T24 için attığı iftiralarla yüzleşme vakti!
Mesleğe Cumhuriyet gazetesinde, “stajyer muhabir” olarak adım atan Doğan Akın, 11 yıl boyunca burada çalıştıktan sonra, Milliyet’in Haber Müdürlüğü’ne terfi etti.
Burada dönemin Başbakanı Tansu Çiller’i “devleti arpalık olarak kullanmakla” suçladığı “yolsuzluk” haberleri sayesinde “Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü”ne layık görülen Akın, Mezkur ödülden sadece bir yıl sonra Anadolu Ajansı’nın “yönetim kuruluna” atanarak, “arpalık” olarak gördüğü devletin imkânlarına kavuştu.
Akabinde…
“Doğan Burda Dergi Grubu”nda yayın direktörüyken, dergi grubunun ilk haber portalı olan “tempo24.com.tr’yi kurdu.
2 Şubat 2009 tarihinde yayın hayatına başlayan Tempo24 haber sitesi, 4,5 ay sonra kapandı.
Doğan Akın da “kredi kartına taksitle” aldığı bilgisayarlarla, 1 Eylül 2009’da kendisine ait “T24” adlı haber sitesini kurdu.
Yıllarca büyük holdinglerin plazalarında gazetecilik yapan Akın, içinde bulunduğu ortamı yadsıyor, “Holding medyasında çalışarak gerçek gazetecilik yapılamaz” diyordu.
Kendi sitesi T24’ü ise, “Hiçbir kişi, kurum, kuruluş ve oluşumla doğrudan, dolaylı ya da rastlantısal bir ilişkisi bulunmayan bağımsız bir internet gazetesi” olarak tarif ediyordu.
Fakat!
T24’ü kurar kurmaz ilk iş olarak bazı şirketlere gidip onlarla “kontratlar” imzalayıp, oradan elde ettiği gelirle haber sitesini büyüttü.
“Ağırlanmış gazetecinin hiçbir şeyi sorgulayamayacağı” tezini savunan Akın, dönemin TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’e T24’te yazı yazdırarak, kendi sitesinde Türkiye’nin kerli ferli iş insanlarını ağırlamakta ise hiçbir beis görmüyordu.
T24’ü, “başını sokacak bir masal”a benzeten Akın, hak ettikleri reklamların kendilerinden esirgenmesine üzüldüğünü iddia etse de muhafazakar firmalardan reklam almıyor, kendince “omurgalı” bir duruş sergilediği izlenimi veriyordu.
Zengin gazete sahiplerini “itibar dilenen budalalar...”, bu gazetelerde çalışanları ise “gazetecilik oynayanlar” diye yaftalayan Doğan Akın; T24’ün reklam gelirlerinin, çalışanlarının ücretlerini, yol paralarını, sigorta primlerini, gelir vergilerini ve şirketin kurumlar vergisini ödemeye yetmemesinden de sık sık şikâyet ediyordu.
Hatta!
Yazarlarının çoğuna telif ödemesi dahi yapmadıklarını söyleyerek, “kıt kanaat” geçinen bir internet gazetesi olduklarını ima ediyordu.
Tabii…
Bir yandan “parasızlıktan” hayıflanırken diğer yandan T24’ün “Türkiye’de teknolojik altyapısı ve sosyal medya entegrasyonu en kuvvetli sitelerden birisi” olmasında övgüyle bahsediyordu.
Derken…
On yedi yıl önce, kredi kartına taksitlerle aldığı bilgisayarlarla kurduğu ve ilk yıllarda “geliri işçilerin yol parasına dahi yetmiyor” dediği T24’ü, 2020 yılında sessiz sedasız bir şekilde…
Üstelik İstanbul’un tam göbeğinde, kira bedelinin oldukça yüksek olduğu Taksim Meydanı’nda bulunan yaklaşık 170 metrekarelik “BİRİNCİ SINIF” lüks bir ofise taşıdı.
Zengin gazete patronlarını “itibar dilenen budalalar...” diye yaftalayan ve plazalarda gazetecilik yapılamayacağını savunan Doğan Akın’ın, kendisine ait T24’ü taşıdığı lüks mekan ise CHP’nin ortağı olduğu İş Bankası’nın şirketi İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A. Ş.’ye (İş GYO) ait “Ofis Lamartine” adlı plazanın 7. katının tamamıydı.
Doğan Akın ve ekibi, işte bu lüks mekanda topladığı isimlerle “gazetecilik” adı altında klasik operasyonlara imza atıyordu.
Aralarında bu fakirin de olduğu yerli ve milli medyanın kalemlerini hedef alarak, her türlü itibar suikastını itina ile yerine getiriyorlardı.
Bu isimlerden biri de Allah’ın lanetlediği eşcinsel sapkınlığa karşı amansız mücadele veren, bu bataklığın içine çekilmiş masum gençleri o çukurdan çekip çıkarmaya çalışan Prof. Dr. Ahmet Akın’dı.
CHP’nin bankası İş Bankası’nın şirketi İŞ GYO’ya ait “Ofis Lamartine” adlı plazadan iftira üreten ve yayan T24, LGBTİ lobisine yönelik mücadelesiyle tanınan Prof. Dr. Ahmet Akın’a yönelik zaman ayarlı bir itibar suikastını ise geçtiğimiz yıl mart ayında tam da iftar saatinde yayına sokmuştu.
Yakından tanıyanların nasıl bir mücadele içerisinde olduğunu çok iyi bildiği..
LGBTİ sapkınlığından kurtardığı çocuklarla birebir görüşmüş biri olarak bendenizin de acizane kefil olduğum Prof. Dr. Ahmet Akın Hocamıza, beyni yıkanmış bir iki müfterinin beyanını esas alarak ‘taciz’ iftirası attılar.
4 Mart 2025 tarihinde, akşam saat 17.30 sularında devreye sokulan bu kirli iftiranın üzerinden tam 575 gün sonra dün çok önemli bir gelişme yaşandı…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürütmekte olduğu ve eşcinsel ahlaksızlığın kökünün kurutulmaya çalışıldığı “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında…
Doğan Akın’a ait T24 sitesi hakkında, son 1 yıl içerisinde Haçlı Batı’nın fonladığı LGBT sapkınlığını öven ve eşcinsel ahlaksızlığın propagandası niteliği taşıyan tam 118 adet içeriği üretip, yaydığı için, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğince kapatılma kararı verildi.
Ben yazımı kaleme aldığım saatlerde, T24 adlı internet haber portalının, internet ve sosyal medya hesaplarının kapatılması kararı, uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı’na gönderilmişti.
O saatlerde henüz kapatılmayan T24 ise manşet haberinden “mağdur” edildiğini iddia ediyordu.
Oysa mağdur ettiği Prof. Dr. Ahmet Akın gibi kıymetli insanların “ahı” ile yüzleşiyordu.
Bu arada…
Umarım T24’ün iftirasını ciddiye alıp, Prof. Dr. Ahmet Akın Hocamızı hedef alanlar bu olanlardan sonra utanır da gereğini yaparlar!..







