• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Müşterek tapularımıza sahip çıkalım yeter

14 Ağustos 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Müşterek tapularımıza sahip çıkalım yeter

HÜSEYİN ÖZTÜRK 

Müşterek tapularımız bellidir. Bu müştereklere düşman olmak veya bir kısmını reddetmek, milli mutabakata ve kardeşlik zeminine ihanet etmek anlamı taşır

Nedir müşterek tapularımız? Vatanımız, devletimiz, bayrağımız, milli birliğimiz, bağımsızlığımız ve bu toprakları vatan edinen tarihimiz müşterektir.

Çanakkale’de koyun koyuna yatanların şehitliği müşterektir. Sakarya’nın, Dumlupınar’ın, 15 Temmuz’un bize bıraktığı sorumluluk müşterektir.

İşte “Terörsüz Türkiye” ve “Milli Mutabakat ve Kardeşlik” meselesi, “Türkiye Yüzyılının milli irade ile tahkim edilmesi demektir.

Özellikle son 50 yıl, iliklerimize kadar ekilen fitne tohumlarından kurtulma vakti olmalı. Son 50 yılın şahidi olarak; sağcı-solcu, laik-muhafazakâr, Türk-Kürt, şehirli-taşralı, merkez-çevre gibi suni ayrımlar, siyasal ve kültürel fay hatlarına dönüştürüldü.


Darbeler, vesayet dönemleri, terör hadiseleri, ekonomik krizler ve ideolojik kutuplaşmalar, bu fay hatlarını besledi ve hep birlikte nice kayıplar yaşadık.

İnanın bu yükü dünyada başka bir ülke taşıyamazdı. Biz taşıdık, çünkü müşterek tapularımız vardı ve bunlar bizim istiklalimizin temel taşlarıydı, onlardan vazgeçemezdik.

Eğer vazgeçseydik, vazgeçirebilselerdi, bugün Haçlı sömürgesiydik. Birinci Dünya Savaşı’nın, Milli Mücadelenin öcü alınsaydı, İstanbul onların başşehri idi ve bugünkü Türkiye, İç Anadolu’da sığınmacı gibi yaşayarak birbirine yiyecekti.


*


Dünya hızla yeni devreye geçmiştir. Geç kalırsak geçmişe dönmemiz içten bile değil. Dünya yeni bir güç mücadelesinin içerisine girmiştir.

Enerji yolları yeniden şekillenmekte, ekonomik merkezler değişmekte, savaş teknolojileri hız sınırını yükseltmekte, devletler egemenlik savaşı vermekte, biz de ülke olarak bu gelişmeleri daha güçlendirmeliyiz.

Böyle bir zamanda bize lazım olan birinci husus, 85 milyon insanımızın milli mutabakat çerçevesinde millet iradesinde birleşebilmemizdir.

Milli dayanışma sıradan bir mesele değildir, hele siyasi hiç değildir. Doğrudan doğruya istiklalimizin ve devletimizin bekası meselesidir.

Toplumsal bütünleşme ve kardeşlik ilkeleri, herkesin aynı hayat tarzını benimsemesi anlamına gelmez. Türkiye’nin büyüklüğü zaten farklı fikirlerin, düşüncelerin, siyasi kanaatlerin ayrışmaya ve kavgaya sebep olmadan, aynı vatan toprağının üzerinde yaşamasıdır.


Yerkürede milli birlik ve beraberliği en çok hak eden ülkelerden ve toplumlardan birisiyiz. Çünkü bizim ezelden gelen bir tarihi hafızamız var. Bu hafızayı inkâr edemez ve yok sayamayız. Biz bir kere akraba toplumuyuz ve aile, vazgeçilmesi imkânsız temel değerimizdir.


Bu manada merhameti, dayanışmayı, kardeşliği, devlet fikrini ve millet şuurunu korumak mecburiyetindeyiz. Bizim millet olma kodlarımızda yalnızlık değil, birlik ve beraberlik vardır.

Komşuyu komşuya, fakiri zengine, genci yaşlıya, vatandaşı devlete bağlayan güçlü bir ahlaki düzenimiz var.

*

Ezcümle:

Bu ülkenin çocuklarının, birbirlerini siyasi kimliklerinden önce aynı milletin evlatları olarak gördüğü yeni bir toplumsal iklime ihtiyacımız var. Ortak acılarımızda buluşabildiğimiz gibi ortak hedeflerimizde de buluşabilmeliyiz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23