Ticarette Milli Vizyon Zirvesinde özel oturum
Türkiye’nin ihracat hedefleri ile ekonomi geleceğine yön vermek amacıyla Ticaret Bakanlığı ile Akit Medya Grubu öncülüğünde düzenlenen “Ticarette Milli Vizyon Zirvesi”, İstanbul’da başladı.
...YAYINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ...
Farklı sektörleri aynı çatı altında buluşturan ve Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek olan Ticarette Milli Vizyon Zirvesi bugün İstanbul Finans Merkezi’ndeki Ziraat Bankası Salonu'nda başladı.
Akit Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Karahasanoğlu açılış konuşması için kürsüye çıktı.
Karahasanoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Bu güzel mekânda sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Hakkı ve hakikati savunan, zalime karşı mazlumun yanında duran duruşuyla Türk medyasında hak ettiği yeri alan bir camianın mensubu olmaktan gurur duyuyoruz. Geçmişten bugüne çeşitli dayatma ve baskılarla karşı karşıya kaldık. Ancak hiçbir zaman eğilmedik, doğrularımızdan taviz vermedik. Medyadaki görevimizi, vesayet odaklarına ve şantaj girişimlerine boyun eğmeden sürdürdük.
Bugün özellikle şunu ifade etmek isterim ki; AK Parti hükümetleri döneminde hiçbir basın mensubu sistematik dayatmalara maruz kalmamıştır. Buna rağmen bazı çevreler, çeşitli gerekçelerle “basın susturuluyor” söylemini gündemde tutmaya çalışmaktadır. Bir basın kuruluşunun yöneticisi olarak söylüyorum; dayatmanın, baskının ve şantajın ne olduğunu bizler 28 Şubat sürecinde bizzat yaşadık. Baskının ve vesayetin gerçek anlamını öğrenmek isteyenler, o dönemin tanıklarını dinlemelidir.
Bugün burada ticareti konuşacağız. Ancak ticaret sadece ekonomik bir faaliyet değildir; aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun da temel unsurlarından biridir. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine ve günümüze uzanan süreçte ticaret, bir medeniyet inşasının taşıyıcısı olmuştur. Üretimi, paylaşmayı, güveni, ahlakı ve toplumsal kalkınmayı esas alan bu anlayış, tarih boyunca milletimizin en önemli güç kaynaklarından biri olmuştur.
Bu nedenle ticareti yalnızca rakamlarla değil; kültürü, ahlakı ve medeniyet perspektifini de içine alan geniş bir bakış açısıyla değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.
Bunun dışında ticaretin daha canlı tutulabilmesi için arastalar, çarşılar insanların yaşamında kolaylıklar getirmesi açısından da önemliydi. Şimdi kervansaraylar diyoruz, belki medeniyet diye bize tanıtılan Batı medeniyetinde de buna benzer kervansaraylar veyahut tüccarların yol üzerlerinde dinlenmeleri, barınmaları yapılıyordu ama Osmanlı'daki en önemli özellik ise tabii bunlar vakıflar marifetiyle gerçekleşiyordu. Orada kalan tüccarlar veyahut yolcular üç gün yemeleri, içmeleri, barınmaları ücretsiz olarak yapılıyordu. Bu aynı hizmet Batı'da ise ücretliydi. İşte ecdadımız yolda kalana, yolculara bu şekilde şefkatli, merhametli yaklaşımıyla destek veriyordu.
Bugün günümüzde tabii ki bu tür ihtiyaçlar pek söz konusu değil. Lojistik olsun diğer alanlarda olsun modern dizaynın getirdiği birtakım yeniliklerle insanlarımızın ve özellikle ticaret faaliyetlerini gösterenlerin işi çok daha kolay. Bugün Osmanlı ve Selçuklu'dan bahsederken şunu da arz etmek istiyorum: O dönemde bugünün ticaret odaları, esnaf odaları buna benzer onların karşılığı olan Ahilik, Loncalar müesseseleri de vardı. Burada özellikle Ahiliğin temel felsefesi şuydu: Merhamet, dürüstlük. İşte bu iki kavram çok önemli. Bu iki kavrama bugün de ihtiyacımız var.
Fakat maalesef bu noktada insanımız biraz yozlaştı, bu değerlerden kopuk yaşıyoruz. Zaman zaman çarşıda pazarda fiyat artışları, fiyat zulmü insanlarımızı gerçekten bezdiriyor ve sorulu olarak "Ticaret Bakanımız niçin ilgilenmiyor, niçin gerekli denetimleri yapmıyor?" şeklinde serzenişte bulunuyor. Sayın Bakanımız, Ticaret Bakanlığı, diğer bakanlıklar gereken hassasiyeti gösteriyor. Ama herkesin başına da bir zabıta dikemeyiz. O zabıtayı gönüllerimize, kalplerimize, vicdanlarımıza dikmeliyiz. Az önce Ahilik müessesesinde olan merhameti, vicdanı gönüllerimizden çıkarmamamız lazım.
