--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ali Babacan bu yazıya da ağlayacak mı?

Zekeriya Say
Zekeriya Say
24

Ekrem İmamoğlu’ndan sonra Facebook ve Instagram’a en çok reklam veren siyasetçi olan Ali Babacan, şu sıralar dikkat çekebilmek için bütün tuşlara basıyor. Babacan, onca masrafa rağmen umduğunu bulamamış olmalı ki, çareyi ağlamakta buldu. Ak Parti’yi “28 Şubatçılardan beter olmakla” itham eden Babacan, DEVA Partisi’nin 1. Olağan Kongresi’nde bir adım ileri giderek kız kardeşinin “başörtüsü taktığı için üç defa ODTÜ’den uzaklaştırıldığını” anlatırken duygulandı. Geçmişte verdiği mülakatlarda, Türkiye’nin ilk başörtüsü mağduru olan halası Hatice Babacan sorulduğunda, aralarında mesafe olduğunu vurgulayarak bu meseleye girmeye yanaşmayan Babacan’ın, durduk yere kız kardeşini gündeme getirip ağlamaya çalışması nedense bana pek samimi gelmedi. Muhtemelen bunda Babacan’a karşı olan önyargılarımın payı vardır.

Tabii Babacan “ODTÜ” ve “başörtüsü mağduriyeti”nden bahsedince, elimde olmadan eskilere gittim. 

Malumunuz, Ahmet Davutoğlu’nu siyasete sokan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ali Babacan’ı da “babasından izin alarak” siyasete davet ettiğini açıklamıştı. Gül’ün davetiyle Ak Parti’de siyasete başlayan Babacan, 2003 yılında Devlet Bakanı sıfatıyla konuşma yapmak için ODTÜ’ye davet edilmişti. Babacan, kendisini protesto eden TKP’li öğrenciler yüzünden konuşma yapamamış, kendisi de ODTÜ’de mağdur edilmişti. O gün bir kişi kendisini protestocuların önüne atarak militan solcuları fırçalamıştı.

Ali Babacan’a kalkan olan o isim, önceki gün hayatını kaybeden Prof. Dr. Ahmet Acar’dı.

Farkındayım, sürekli ölülerin arkasından “tenkit” yazıları yazarak belki günah işliyorum ama müsaadenizle bu yazıda da bir müteveffadan, yani Prof. Dr. Ahmet Acar’dan bahsetmek istiyorum. Prof. Dr. Acar, Pennsylvania Üniversitesi’nde eğitim gördükten sonra yurda dönmüş, iki yıl boyunca Hacettepe Üniversitesi’nde Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök ile aynı odayı paylaştıktan sonra ODTÜ’ye geçmişti. Babacan’ın kız kardeşinin başörtüsü yüzünden mağdur edildiği günlerde Acar, eski YÖK Başkanı Prof. Kemal Gürüz ile üst düzey CHP’lilerin verdiği akşam yemeklerinin kadrolu davetlisiydi.

Haziran 2008’e geldiğimizde ise o sıralar ODTÜ rektör yardımcısı olan Prof. Dr. Ahmet Acar, 6 adayın yarıştığı rektörlük seçimlerinde 134 oyla birinci oldu. 

Acar, seçimden tam 10 gün sonra CHP’nin 6 oklu kürsüsünde cüppesiyle yaptığı konuşmasıyla hafızalarımıza kazınan dönemin ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut’un Anıtkabir’e düzenlediği yürüyüşe cüppesiyle katıldı. Ural Akbulut, Anıtkabir Özel Defteri’ne, “İrticanın ve bölücü güçlerin işbirliği yaparak cumhuriyetimizi yıkma çabalarına izin vermeyeceğiz” yazarken, Ahmet Acar da oradaydı. Buna rağmen, yürüyüşten birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ODTÜ rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Acar’ı atadı. Ertesi gün yapılan devir teslim töreninde konuşan ODTÜ rektörü Ural Akbulut, halefi Acar’a görevi devrederken, “Çok rahat ve huzurluyum gözüm arkada kalmayacak” diyerek, Acar’ın da kendisinden farksız olmadığını bir kez daha itiraf etti.

Sağolsun(!) Prof. Dr. Ahmet Acar da yaptıklarıyla selefi Ural Akbulut’u mahcup etmedi.

Görevinin ilk yılında, Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde başörtü düzenlemesinin iptaliyle ilgili gerekçeli kararına destek vererek, “başörtü meselesi üniversitelerde çözülmüştür” diyerek örtü karşıtlığı yaptı. Birkaç gün sonra da “uyduruk din” Bahailiğin Türkiye temsilcisi Prof. Dr. Cüneyt Can için YÖK’e ricacı olarak onun ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı’na atanmasını sağladı.

Bu atamadan kısa bir süre sonra da Bilim ve Teknik Dergisi’nin, Darwin ile ilgili sansürüne karşı çıkmak için öğretim üyelerini ve öğrencileri ODTÜ kampusundaki ‘Devrim’ stadyumuna toplayarak “devrim”in “d”sini kapatıp “evrim” yazdırdı. 

