Şantajcı Batı'ya ATMACA şamarı
Şantajcı Batı'ya ATMACA şamarı
MUSTAFA CEYLAN
Hamdolsun, yıllarca elin gavurunun hibe ettiği çürük çarık silahlara muhtaç bırakılan bu aziz millet, bugün sadece kendi göbeğini kesmekle kalmıyor, emperyalistlerin kıskacındaki dost ve kardeş ülkelere de sırdaş, yoldaş ve kalkan oluyor.
Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayiinde yazdığı destan, artık sınırlarımızı çoktan aştı.
İşte bunun en taze, en gurur verici örneklerinden biri de Uzak Asya’daki kardeşimiz Malezya’dan geldi.
Bilirsiniz, Batı’nın o meşhur "silah tüccarlığı" hep bir şantaj üzerine kuruludur.
Parasıyla silah alırsınız ama o silahı nerede, nasıl kullanacağınızı size dikte etmeye kalkarlar.
En ufak bir jeopolitik krizde, kendi milli çıkarlarınızı savunduğunuz anda "ambargo" sopasını gösterirler.
İşte kardeş ülke Malezya da Batı'nın bu güvenilmez, kibrinden geçilmeyen tedarik sistemine sağlam bir rest çekti.
Norveç’ten almayı planladıkları Naval Strike Missile (NSM) gemisavar füzelerinin tedarikini iptal ettiler.
Malezya Savunma Bakanı Datuk Seri Muhammed Halid Nordin, kibar bir diplomatik dille aslında şunu söylüyor:
"Bize sadece kâğıt üzerinde duran, yarın bir gün teslimatında kriz çıkaracak sistemler değil; şu an tıkır tıkır üretilen, sahada kendini kanıtlamış, 'tak-çalıştır' (plug-and-play) sistemler lazım."
Yani mealen; Batı'nın nazını, kaprisini, teslimat geciktirme oyunlarını artık çekemeyiz diyorlar.
Malezya’nın bu haklı ve onurlu uyanışının ardından masada 300 kilometre menzilli füze ihtiyacı için iki güçlü seçenek kaldı:
Biri her zamanki gibi bölgeyi kendi arka bahçesi sanan ve Batı ekosistemine uyum masallarıyla ülkeleri kendine bağlamaya çalışan ABD...
Diğeri ise Türk mühendisliğinin yüz akı, milli gururumuz ROKETSAN’ın ürettiği ATMACA gemisavar füzesi!
Asya basını ve savunma analistleri bile açıkça itiraf ediyor:
Türkiye’nin ihracat politikası esnek, dayatmasız ve samimi.
Biz ABD gibi "Şunu alırsan bunu yapamazsın" diyerek ülkelerin egemenlik haklarına ipotek koymuyoruz.
Malezya, zaten Türkiye ile savunma sanayii alanında giderek artan, bereketli bir iş birliği içinde.
İki kardeş ülkenin bu yakınlaşması, sadece bir ticari anlaşma değil; aynı zamanda İslam coğrafyasının kendi ayakları üzerinde durma iradesinin bir beyanıdır.
Bölgedeki askeri rekabet kızışırken, Malezya’nın denizlerdeki caydırıcılığını artırmak için ATMACA'ya yönelmesi, Türk savunma sanayiinin geldiği noktanın ne kadar stratejik olduğunu bir kez daha kör gözlere bile ispatlamıştır.
300 kilometre menziliyle düşman unsurlarına korku salan ATMACA, inşallah kardeş Malezya donanmasının da en keskin kılıcı olacaktır.
Düne kadar "Biz yapamayız, dışarıdan alalım" diyen o eski ezik zihniyetin yerinde yeller esiyor.
Artık üreten, sahada test eden ve dünyaya ihraç eden bir Türkiye var.
Şer odakları istedikleri kadar çatlasın, patlasın; biz üretmeye, güçlenmeye ve kardeşlerimizle omuz omuza yürümeye devam edeceğiz!
Allah'a emanet olun ...