Evet, ticaret dedik, ekonomi dedik; tabii bunlar birbiriyle bağlı, bağlı bir şekilde sürdürülebilir. Güçlü bir sanayi, güçlü bir ticareti; güçlü bir ticaret de güçlü bir ekonomiyi oluşturur. Bu yüzden her şeyden önce üretmek, üretmek, üretmek. Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine basa basa söylediği önemli bir cümle: Üretmek ve ihraç etmek. Elhamdülillah bu noktada Sayın Ticaret Bakanımızın öncülüğünde ihracatta rekor üzerine rekor kırıyoruz. Tabii ki bu 2026 hedefi 410 milyar dolar civarında olduğunu biliyorum. İnşallah bu hedeflere ulaşırız ümidini taşıyorum.
Değerli dostlar, yaşı müsait olanlar belki hatırlamaya bilirler. Bu ülkede bir Cumhurbaşkanı "70 sente muhtacız" diye ağlıyordu. Elhamdülillah şu an Merkez Bankası rezervleri 160 milyar doları aşmış durumdadır. İşte bu liyakat sahibi kadroların iş başında olduğunun bir delaletidir, bir göstergesidir. Yine bu önemli başarıları küçümseyen, önemsizleştiren, değersizleştiren birtakım algı odakları var. Bu algı odaklarının siyasi yapıları bugün parti yönetmekten acizken ülke yönetimine talip olmaları da acı bir gerçektir.
Bu yüzden mevcut hükümetimize gereken desteği vermeliyiz. Biz Akit Medya olarak, milli değerlere sahip çıkan bir medya olarak hükümetimizin yapmış olduğu bu icraatları her zaman destekliyor ve desteklemeye de devam edeceğiz. Tabii ki bazı eksiklikler, bazı noksanlıklar olabilir. Bunları da usulü dairesinde tabii ki dile getirmemiz söz konusu olabilir.
Ticarette milli vizyon diyoruz. Bu vizyonu inşallah ehil kadrolar gerektiği şekilde yerine getireceklerine inanıyorum. Çünkü bu sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir. Bugün üreten, çalışan; tabii genç nüfus diyeceğim ama maalesef doğurganlık oranı da düşmüş durumda. Sayın Cumhurbaşkanımız sık sık dile getiriyor, "en az üç çocuk" diye. İnşallah bu hedeflere de ulaşırız ümidini taşıyorum.
İnşallah bu zirvemiz hayırlara vesile olur diye ümit ediyorum. Bu zirveye iştirak eden, destek veren, efendim ev sahipliği yapan Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Bey'e, efendim Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Bey'e, yine aramızda bulunan ASKON Genel Başkanı Orhan Bey'e, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Bey'e, tabii ki Sayın Valimiz de teşrif ettiler, ona da ben çok teşekkür ediyorum. Ve emeği geçen, burada bulunan, bulunmayan tüm dostlara teşekkür ediyorum. Ayrıca bu zirvenin gerçekleşmesinde sponsorluklarıyla destek veren tüm kurum ve kuruluşlara da özellikle teşekkür ediyorum. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Cumanız mübarek olsun diyorum. Sağ olun.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Sayın Bakanım, Sayın Valim, Değerli ASKON Başkanım, Akit Medya Grubu'nun çok değerli temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının çok değerli başkanları, temsilcileri, sayın değer konuklar; sizleri şahsım ve Ziraat Finans Grubu adına saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.
İstanbul Finans Merkezi Ziraat Kuleleri'nde sizleri ağırlamaktan, bu oditoryumda ağırlamaktan büyük bir keyif duyuyorum. Bugün burada ülkemizin ekonomik geleceğine yön veren siz değerli paydaşlarla bir arada bulunmaktan ve bankamızın vizyonunu paylaşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Sayın Bakanım, dünya ekonomisinin çetin sınamalardan geçtiği, küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, jeopolitik risklerin, ortak ekonomik adımların ve küresel ekonomiler üzerinde baskı oluşturduğu bir dönemi tecrübe ediyoruz. Böylesine kritik bir zamanda ülkelerin güçlü durumunu belirleyen temel unsur; dinamik sermaye güçleri, lojistik kabiliyetleri, ihracat potansiyelleri ve bunları destekleyen güçlü finansal altyapılarıdır. Türkiye, tam bu dönemde güçlü bir hikaye yazmaktadır.
Üretim, yatırım yapan, istihdam oluşturan girişimcinin vizyonuyla küresel arenada güvenli bir liman olma niteliğini ortaya koyan Türkiye, küresel ticaretteki payını her geçen gün arttırmaktadır. Bu başarının arkasında ise hiç kuşkusuz tüm girişimcilerimiz, sanayicilerimiz, üreticilerimiz ve ihracatçılarımız bulunmaktadır.
Kıymetli konuklar, son dönemde elde ettiğimiz makroekonomik gelişme, reel sektörümüzün tüm küresel zorluklara rağmen sergilediği yüksek adaptasyon kabiliyetini ayrıca ortaya koymaktadır. Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde yürütülen stratejik hamleler neticesinde ihracat performansımızda ve dış ticaret hacmimizde çok güçlü bir ivme yakalanmıştır. Nitekim mayıs ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 275 milyar dolar, dış ticaret hacmimiz ise 646 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Türkiye'nin küresel ticaretteki payını istikrarlı bir şekilde büyüttüğünü göstermektedir.