Bununla da yetinmeyen Acar, 2003 yılında Babacan’a kalkan olan kendisi değilmiş gibi 2010’da Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısına katılmak üzere ODTÜ Yerleşkesi’ne gelen Başkan Erdoğan’ı protesto eden öğrencilerin yanında yer aldı. Hatta, marjinal sol gruplara üye 21 öğrencinin gözaltına alınması nedeniyle polisi bile kınadı. 

2013 yılında yapılan mezuniyet töreninde öğrenci görünümlü vandallar, “Her yer Taksim, her yer direniş”, “Her yer Lice” şeklinde “Gezi”ye destek sloganlarıyla geçit yaparken, Gül’ün atadığı Acar, ODTÜ’nün rektörüydü.

Hakeza, mescid sıkıntısı yüzünden basketbol sahasında namaz kılan Müslüman öğrenciler, MLKP’li teröristlerce linç edilirken de Acar, rektördü.

Hatırlarsanız, yukarıda “Davutoğlu’nu siyasetle Abdullah Gül’ün buluşturduğu”ndan bahsetmiştim.

11 Mayıs 2011 günü, 47 Avrupa Konseyi üyesi ve 5 gözlemci ülkenin katılımıyla İstanbul Çırağan Sarayı’nda imzalanan ve ilk imzayı da Ahmet Davutoğlu’nun attığı “İstanbul Sözleşmesi”ni yazanlardan biri de kim, biliyor musunuz?

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ODTÜ rektörlüğüne atadığı Prof. Dr. Ahmet Acar’ın karısı Prof. Dr. Feride Acar. Malum, Feride Acar’ın hikâyesini de 6 Ağustos 2020’de bu köşede yazmıştım.

Ezcümle:

Abdullah Gül’ün siyasete davet ettiği ve iddialara göre parti kurdurduğu Ali Babacan, insanları etkilemek için kız kardeşinin ODTÜ’de mağdur edildiğinden bahsederken…

Abdullah Gül’ün ODTÜ’ye rektör atadığı Prof. Dr. Ahmet Acar da hem başörtülüleri hem de namaz kılan Müslüman öğrencileri mağdur ediyordu.

Acaba diyorum, Ali Babacan bu yazıyı okuduktan sonra Acar’ın mağdur ettiği öğrenciler için de ağlar mı?

 

Yorumlar

(24)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kürşat

31 Aralık 2020 23:54

Bu asalakların (gül,bebecan, davidoğlu) başörtüsü diye bir kaygıları yoktur. Bunlar makam mevki şan şöhret peşinde koşanlardır.

Millet

31 Aralık 2020 22:22

Timsah göz yaşları döken sahtekar Pensilvanya sümüklü itine benzemişler, nede olsa tasmaları orada

Yuksel

31 Aralık 2020 19:55

Bi .........lerden daha çok var

Suzan

31 Aralık 2020 19:38

Devacilar, 28 subatcilara aglayarak, sizlayarak, iktidar yuzunden sifirdan basortusu davasini aciklamak zorunda kaldiklarini ilan adiyorlar! Yersen! Utanmasalar feto agzi ile iktidarin zulmunden dolayi boyle oldu diyecekler. Kim bunlarin dinlerini,ickilerini, mini eteklerinimi yasakladi? Kim bunlari okullardan, memuriyetten, askerden, meclisten men etti? Bal gibi biliyorlar hayat tarzlarini kaybetme korkusu degil! Iktadarin yaptigi hicbirseyde bu korkulara sebeb degil!

MURTAZA

31 Aralık 2020 18:43

Ağlama kılıçdaroğlu kıyamaz sana her evden çeyrek oyda sana verdirir aliciğim babacanım

Ahmet ERDEM

31 Aralık 2020 18:37

Ne kendi eyledi rahat, ne kimseye verdi huzur; Yıkıldı gitti, dayansın ehli kubur.

HOMOTOKMAKUS

31 Aralık 2020 18:24

Sayin yazar ! Her yazinizda kotulukleri ve bu kotuluklerin tasiyicisi kucuk kafali ve kara kalpli insanlari surekli desifre ediyorsunuz ama nafile ! Neden? Cunku bu anlattiginiz adamlar kotulugun gucunu ve yikici enerjisini farketmislerdir ve bu gucu kullanarak her seyi elde edebileceklerine kendilerini inandirmislardir.Ve de en onemlisi kotulugun evrensel oldugunu ve kimseninde buna gucunun yetmeyecegini anladiklarindan dolayi secimlerini kotulukten yana yapmislardir....Kisaca siz bosa ugrasiyorsunuz.

Recep

31 Aralık 2020 17:39

Ali Babacan bu ulkeyi krizden cikaracak adamdir. Hem de bizdendir. Aklinizi basiniza alin Ak Parti son secimine giriyor.

Resat

31 Aralık 2020 17:21

Bu tuysuzu çok haber yapıyorsunuz. Ne oldukları ortaya çıktı zaten.

Ali rıza

31 Aralık 2020 16:42

Geniş düşünmenizi tavsiye ederim 

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle