül etme ihtimali oldukça yüksek görünüyor.
*
Öte yandan…
CHP’lilerin “Canan’ları artırmalıyız” dedikleri, fakat bir tanesiyle bile baş edemedikleri Canan Kaftancıoğlu’nun da Necati Özkan’dan aşağı kalır yanı yok.
O da yakaladığı fırsatları değerlendirmeyi seven “oportünist” biridir.
Şöyle ki;
Canan Kaftancıoğlu, 11 Nisan 1980’de, evinin kapısında, kızının gözleri önünde uğradığı bir suikast sonucu ölen Ümit İlhan Kaftancıoğlu’nun oğlu Ali Naki ile evli.
Hani şu “kuzinede pişmiş patates” yemeyi seven babanın, bir oturuşta bir domuzun ¼’ünü yiyen adamla.
Ali Naki Kaftancıoğlu, karısının partisi CHP’nin dönemin “Genel Başkanı”nın; “Ergenekon’un avukatıyım” dediği bir ortamda;
“Tetiği çeken eller belli olsa da arkasındaki güçler belli olmadı” diyerek, cinayetin arkasında “Ergenekon Terör Örgütü”nün olduğuna inandığını söylemiş biridir.
Yani, eşinin partisi CHP’yi, babasının katillerini savunmakla suçlamıştır.
Canan Kaftancıoğlu ise o günlerde;
“Babaları suikasta kurban giden veya düşünceleri nedeniyle katledilen çocuklar” için “organizasyon”lar düzenlemektedir.
Bu küçük organizasyonlardan kısa bir süre sonra ise “Canan Kaftancıoğlu” ismi,
“Toplumsal Bellek Platformu”nun kuruluşunda karşımıza çıkıyor.
2011’de ise “Toplumsal Bellek” adına CHP İstanbul 3. Bölge’den milletvekili “aday adayı” olarak görüyoruz onu.
Sonrasında ise dönemin İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’nın himayesiyle, Canan Kaftancıoğlu’na CHP’nin ilk kadın İstanbul İl Başkanı olmasının yolu açılıyor.
Peki!
Kendisi “Atatürk” dememeyi tercih ederken, siyasi istikbalini borçlu olduğu kayınpederi Ümit İlhan Kaftancıoğlu ise hayatta iken “Mustafa Kemal” için ne derse beğenirsiniz?
“Ben Atatürk’ün kurtardığı toprakları çiğneyerek büyüdüm. Beni, yaşadığım inlerden, mağaralardan o kurtardı.”
*
Özetle!..
“Mustafa Kemal” demeyi tercih eden CHP’linin de..
“Atatürk” demeyi tercih eden CHP’linin de yalnızca bir amacı vardır, o da menfaat…
Yaşanan tartışmada söylenen sözlerin, edilen hakaretlerin tümü, “laf-ı güzaftır!..”