Dış ticaret dengemizdeki bu olumlu seyir sadece niceliksel bir artışı değil, aynı zamanda niteliksel bir dönüşümü de ifade etmektedir. Yüksek teknoloji yoğunluklu ürünlerin ihracatımız içindeki payının artması ve pazar çeşitlendirme stratejilerimizin başarıyla uygulanması makro finansal istikrarımızı da doğrudan desteklemektedir. Cari açık üzerindeki baskının hafiflemesi, iktisadi faaliyetlerin dengeli büyüme patikasına oturması finans sektörü olarak da bizlerin geleceğe daha da güvenle bakmasına sebebiyet vermektedir.
Kıymetli katılımcılar, reel sektörün bu yürüyüşünde bankacılık sektörü ve özellikle Ziraat Bankası olarak finansal kaynaklarımızı biz sadece bir bilanço kalemi olarak değerlendirmiyoruz. Her kuruşu ülkemizin kalkınma hamlesine bir yapı taşı olarak değerlendiriyoruz. Yüksek aktif kalitemiz, güçlü likidite yapımız, milli ekonomiye katma değer oluşturma misyonumuzla ticaretin finansmanında öncü bir rol oynuyoruz. Şüphesiz bu öncü rolü icra ederken ekonomi yönetimimiz tarafından kararlılıkla uygulanmakta olan orta vadeli ekonomik programın hedefleri doğrultusünde fiyat istikrarının tesisi, cari açığın sürdürülebilir bir zemine kavuşturulması, bütçe açığının düşürülmesi amacıyla atılan proaktif adımlara tam koordinasyon içerisinde destek veriyoruz. Finansal sistem olarak makro ihtiyati önlemlere ve regülasyonlara tam uyum sağlarken, diğer yandan da üretken sektörlerimizi ve müşterilerimizi korumak, onların finansmana erişim ihtiyaçlarını karşılamak için azami gayret gösteriyoruz.
Sayın Bakanım, müsaadenizle biraz da Ziraat Bankası özelinde bilgi vermek isterim. Ziraat Bankası bugün itibarıyla 9 trilyon TL'yi aşan aktif büyüklüğü ve 7 trilyon TL'ye yaklaşan kredi hacmiyle başta tarım olmak üzere ülkemiz için kritik önemde olan tüm sektörlere desteğini güçlü ve kesintisiz bir şekilde devam ettirmektedir. Aktif büyüklükte, kredilerde, mevzuatta, öz kaynaklarda, tarımın finansmanında, dış ticaret işlemlerinde ve ihracatın finansmanında sahip olduğumuz lider konum, reel sektöre verdiğimiz desteğin en açık göstergesidir. Bankamız bugün yalnızca Türkiye'nin değil, bölgesinde en güçlü finansal kuruluşlardan biridir. Yurt dışından sağladığımız yaklaşık 30 milyar dolarlık kaynakla uluslararası finans piyasalarına erişim kabiliyeti en yüksek bankalar arasında yer alıyoruz. 145 ülkedeki 1800 muhabir bankadan oluşan ağımız, 21 ülkedeki iştirak ve şubelerimizle dünyanın her noktasında Türk iş insanının ve ihracatçısının yanındayız.
Orta Koridor'dan Çin-Avrupa deniz yoluna, Kuzey Koridoru'ndan diğer küresel ticaret güzergahlarına kadar uzanan 12 büyük ticaret koridorunun yüzde 20'sinin üzerindeki dış ticaret pazar payına Ziraat Bankası sahiptir. Yani ülkemizdeki dış ticaretteki, Ziraat Bankası'nın ülkemizdeki dış ticaret pazar payı yüzde 20'nin üzerindedir.
Değerli konuklar, Ziraat Bankası kaynaklarını yatırıma, istihdama, üretime ve ihracata yönlendirmektedir. Bugün kredi portföyümüzün yüzde 83'ünü reel sektörün finansmanına tahsis etmiş bulunuyoruz. İhracat kredilerimizin toplam tutarı 491 milyar TL seviyesine ulaşmış olup bu alanda sektör liderliğimizi açık ara ile götürüyoruz. Kredi portföyümüzde imalat sanayi ve ihracata aldığımız pay ise yüzde 40 seviyelerine ulaşmıştır. Bu oranlar yalnızca bir finansal tercih değil, Türkiye'nin kalkınma vizyonuna verdiğimiz desteğin açık bir göstergesidir. Özellikle KOBİ'lerimizin küresel rekabette güçlenmesi için Eximbank ve İGE ile yürüttüğümüz iş birlikleri sayesinde ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki tabana yayılmayan ihracat, sürdürülebilir bir büyüme üretemez.
Saygıdeğer misafirler, geleceğin ticaretinde başarının artık yalnızca fiyatla ve kaliteyle sağlanamayacağını ve bu iki unsurun tek başına yeterli olmayacağını biliyoruz. Artık yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve teknoloji yatırımları küresel rekabetin yeni belirleyicileri haline geliyor. Ziraat Bankası olarak biz de sürdürülebilir finansman çözümlerimizle yeşil dönüşümü destekliyor, enerji verimliliği yatırımlarını teşvik ediyor, ihracatçılarımızın yeni nesil küresel standartlara uyumunu güçlendiriyoruz. Aynı zamanda yapay zeka destekli analiz sistemleri, dijital dış ticaret çözümleri, ileri finans teknolojileriyle müşterilerimizin işlemlerini daha hızlı, daha güvenli ve daha verimli hale getiriyoruz. Amacımız sadece finansman sağlamak değil, Türk ihracatçısına küresel rekabette avantaj sağlamaktır.
Ziraat Bankası, dün olduğu gibi bugün ve yarın da "bir bankadan daha fazlası" olması mottosuyla üreticilerimizin, ihracatçılarımızın yanındaki en büyük güç olmaya devam edecektir. Ülkemizin milli vizyon hedeflerine ulaşması yolunda reel sektörümüzün attığı her adımda üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getiriyoruz ve getirmeye de devam edeceğiz.
Sözlerime burada son verirken, Sayın Muhterem Bakanımıza, bu değerli zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Akit Medya Grubu'nun değerli yöneticilerine çok teşekkür ediyorum. Zirvenin ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.
ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Sayın Bakanım, kıymetli misafirler,
Bizim medeniyetimizde ticaret yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görülmemiştir. Ticaret ahlakın, güvenin, adaletin ve helal kazancın da şüphesiz ki temsilidir. Müsaadenizle sözlerime Peygamber Efendimiz'in bir hadis-i şerifi ile başlamak istiyorum: "Doğru ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir" diye buyuruyor. Ve yine başka bir hadis-i şerifte ise "Helal kazanç peşinde koşmak her Müslümana farzdır" buyuruyor.
İşte bizim ticaret anlayışımızın temelinde bu değerler yatmaktadır. Sadece kazanan değil kazandıran, sadece büyüyen değil hep birlikte büyüten, sadece kendi menfaatini değil toplumun refahını, ali menfaatleri şahsi menfaatlerinin önünde tutan, Ahilik kültüründen beslenen, güven üzerine inşa edilen ve bereketi helal kazançta arayan bir ticaret anlayışı. Bugün burada konuşacağımız milli vizyonun temeli de işte tam olarak bu anlayıştır. Çünkü ticaret sadece rakamlardan ibaret değildir. Ticaret güçlü bir Türkiye'nin en önemli yapı taşlarından biridir.
Sayın Bakanım, kıymetli misafirler, dünya ekonomisi son yıllarda çok büyük değişimlerden geçmektedir. Pandemi ile başlayan süreç, bölgesel savaşlar, enerji krizleri, lojistik hatlarda yaşanan kırılmalar ve küresel ticaretteki dönüşüm yeni bir ekonomik düzenin oluşmasına neden olmaktadır. Bugün artık ülkeler yalnızca ekonomik büyüklükleriyle değil, üretim kabiliyetleriyle, teknolojik güçleriyle, lojistik avantajlarıyla ve ticaret ağlarıyla değerlendirilmektedir. Türkiye küresel ticaretin yeniden şekillendiği bu dönemde dönüşümün merkezinde yer alan ülkelerin hiç şüphe yok ki başında gelmektedir.
Üç kıtanın kesişim noktasında stratejik konumu, güçlü sanayi altyapısı, genç nüfusu, girişimcilik kültürü ve üretim kabiliyetleriyle ülkemiz bugün bölgesel bir güç olmanın ötesinde küresel ticaretin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Dünyada tedarik zincirleri yeniden şekillenirken Türkiye artık alternatif bir ülke değil, stratejik bir ortak olarak görülmektedir. İşte milli vizyon dediğimiz anlayış tam olarak da budur: Kendi üretimine güvenen, kendi markalarını oluşturan, kendi teknolojisini geliştiren, kendi sermayesiyle büyüyen ve dünya pazarında söz sahibi olan Türkiye demektir.
Değerli dostlar, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım attığımız bu dönemde ekonomik bağımsızlığımızı daha da güçlendirmek zorundayız. Bunun yoluysa daha fazla üretimden, daha fazla yatırımdan, daha fazla ihracattan ve daha fazla teknolojiden geçmektedir. Artık kıymetli dostlar, sadece üretmek yetmiyor; tasarlayarak üretmek gerekiyor, markalaşarak üretmek gerekiyor, teknolojiyle birlikte üretmek gerekiyor, yüksek katma değerli bir şekilde üretmek gerekiyor; yani doğal olarak da dünya markası üreterek üretmek gerekiyor. Türkiye yüzyılının ekonomik başarısı, yüksek teknoloji üreten, inovasyonu önceleyen, güçlü markalar oluşturan ve küresel rekabette öne çıkan bir üretim ekosistemi kurabilmesine bağlıdır.
ASKON olarak yıllardır savunduğumuz temel anlayış da tam olarak budur: Üreten Türkiye, ihracat yapan Türkiye, yatırım yapan Türkiye, istihdam oluşturan Türkiye ve ekonomik bağımsızlığını güçlendiren Türkiye. Çünkü ekonomik bağımsızlık, siyasi bağımsızlığın da en güçlü teminatlarından şüphe yok ki biridir.
Kıymetli katılımcılar, bu noktada devletimizin son yıllarda ortaya koyduğu vizyonun iş dünyamız açısından son derece kıymetli olduğunu ifade etmek istiyorum. Özellikle Ticaret Bakanlığımızın ihracatçılarımıza, üreticilerimize ve yatırımcılarımıza yönelik sunduğu destekler, yeni pazarlara erişim çalışmaları, ticaret diplomasisi faaliyetleri ki Sayın Bakanımız sağ olsun dünyada gezmedik, ziyaret etmedik, diplomatik faaliyet, ticari konuda diplomatik faaliyet bırakmadan inşallah elhamdülillah dünyada sağ olsun bizlerle beraber ziyaret ediyor. Ben sırf sadece bunun için, tabii birçok ziyarette olabildiğince bizler eşlik ediyoruz, ben bu organizasyon için, dünyadaki bizi bu şekilde en iyi şekilde temsil ettiği için Sayın Bakanımıza teşekkür ederek bir alkışlamanızı istirham ediyorum.
Ve ihracatın geliştirilmesine yönelik uygulamaları ülkemizin ekonomik hedeflerine ulaşmasında kıymetli bakanım çok önemli katkılar sunmakta. Bu vesileyle bir kez daha Sayın Bakanımıza huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. Aynı şekilde üretimin, yatırımın ve ihracatın sürdürülebilir şekilde büyümesinde finansmana erişimin ne kadar önemli olduğunu da biliyoruz. Bu nedenle bugün burada ev sahipliği yapan Ziraat Bankamıza başta olmak üzere ve tüm kamu kuruluşlarımıza, kamu bankalarımıza teşekkür etmek istiyorum. Bugün Anadolu'nun dört bir yanında yükselen fabrikalarda, büyüyen işletmelerde, ihracata yönelen girişimlerde ve üretim kapasitesini artıran sanayi tesislerinde kıymetli genel müdürlerim katkınız çok büyük.
Değerli misafirler, önümüzdeki dönemde ticaretin yönünü belirleyecek üç temel başlık görüyoruz: Birincisi teknoloji ve dijital dönüşüm, ikincisi yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim, üçüncüsü ise en büyük herhalde birçok iş dünyasının problemi olan nitelikli insan kaynağı. Artık bilgiye sahip olan değil, bilgiyi ürüne dönüştüren ülkeler kazanacak. Bu nedenle gençlerimizi geleceğin dünyasına, kıymetli dostlar, hazırlamak zorundayız. Üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmek zorundayız. Ar-Ge yatırımlarımızı firmalarımızda artırmak zorundayız. Yapay zekadan dijitalleşmeye kadar tüm dönüşüm süreçlerini en iyi şekilde ve en doğru şekilde yönetmek zorundayız. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca fiyat rekabeti olmayacak; teknolojiyle, kaliteyle, verimlilikle, marka gücüyle ve güvenle olacak.
Kıymetli dostlar, bugün Türk iş dünyası Balkanlar'dan Afrika'ya, Orta Asya'dan Amerika'ya kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada faaliyet göstermektedir. Türk girişimcisi artık sadece ürün ihraç etmiyor, aynı zamanda güven ihraç ediyor, kalite ihraç ediyor, tecrübe ihraç ediyor ve en önemlisi Türkiye'yi temsil eden Türkiye markasını ihraç ediyor. Bizler de iş dünyası olarak üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Ülkemize güvenmeye, üretmeye, istihdam oluşturmaya, ihracatı artırmaya ve Türkiye'nin küresel ticaretteki gücünü büyütmeye hep birlikte inşallah devam edeceğiz.
Sözlerime son verirken Ticarette Milli Vizyon Zirvesi'nin ülkemiz, milletimiz ve iş dünyamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Başta Ticaret Bakanımız olmak üzere, Ziraat Bankamıza ve müsaadenizle Akit Medya'ya hassaten teşekkür etmek istiyorum.
Şimdi biraz önce bir video izledik. Tabii o videoyu buradaki, bu salondaki birçok arkadaşımız, dostumuz, büyüklerimiz herhalde o günlere gitmiştir, öyle değil mi Sayın Bakanım? Tabii bizim gençliğimiz, 28 Şubat dönemleri; bizlerin imam hatip lisesini bitirdiği, üniversiteye zor girdiğimiz dönemler. Duruşundan bir gün dahi çizgisinden vazgeçmedi. Vazgeçmesi için zannediyorum ki çok daha büyük binalarda faaliyet gösterebilme imkanları olurdu zannediyorum duruşundan bir an vazgeçmesi için. O yüzden hiçbir an vazgeçmeden, duruşundan, çizgisinden vazgeçmeden dün olduğu gibi bugün de aynı yerde olan Akit Medya'nın kıymetli Yönetim Kurulu Başkanına, kıymetli çalışanlarına, yönetimine çok teşekkür ediyorum. Bizleri misafir ettiğiniz için de hassaten şükranlarımı arz ediyorum. Sizleri şahsım ve ASKON camiamız adına bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum efendim.
