--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Başöğretmenliğe” karşı çıkanlar, yoksa “boş öğretmen” mi?

Zekeriya Say
Zekeriya Say
121

 

1946 yılında, ABD’li senatör J. William Fulbright’ın Amerikan Kongresi’ne sunduğu bir kanun teklifiyle başlatılan ve 27 Aralık 1947’de, CHP’nin milli şefi İsmet İnönü zamanında imzalanan “Fulbright Antlaşması” ile 75 yıldır dış güçler tarafından eğilip-bükülen…

Hiçbir bilimsel gerçekliği olmayan ve evrimci ön kabulle hazırlanan ders kitapları ile Müslüman Anadolu’nun kimyasına uymayan, yaratılış gerçeğini öteleyen, Allah inancını zedeleyen ve ateist fikirlerin empoze edildiği müfredatlarla şekilden şekle sokulan “Milli Eğitim” bir türlü dikiş tutmuyor. 

Mevcut ve geçmiş hükümetlerin onca hamlesine rağmen şimdiye dek arıza arzulanan oranda giderilemezken, eğitim sistemimiz yıllardır palyatif çözümlerle ayakta tutulmaya çalışılıyor.

Üstüne bir de yanlış öğretmen politikaları eklenince, sorun iyice içinden çıkılmaz hale geliyor. 

Bendeniz bu yazıda, dilimin döndüğünce eğitim ordusunun vazgeçilmezleri olan öğretmenlerimiz hakkında birkaç kelam etmek istiyorum. Çünkü sistemdeki sorunun kaynağının eğitimin verilme şekli ve araçlarından ziyade, eğitimi veren insanlarda, yani öğretmenlerde yattığını düşünüyorum.

Zira bugüne kadar ekseriyetle öğrenciler günah keçisi ilan edilse de…

Eğitimin temel maksadı ve hedefi “insan” yetiştirmek olduğuna göre, hiç şüphesiz ki bu sorunda en önemli faktör “insan yetiştiren insan” olan “öğretmenlerdir.

Geçmiş dönem uygulamalarına bakıldığında, yapılan niteliksiz öğretmen atamaları, sistemde kalıcı hasarlar bırakmıştır.

Örneğin…

1978-1979 CHP hükümeti döneminde, ‘Her yurttaşa üniversitede örgün eğitim’ vaadiyle yola çıkan ve MEB’e bağlı kurduğu üç yıllık ‘Eğitim Fakülteleri’ yetersiz olduğu için onları hızlandırarak her bir yıl için 15 gün okutarak toplamda 45 günlük ‘hızlandırılmış eğitimin’ ardından öğretmen yetiştirdiğini düşünen ‘Karaoğlan’ lakaplı Bülent Ecevit’in yetiştirdiği(!)…

Her dersi haftada ancak iki saat gören ve iki haftada gördüğü dört saat ders ile sınava giremeyeceği için sözde ‘mülakat’ adı altında torpille atanan 100 bin civarında öğretmen ile kaliteli bir eğitimin verilmesi şöyle dursun…

Adeta, Milli Eğitimin köküne kibrit suyu dökülmüştür.

Üstelik Eğitim Enstitülerinin % 99’u sol fraksiyonların elinde olduğu için hızlandırılmış birer kara cahil olarak yetiştirilen öğretmen görünümlü o militanlar; 

“Osmanlı İmparatorluğu döneminde edebiyatımızın genel özelliklerini sosyoekonomik yapıyı göz önünde bulundurarak anlatınız?” sorusunu bile anlamayarak…

“Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk önce köleci yönetim sistemi hâkimdi. Daha sonra ise yarı köle durumunda olan feodalizm vardı” şeklinde, ezberletilmiş sığ cevaplar vererek, birkaç neslin geçmişiyle olan bağını kesmiştir.

Peki ya!..

1996-1997 REFAHYOL döneminde; ‘ziraat’, ‘veterinerlik’, ‘dişçilik’, ‘eczacılık’ ve ‘orman’ gibi fakültelerden mezun olan ve ot veya sığır yetiştirmesi gerekirken, öğrenci yetiştirmeleri için öğretmen yapılan dört yıllık üniversite mezunlarının neden olduğu, “öğretmen olmayan öğretmenler” sorununa ne demeli?

Maalesef o dönemki yanlış uygulamalar nedeniyle, eğitim camiasına öğretmenlikle uzaktan yakından hiç alakası olmayan yaklaşık 7 bin kişi dahil edilmişti. Bereket, Başkan Erdoğan liderliğindeki AK Parti iktidarı, göreve gelir gelmez bu kişilerin büyük çoğunluğunu alanlarıyla ilgili devlet kurumlarına göndererek bu tarihi hatadan dönmüş oldu. 

Bana göre iktidar, ülke eğitimi için en önemli adımını 14 Şubat 2022’de, Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ ile atmış oldu.  

