Erdoğan’ın yerine kim geçecek?
Erdoğan’ın yerine kim geçecek?
YÜCEL KAYA
Türkiye’de bir süredir aynı soru dolaştırılıyor:
“Erdoğan’ın yerine kim geçecek?”
Bu soruyu soranların çoğunun niyetini biliyoruz.
Bu bir merak sorusu değil;
Türkiye’nin geleceğini şekillendirme ve yön verme girişimi…
Daha doğrusu: Türkiye’yi lidersiz bırakma operasyonu.
Çünkü onlar çok iyi biliyor:
Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkeyi çeyrek asra yakın bir siyasi tecrübe içinde yalnız yönetmedi; Türkiye’ye yön verdi,
İstikamet çizdi,
Devlet aklıyla milletin vicdanını aynı potada buluşturdu.
Bugün Batı başkentlerinde rahatsızlık duyulan şey tam da budur.
Washington’daki bazı odaklar, Tel Aviv’deki strateji masaları,
Türkiye’nin güçlü bir liderlikle, yoluna devam etmesinden rahatsız.
Onların istediği;
Yönü belirsiz, kararsız, esnetilebilir, “uzlaşmacı” adı altında,
Yumuşatılmış bir Türkiye tablosudur.
Sıkıştığında batı kapılarında ağlayarak aman dileyen,
Bizi yalnız bırakmayın diye yalvaran bir tipoloji.
Ama bu millet, tarih boyunca biliyor ki:
Güçlü devlet, güçlü liderle ayakta kalır.
ABD ve İsrail neden “Güçlü Türkiye Lideri” İstemiyor?
Soru basit:
Erdoğan’dan sonra masaya zayıf bir figür gelsin istiyorlar.
Neden?
Çünkü Erdoğan;
Suriye’de, Kuzey ve Güney Afrika’da, Doğu Akdeniz’de, Karabağ’da saha okumasını değiştirdi,
NATO içinde bile bağımsız çizgi gösterdi,
Filistin meselesinde onları rahatsız eden en güçlü ses oldu,
Savunma Sanayiinde yerli çıkış yolları üretti.
Bu tablo, başta ABD ve İsrail olmak üzere bazı merkezlerde
“Kontrol edilebilir bir Türkiye” beklentisini boşa çıkardı.
O yüzden bugün dışarıdan içerideki tartışmaları kaşıyanlar var.
Birileri kulislerde isim fısıldıyor,
Bazısı medya manşetleri üzerinden psikolojik zemin yokluyor.
Amaç şu:
Erdoğan’ın kurduğu güçlü siyasi omurgayı gevşetmek, hareketi parçalı hale getirmek.
Şunu açıkça yazmak gerekiyor:
Erdoğan, sadece bir “siyasi lider” değil;
Türkiye’nin son çeyrek asrında bir hafıza, bir mücadele, bir irade biçimini temsil ediyor.
Benim gördüğüm tablo şu:
Bu toplum, Erdoğan’da kararlılık, dirayet ve güven duygusu buldu.
Kriz anlarında yön gösteren, dış baskı karşısında geri adım atmayan bir liderlik…
İşte bu yüzden, bazı isimlerin üzerinin özellikle çizildiğini,
bazı figürlerin ise kasıtlı biçimde öne sürüldüğünü görüyoruz.
Erdoğan’ın yerine gelecek olan kişi, yalnızca bir koltuğa oturmayacaktır.
O kişi;
Devletin yükünü taşıyacak,
Dış baskılara boyun eğmeyecek,
Bölgesel hesapları göğüsleyebilecek,
Vesayet ve örgütlü yapılara “dur” diyebilecek bir omurga ve kararlılık göstermek zorundadır.
Bu vasıflar olmadan, sırf “isim olsun” diye ortaya sürülen hiçbir figür, bu yürüyüşü devam ettiremez.
Bu operasyonların tek hedefi var:
Erdoğan sonrası dönemi, Erdoğan’sız kurgulamak.
Gelelim işin en kritik yerine.
ABD, İsrail ve yerli işbirlikçilerinin asıl korkusu şu:
Erdoğan’ın yerine geçecek ismi,
yine Erdoğan’ın kendisi belirlerse?
İşte o zaman kurdukları hesaplar çökecek.
Çünkü biliyorlar ki:
Ak Parti tabanı lidere sadıktır,
“Bu emaneti ona bırakıyorum” denildiğinde,
o isme sahip çıkılır.
Aksine, o isim dışarıdan dayatılmaya kalkarsa,
hareket zayıflar, parçalanma riski doğar,
Ak Parti içinde şucular, bucular peydah olur.
Türkiye yeniden eski istikrarsızlık iklimine sürüklenir.
Bunu en çok isteyenler kim?
Cevap ortada:
Türkiye’nin güçlü ve bağımsız kalmasından rahatsız olanlar.
Bu nedenle açık konuşalım:
Allah Cumhurbaşkanımıza sağlıklı uzun ömürler nasip etsin.
Türkiye’nin geleceği açısından en doğru yol;
Erdoğan’ın sağlığında, yine Erdoğan’ın iradesiyle bu meselenin netleştirilmesidir.
Çünkü bu sadece bir “parti tercihi” değildir
bir DEVLET MESELESİDİR.
Eğer o isim doğru belirlenmezse,
batıdan pompalanan tartışma dalgaları büyür,
hareket yorulur, zemin gevşer.
Ama Erdoğan o ismi işaret ettiği anda,
taban tereddüt etmez, emanete sahip çıkar.
Ve evet…
Bugün herkes aynı soruyu sormaya devam ediyor.
“O kişi kim olacak?”
O sorunun yanıtı bir süre daha zihinlerde kalmalı.
Merak büyümeli. Çünkü mesele bir kişiden ibaret değil…
Bu davanın geleceği,
liderliğin istikametinde gizlidir.
Ve o istikameti çizecek tek kişi de Erdoğan’dır.