BAKAN BOLAT'TAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat, Zirve'de soruları cevaplıyor.
Akit TV Haber Koordinatörü Muharrem Coşkun'un, "Elbette Türkiye ve dünya ciddi bir süreçten geçiyor. Maalesef Amerika ve İsrail tarafından İran’a bir saldırı söz konusu ve bunun sonucunda Hürmüz Boğazı krizi yaşanıyor. Birçok gemi buradan geçemiyor. Bu Türkiye’yi nasıl etkiliyor, halen oradan geçemeyen gemilerimiz var mı, kriz uzarsa nasıl etkileniriz, şu ana dek yansıması nasıl oldu?" sorusuna Bakan Bolat şu cevabı verdi:
Akit Medya Grubu’nun Ziraat Bankası’nın ev sahipliğinde düzenlediği zirve vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Akit’le bizler de 33 yılda kadim bir dava arkadaşlığı yaptık.
Dünya çok zor bir durumdan geçiyor. Gerçekten en basit tabiriyle bir akşam kafamızı rahat yastığa koyabildiğimizi hatırlamıyoruz. Askeri, ekonomi, ticaret, ulaştırma yollarında çok büyük bazen sıkıntılar, blokajlar meydana geliyor. Sabah ayrı bir rüzgar, gece başka bir rüzgar… bizde ekonomi ve ticarette istikrarlı ve güçlü, başarılı bir performans göstermek için bütün bu faktörleri dikkate almak zorundayız. En son durum yaklaşık 1 aydır devam eden Körfez’deki savaş. ABD ve İsrail’in aniden saldırısıyla başlayan savaş İran’ın da karşı hamleleriyle bir Körfez savaşına dönüştü. Diğer Arap ülkelerini içine kattı. Hürmüz Boğazı’nın da İran tarafından kapatılması, akabinde ABD tarafından abluka başlatılmasıyla dünyadaki önemli ham madde ve enerji kaynaklarına ulaşım ve bunların fiyatlarının yükselmesiyle ilgili ciddi bir şok etki meydana getirdi. Niye, çünkü Körfez coğrafyası dünyadaki petrol kaynaklarının yüzde yirmiden fazlasını, doğal gaz kaynaklarının yüzde yirmiden fazlasını, gübre kaynaklarının yaklaşık üçte birini karşılayan bir bölge. Herkes için lazım olan enerji ve ham madde kaynaklarının bulunma riski ve fiyat artışları ciddi şok etkiler meydana getirdi. En önemlisi enflasyondaki artış. Üretimi olumsuz etkileyen araz kısıntıları böyle bir tablo meydana getirdi.
Biz ne yaptık, bu konularda Allah’a çok şükür sayın Cumhurbaşkanımızın 23 yıldır liderliği altındaki kadrolarımız Türkiye’de yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı önceleyen program ve tedbirlerle Türkiye ekonomisini dolar bazında 6 kattan daha büyük bir seviyeye yükseltme başarısı gösterdik. Yine aynı şekilde 36 milyar dolar ihracatı 273 buçuk milyar dolar hacme getirdik. İşte krizlere karşı da Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı arttı. Finans sistemimiz geçen 23 yılda çok istikrarlı bir performans gösterdi.
Bunu şununla mukayese edebilirsiniz, 2001 Türkiye’sinde 25 tane özel bankanın battığı bir dönem. 4 kamu bankasının içinin boşaltıldığı ve iflasa sürüklendiği bir dönem. Bunun 53 milyar dolar Türkiye’ye çıkardığı bir fatura. Biz 23 yıldır bankacılık sektörümüzde başarılı bir istikrar var. Kamu bankalarına parantez açmak istiyorum. Gezi, kanlı darbe girişimi, deprem dönemi, pandemi dönemi gibi zor süreçlerde Türkiye’nin mega projelerinin desteklenmesinde kamu bankalarının hakkı çok büyük. O yüzden tüm kamu bankaları ve yöneticilerine çok çok teşekkürler ediyoruz.
Biz enerjide arz tedariki yaşamadı. Savaştan önce de sonra da yaşamadık. Birçok ülkede okullar tatil oldu, evden çalışmaya geçildi. Benzin kuyrukları oldu. Ciddi fiyat artışları oldu Avrupa Asya ve Amerika’da. Eşel mobil sistemini hükümetimiz daha savaşın dördüncü gününde getirerek petroldeki fiyat artışlarının günlük hayatımıza ve sanayimize yansımaması mümkün kılındı. İlk günden biz gübre ithalatında alınan gümrük vergisini sıfırladık. Gübre ihracatını durdurduk. Eve lazım olanı dışarıya vermez. 350 bin ton gübre vardı, yurt dışına ticaretine izin vermedik. Tarım ürünlerinin üretimi konusunda herhangi bir sıkıntı da yaşatmadık. Allah’a şükür.