Şimdilerde sol-seküler cenahta büyük bir rahatsızlığa neden olan, sağ-muhafazakâr cenahta ise yeterli ilgiyi görmeyen ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ ile inşallah, sistemde kronikleşen arızalar büyük oranda giderilecek gibi görünüyor.

Zira öğretmenliği ‘kariyer temelli meslek grupları’ arasına alan yeni düzenlemeyle birlikte öğretmenler bilgileri, tecrübeleri ve donanımlarına göre tasnif ediliyor ve aday öğretmenlik, öğretmenlik, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik kadroları ile görev ve sorumlulukları netleşiyor. Mesleği seven ve kendilerine güvenen öğretmenler, bu uygulamaya birlikte gereken ilgiye ve haklarına kavuşmuş olacaklar.

Başkan Erdoğan’ın önceki gün açıkladığı verilere göre, mevcut 1 milyon 100 bin civarındaki öğretmenden 614 bin 446’sı “uzman öğretmenlik” ve “başöğretmenlik” kadroları için başvuruda bulunmuş. Yüksek lisans ve doktora yapmış olan 90 bine yakın öğretmen ise yapılacak sınavdan zaten muaf olduğu için, geriye bu tarihi reforma direnen küçük bir zümre kalıyor.

İşte bu zümre ve onları tahrik eden zillet paydaşları, sol tandanslı eğitim sendikaları ile istemezükçü zihniyet, “İş yerinde çalışma barışı bozulacak” şeklinde uyduruk gerekçelerle, uzun süredir Öğretmenlik Meslek Kanunu’na itiraz ederek, iptalini istiyor. 

Sınavda geçer not olan 70’i alamayacağını düşünerek başöğretmenliğe karşı çıkan ve  muhtemelen kendilerini geliştirmedikleri için yeni nesil soruları bile kavramaktan aciz bu zümre, muhalefetin ve Eğitim-İş gibi sendikaların kışkırtmasıyla 31 Ağustos’ta, yurt genelinde, “Öğretmene saygı” başlığı adı altında itaatsizlik eylemleri yapmaya hazırlanıyor.

Tabii, eğitimcilerdeki birikimi, tecrübeyi ve donanımı tespit ve tescil edecek bu uygulamaya karşı çıkan eğitimcileri görünce, haliyle insanın aklına;

Acaba, başöğretmenliğe karşı çıkanlar, yoksa “boş öğretmen” mi? sorusu geliyor. 

 

Yorumlar

(121)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nefsini bile Rabbini bilir , Rabbini bilen haddini bilir.

26 Kasım 2022 20:10

Haktan hukuktan bahsetmeden önce iyice araştırın. Yaklaşık 4-5 yıl önce eğitim fakültesi mezunu olmayan ve kpss siz olarak sadece 5 yıl ücretli öğretmenlik yaptıkları için 5000 kişiyi kadrolu öğretmen olarak kim atadı ?  

YÜKSEL

29 Ağustos 2022 12:45

yazıklar olsun, eğitimden bi haber olduğun nasıl belli. Ben şimdiye kadar hem iktidar yanlısıydım ve olacağım da. Bu uzmanlık konusunda her ne kadar çoook kızsam da diğer ne olduğu belli olmayan partilere pirim verecek halim yok. madem eğitim ile ilgi yazdım o zaman şu soruma cevap ver. 1997 ve 2002 yıllarında Ziraat mühendisliğinde mezun olmuş ve öğretmen eksikliğinden öğretmen olarak atanmış bir kişi sığır yetiştirciliği konusunda yüksek lisans yapmışsa uzman öğretmen olacak, ama ben değil. Zira sistem bunu gerektiriyor. ya yüksek lisans yada sınav. kaldı ki yüksek lisansın içeriğine bakmıyor. yani özel üniversitelere ve ver parayı al yüksek lisansı uzman ol. Ayrıca eğitimin içeriğine ve videolara baktın mı. Okumaktan aciz prof lar yüzüne okuyarak bize öğretmenlikle alakası olmayan konularda ezberciliğe dayalı ders veriyor. 25 yıllık öğretmenin kendimi bilgisayar dahil pek çok konuda geliştirdim ve gelişime de açığım. ama böyle uyduruk eğitim ve ezbercilikle değil. zaten eğitim sistemine de aykırı. ayrıca sana bir şey daha söyleyeyim gir araştır. Şuan eğitimde beğenmediğin bir çok öğretmen 2005 yılında yapılan uyduruk bir sınavla şuan uzman zaten. sadece senin dünyadan haberin yok. Ayrıntılı için iletişime geç daha anlatacaklarım çok. Buna rağmen ısrar ediyorsan yazıklar olsun diyorum

Türkçeci

28 Ağustos 2022 22:42

Öğretmen arkadaşlarıma şu dili uzun, hadım edilmiş idraklere cevap verdikleri için şaşıyorum. Bu adamların görevi şakşakçılık yapmaktır; düşünmek, araştırmak bunların görevi değildir.

Yaşar ŞENYAYLA

27 Ağustos 2022 23:17

Sayın Zekeriya Say sınava karşı çıkan küçük bir zümre diyorsunuz.Zerre kadar araştırma yapmamışsın. Başvuru yapanların belki % 80'i sınava karşı. Çünkü iki ay kadar kısa bir zamanda 240 tane video izlenecek iklim değişikliği ile Paris anlaşmasının kabulü hangi sayılı resmi gazetede yayınlandığını bilerek kariyer sahibi olmanın öğretmene ve öğrenciye ne faydası olacak.Seminerlerde anlatılanların üçte ikisiz sunuş şekli monoton ve sıkıcı. İdda ediyorum eğitim-öğretim ile ilgisi olan bir kişi 10 tane video izlesin bizden daha fazla karşı olur. En az bir yıl abonelere akit gazetesi dağıtımı yapan ve en az 4-5 yıl akit gazetesi abonesi olarak özelliklede rahmetli Hasan Karakaya okuru olarak yazınızın gerçeği yansıtmadığını belirtmek isterim.

Öğretmen

27 Ağustos 2022 21:41

Yazdıklarınızı şaşkınlıkla okudum. Sizi bu günlere getiren öğretmenlere çok üzüldüm. 

Nurettin

27 Ağustos 2022 20:14

Ziraat Fakültesi mezunlarını öğretmen yaptıklarını neden söylemiyorsun

Resul

27 Ağustos 2022 17:46

İşi bilmeyen bu konuda bilgi sahibi olmayan gazeteci hükumete yalakalık amacıyla yorum yapma .20 yılda eğitimle sürekli değişik yöntemler uygulayıp bir sonuç elde edemeyince dur öğretmenlere bir sınav yapayım demek mi reform oluyor.Kendini gazeteci sanan maşa yorumcu

Salim Gürbüz

27 Ağustos 2022 17:23

Maalesef sığ bir zihniyetle yazılmış sadece CHP zihniyetine muhalefet etmek için yazılmış eksik,cahilce yazılmış ve sonu hakareyle biten bir yazı. Bir zamanlar takipçisi ve abonesi olduğum her fırsatta alıp okuduğum bir gazetede böyle bir yazının yayımlanmadı beni üzdü. Balık baştan kokar deyimiyle milli eğitim politikalarını yürüten,iki üç yıla bir müfredat değiştiren ,kitapları yazan öğretmenler olduğu için öğretmenler suçlu. Hatta 1.300 civarında öğretmen ve binlerce eğitim fakültesi hocası dururken 20 yılda bir tane bile eğitim fakültesini bitiren bir tane bile milli eğitim bakanı bile olmayın suçlusu yine öğretmenler. Öğretmenlere üç kuruş fazla para verecek onu da şartlara bağlayanlar in suçlusu da öğretmenler. Bir ilkokulda çocuğunu istediği öğretmene verebilmek için bakan, milletvekili arayanlar yine ôgretmenler. Okul idaresinin böyle basit işleriyle uğraşmak yerine okulun ihtiyacı var mı diye arayıp sorsalar daha mantıklı olurdu sanırım. Şimdiye kadar 1 defa yapıldığı için veliler tarafından pek bilinmeyen uzman öğretmenlik meselesi bu yi ayyuka çıktı bundan sonra veliler pazardan domates seçer gibi öğretmen seçmek isteyecek. Seçilmeyen öğretmen in görevine son mu verilecek. Benim okulumda doktorasini yapan biyoloji mezunu öğretmenini kimse istemiyordu sınıfında ögretci sayısı diğer şubelerden neredeyse yarı yarıya idi. Allah'tan ki üniversite geçti . Bu arkadaş bizde kalsaydı şimdi başöğretmen olacaktı. Acaba hak ettiği için mi olacakti. Ben bir önceki döneme askerlik yaptığım için uzmanlık sinavina giremedim benimle mezun bayan arkadaşlar sınava girip uzman oldu . Suçum Dr ketime bedava hizmet etmek miydi. Daha uzaaar gider. Lütfen bir eleştiri yapacaksanız adam gibi yapın. Boş gazeteci gibi yapmayın. Allah'tan ki gazetenize üyeliğimi iptal ettirmişim ara ara alıyordum bundan sonra asla alıp okumam vesselam.

Ali

27 Ağustos 2022 15:33

Öğretmenler üzerinden pirim moda oldu artık. Hadi iyisin zeki (adın zeki idi galiba) sen de meşhur oldun... Bir iki yazi daha patlattin mi öğretmenler aleyhine adını tam öğreniriz

Fatih

27 Ağustos 2022 14:00

Lüzumsuz

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle