Doğuştan ölüme, düşmekle geçer ömrümüz
Doğuştan ölüme, düşmekle geçer ömrümüz
YÜKSEL TOKUR
Doğduktan sonra ölüme kadar hayatımızda birçok şeyler yaşarız. Kimisi gelir geçer, kimisi hayatımızda derin izler bırakır.
Ama şu bir gerçek ki; düşmenin ve kalkmanın yaşantımızda olmazsa olmaz, ayrı bir yeri var. Şimdi bunlardan önemli olanlardan bazılarını sıralayalım…
İlk önce baba sulbünden ana rahmine düşeriz. Orada gelişimizi Allah’ın mucizevi yaratılışıyla dünya denen sürgün âlemine düşeriz. Geçek hayat ahiret yurdu olduğu için sürgün denmiştir.
Derken; emeklemeye, sonrasında yürümeye çalışırken düşeriz. Düşe kalka yürümeyi öğreniriz.
İlerleyen yaşlarda Allah’ın kalbimize koyduğu sevgiyle kimileri bir kadının aşkına, kimileri bir Allah dostunun, devamında Peygamberimizin aşkına düşer..
Çok zaman vücudumuzun arızası olan hastalıklara yakalanır, yataklara düşeriz de, sağlığın kıymetini ancak o zaman anlarız.
Zaman zaman içimizde olup sürekli kötülüğü emreden nefsimize, vesveseler vererek yoldan çıkarıp günahlara sürüklemek isteyen şeytanın tuzağına düşeriz.
Sonrasında hatalarımızın farkına varıp, tövbe kapısını çalarak günahlarımızdan kurtulmanın yollarına düşeriz.
“İnsan beşerdir şaşar” sözü gerçeği olarak, diğer bazı insanlara karşı hatalar yaparız da onların gözünden, bazen de gönüllerinden düşeriz.
Anne, baba, kardeşler, eşler, akrabalar, dostlar –özellikle Allah dostları- gibi sevdiklerimizin üzerine düşeriz. Onların başına olumsuz bir hâl gelirse “nasıl yardımcı olabilirim”in derdine düşeriz.
Her şey, her zaman iyi gidecek değil ya… Bazen de anlaşamayız, kırılırız da ayrılıklara düşeriz.
İşlerimiz, beklentilerimiz yolunda gidip rahatladığımızda halk tabiriyle, “dört ayak üzerine” düşeriz.
Hayatın bazı safhalarında köyümüzden, şehrimizden ayrılmak zorunda kalırız da, gurbet yollarına düşeriz.
Borçlanırız; borcumuzu ödemenin derdine düşeriz.
Ev, araç sahibi olmak, zengin olmak herkesin hâyâli. Bunlara ulaşmak için çalışıp para kazanmanın derdine düşeriz.
Tüm isteklerimize ulaşmadan veya rahata ermeden bakarız ki ömür bitmiş, ölüm gelmiş ve kaçınılmaz son toprağa düşeriz.
Nihâyet; ahiret yurdunda da amellerimize göre, ya cennete, ya cehenneme düşeriz.