Ulaştırma Bakanımız açıklamıştı, Hürmüz’de 9 gemimiz kaldı diye. Bunlardan 7’si oradan çıkmak istiyorlar. Yetkililer temas halinde. Beklentimiz artık bu 95 gündür devam eden savaşın nihai ve kalıcı bir barış anlaşmasıyla sona ermesi. Dünya ekonomisinin bir nefes alması. Çünkü savaş anlaşma çok yakın, akşam vuracağız, sabah görüşme başladı, akşam görüşmeler durduruldu… Bu tür haberlerle kamuoyu da yoruldu. İran toplumu ve bölge insanı yoruldu. Kardeş İslam ülkelerinde böylesine bir ateşin olmasından çok rahatsızız. Sayın Cumhurbaşkanımız ve kadrolar barış için yoğun çaba sarf ediyorlar. Petrol ve doğal gaz fiyatlarının olması gerektiği noktalara gerilemesi en büyük temennimiz. Yılın 5 ayı geride kaldı. Enerji faturasında böylesine fiyat yükü artmasına rağmen dış ticaretimizde ilk 5 ayda stabil, istikrarlı bir performans gösterdik. Dileğimiz savaşsız, barış içinde, kalkınma yolunda harcanacak çabalarla, bölge halkları ve İslam aleminin, toplumsal barışla yoluna devam etmesi. Umarım savaş yol açanlar da artık savaşla amaçlara ulaşılamayacağını görüp barış yolunda karar verirler diye temenni ediyorum.
Akit TV Ana Haber Spikeri Erkan Tan ise, “Bakanlık yaptığınız alan son derece önemli. Ülke için iş, aş, para demek. Fakat karşımızda kendisine muhalif diye bir insan tipi var. Mesela Togg yapılıyor, “yalan söylüyorsunuz, bu İtalya’da yapılıyor” diyorlar. Savunma sanayisinde yatırım yapılıyor, “bunlar soba borusu” diyorlar. Doğal gaz bulundu, “Yalan” diyorlar. Petrol bulunuyor, inanmıyorlar. Bu zihniyetle mücadele etmek nasıl bir duygu, her sabah kalktığınızda, yaşadığınız işlerle ilgili bunların söylenmesiyle psikolojik olarak nasıl kaldırıyorsunuz. 2026 yılını zirveler yılı olarak nitelemiştiniz. O zirve rakamlarını da anlatır mısınız?.” sorusu yöneltti. Bakan Bolat’ın cevabı şöyle oldu:
Erkan bey çok güzel bir noktaya temas ettiniz. Çünkü iş yapan, çalışan kişiler hep ortaya bir eser, ürün, hizmet koymak itiyor. Çünkü gelişme ancak bununla mümkün. Başarı bununla geliyor. Şimdi bunu görüp teşekkür ederiz diyen de oluyor, bir de “Siz doğru söylemiyorsunuz, bunları yapmıyorsunuz” diyen de oluyor. Tabi eser ortaya kondukça bu sefer, “İtalya’dan getirdiniz, gaz bulmadınız,” deniyor, otoban yapıyorsunuz, önce “yapılmayacak” deniyor, sonra “zaten göreviniz tabi yapacaksınız” diyorlar. Bu hizmetleri en çok kullanan da kendileri oluyor. Bu zihniyete karşı çalışmak bir sabır ve dayanıklılık gerektiriyor. Siz Allah indinde ülke için doğru olan neyse onu yapmakla mükellefsiniz. Ona konsantre olacaksınız. Bu tür eleştiri veya yalanlar siyasetin maalesef durumu. İktidar muhalefet diye bir ayrım olduğu zaman. Gönül ister ki tabii ki muhalefet olsun ama, ‘Şunu şöyle yapmanız lazım, şu eksik olmuş, şöyle gelişebilir’ diyen bir zihniyet olsa tabii ki daha iyi. Sayın cumhurbaşkanımız 23 senedir bunlarla dayanıklı şekilde mücadele ediyor.
Tabi buradaki bakış şu olacak, siyasette ülkeye ve halka hizmet temel görev. Bu açıdan size halkımız bir yetki veriyor ise, siz plan ve programlarınız doğrultusunda onu en iyi şekilde yapacaksınız. Takdiri önce Allah’tan, sonra milletten, seçimlerde de sandıktan bekleyeceksiniz. Bizim milletimiz kadirşinas, vefakar. Hükümetlerin 6 ayda, 9 ayda bir yıkıldığı dönemleri yaşadık. Böyle istikrar mümkün değil. Ama 23 yıllık istikrarla dünyada gerçekten saygın bir Türkiye profili var. Bunu ben bütün dürüstlüğümle ve vicdani açıklığımla söylüyorum, dünyanın neresine gidersek gidelim, imrenilen ve saygı duyulan bir Türkiye var. Dışarıya çıktığınızda dev bir Türkiye fotoğrafı görüyorsunuz.
Fransa’daydım iki gün önce. 11 toplantı yaptım. Türkiye’nin görüntüsü ve gücü çok önemli. AB Türkiye ile ekonomik ittifak içinde olmak istiyor. Savunma bloku içinde olmak istiyor. Ordumuzun ittifakını bekliyor. Bütün Afrika coğrafyasında Türkiye yıldız. Asya yine aynı şekilde. Dünya Ticaret Örgütü’nde Türkiye bir denge ve istikrar unsuru olarak görülüyor. Türkiye ekonomisi 23 yıldır reel olarak ortalama yüzde 5 büyüyor. Bizim şu an 830 milyar dolar mal ve hizmet ticaret toplamımız var. Dış ticaretimiz milli gelirimizin yarısı.
Bu yıl zirveler yılı. Türkiye 32 ülkelik NATO’ya ev sahipliği yapıyor. 1 ay sonra Ankara’da NATO tarihinin en önemli zirvesi gerçekleştirilecek. Bunu üyeler kendileri söylüyor. Sayın Trump’ın katılacağı açıklandı. Biliyorsunuz Antalya Diplomasi Forumu yapıldı, çok büyük katılım vardı. Artık orası diplomasinin Davos’u haline geldi. Dünya Parlamentolar Arası Birlik Zirvesi İstanbul’da yapıldı. Türk Devletler Teşkilatı zirve toplantısı yapılacak. İSEDAK her yıl Türkiye’de yapılıyor. BM zirvesi Kasım’da Antalya’da yapılacak. Bunlar Türkiye’yi dünya arenasında öncü, güçlü, lider konumda gösteren programlar.
Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Alan, iş dünyasının 5 – 10 yıllık periyotta hangi sektörlere yönelmesi gerektiğini sordu. Bakan Bolat’ın cevabı şöyle:
Türkiye ihracata dayalı büyüme modelinde devam edecek. Ortada bir üretim ve ticaret ekonomisi var. Dolayısıyla üretmeye, daha fazla satmaya ve rakiplerinle rekabet etmeye mecbursun. Biz mal ve hizmet ihracatını artırmaya mecburuz. Hedefimiz 410 milyar dolar. Bu 2 Ocak’taydı. Ama sonra savaş çıktı. Sonra fiyatlarda dalgalanma oldu. Bunun anlamı daha fazla ithalat faturası demekti. Bu öngörülmüyordu.
Bizim vizyonumuzda bazı kademeler var. Önde olduğumuz bazı alanlar var. Biz buralarda olmaya devam edeceğiz. İslam ülkeleri her zaman bizim hep yakın dost coğrafyalardaki ticaretimiz artırmak istediğimiz ülkeler. Afrika da bizim için uzak ülkeler stratejisi kapsamında değerli. Asya’nın nüfusu çok ve ağır korumacı önlemleri olduğu için kızışan, zorlu alanlar.
Sektör açısından bakarsak, emek yoğun sektörlerde bir zorlanma var.
Türkiye tarımda da güçlü. Bu yıl çok bereketli.
İthalatta da hammadde ve enerjiyi dışarıdan almaya da mecburuz. Yerli üretimi artırmanın gayreti içindeyiz.
Muharrem Coşkun: Dün bir haber izliyorum, üreticide 10 lira olan patates pazarda şu kadar… Üreticideki fiyatıyla raftaki fiyatı arasında makas var. Bu çok tartışılıyor. Bunun önüne geçilemiyor mu, bunun sebebi nedir?
Gıda açısından bakınca öngörülemeyen faktörler devreye giriyor. Birisi iklim değişikliği. Kuraklık oldu, ürün az geldi. Don geldi, ürün yok… Bu tür anlık önlenemeyen doğal afet şeklindeki gelişmeler karşısında anlık bir üretim azlığı korkusu pompalanarak spekülatif bir fiyat artışı olabiliyor.
Stokçu veya karaborsacı bu odaklara karşı kanunlarımız var. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu var. Denetimler var. Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı sahada gerekeni yapıyorlar.
Bizim görevimiz bunlarla mücadelede acımasız olmak.
Erkan Tan: Orta Koridor bize ne kazandıracak, vatandaşın kazanımı ne olacak ve bu projenin hayata geçmesindeki inancınız halen güçlü mü?
Ayrıntılar hazırlanıyor...
Saat 09.00 ile 13.00 arasında İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Salonu’nda gerçekleştirilen zirve ticaret dünyasının öncü isimlerini bir araya getirdi. Zirvenin en önemli odak noktalarından biri ise Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat'ın katılımlarıyla gerçekleştirilen ve Türkiye'nin ticari vizyonuna ışık tutacak değerlendirmeler oldu. Programda Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar ve ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın da birer konuşma gerçekleştirdi.
Zirvenin en önemli bölümü ise Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ın ağırlanacağı özel oturum oldu. Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Alan, Akit TV Haber Koordinatörü Muharrem Coşkun ve Akit TV Ana Haber Spikeri Erkan Tan’ın merak edilen soruları yönelteceği kritik oturum Türkiye'nin yeni dönem ticaret stratejilerine ışık tutuyor.





