Demedi demeyin, bu Cumhuriyet’in de bir gün kapısı çalınır
Demedi demeyin, bu Cumhuriyet’in de bir gün kapısı çalınır
Ali Karahasanoğlu
Öyle güçlüydüler ki..
Sadece kendilerine yardım yapılmasını istemekle yetinmiyorlar.
Bir de devletin 100 yılı aşkın süredir yardım derneği konumundaki Kızılaylara laf yetiştiriyorlardı.
“Ahbap’a yardım ediniz” demekle yetinseler.
Herkes istediği yere yardım edebilir düşüncesiyle itiraz etmeyiz.
Ama başında bir dolandırıcının olduğunu bile bile, bir kumarbaz’ın yönetimindeki derneğe yardım çağrısında bulunurken, bir de geceli gündüzlü çalışan vatansever insanlara kara çalmaya kalkışırlarsa.
Bir gün ayakları tökezlenecekti, nitekim tökezlendi.
Bize düşen nazife ayakları tökezlenmeden uyarıda bulunmak.
Bu kapsamda Cumhuriyet’i uyaralım.
Bile bile yalan haber yaparsanız, o yalanlarınız bir gün sizin başınıza dert olur.
Somut örnek.
Tam da haziran ayında bütçe fazlası verildiğinin açıklandığı gün.
Türk ekonomisi ile yarışmaya kalkışan hangi yabancı ülkenin talimatıyla yapıyor iseler kendileri açıklama yapsınlar.
Cumhuriyet Gazetesi’nde bir haber.
“Kepenk indiren şirket sayısı 13.484 oldu.”
Yıllardır bu tür haberleri takip ederim.
Kepenk indiren şirket sayısını yazarlar da, kepenk açan şirket sayısını bir türlü veremezler.
Bunun hainlik olduğunu, kendi ülkenize düşmanlık anlamına geldiğini defalarca hatırlattık.
Şimdilerde artık, kepenk indiren şirket sayısını da, kepenk açan şirket sayısını da vermeye başladılar.
Ama tilkilik yine devam ediyor.
Kepenk indiren şirket sayısını başlık veriyorlar, algıyı oluşturuyorlar. “Ülke yandı bitti mahvoldu” havasını oluşturuyorlar.
Sonra spotta bile değil, haberin en altına doğru, kepenk açan şirket sayısını da veriyorlar.
Ama orayı okumayana kadar, vatandaşın gözünde ülkenin iflasın eşiğinde olduğuna dair kafasında bir algıyı oluşturmuş oluyorlar.
Peki; başlıkta kepenk kapatanı verip, haberin en sonuna ittirdikleri, kepenk açan şirket sayısı kıyaslaması ne sonuç görüyoruz.
İkisini birlikte verelim.
2026 yılı ilk altı ayında 13.484 şirket kapanmış.
2026 yılı ilk altı ayında 57.062 şirket açılmış.
Yani kapananın dört mislinden fazlası açılmış.
Türkiye’nin nüfusu, son altı ay içinde dört misli mi arttı?
Yooo.
Türkiye’nin ekonomik yapısında son altı ay içinde dört misli büyüklüğe ulaşacak bir değişim mi yaşandı?
Yoooo.
Kedinin fareyle oynadığı gibi, bu vatan hainleri de rakamlarla oynuyorlar.
Kapanan şirketin sayısını verip açılan şirket sayısını gizliyorlar.
Kapanan şirket sayısının veya açılan şirket sayısının tek başına ülkenin ekonomik yapısını yansıtmadığını bildikleri halde, aksi yönde algı oluşturmaya çalışıyorlar.
Şu kesin, Türkiye’de aktif şirket sayısı her geçen gün artıyor.
Türkiye’de aktif şirketlerin sermaye değerleri her geçen gün enflasyon kayıplarını dikkate de alsanız yükseliyor.
Yani Türkiye iyiye gidiyor.
İyiye gidiyor ki 2026 yılı için planlanan bütçe rakamları ilk yarıyılda tutturulmuş oldu.
Bakmayın siz onların, bütçenin şu kadarı faize gitti, her saat şu kadar faiz ödüyoruz, masraflar korkunç arttı, külliyenin günlük masrafı bu kadar..
Bu hikayeleri boşverin.
2026 yılı bütçesinde, yıl sonunda muhtemel bütçe açığı 2 trilyon 713 milyar TL olarak öngörüldü.
Peki ilk altı ayda gerçekleşen bütçe açığına kadar?
İlk altı ayda bütçe açığı 942,8 milyar TL olarak gerçekleşti.
Bu ne demek?
Dönemsel olarak ilk altı ayla ikinci altı ay arasında belli farklar oluşabilir.
Ama yuvarlak hesap olarak değerlendirirsek.
Yılın tamamında 2.7 trilyon TL bütçe açığı öngörüldüyse.
+-farklılıkları olabileceğini de düşünerek, “1,3 trilyon TL bütçe açığı” normaldir diyebiliriz.
Peki gerçekleşen ne olmuş?
Öngörülenden 350 milyar daha az.
Cumhuriyet gazetesi bu konuda hangi haberi yapmış?
Sakın, “hiç haber yapmamışlardır” diye düşünmeyiniz.
Onlar her haberi, ama istisnasız her haberi.. istedikleri gibi çarpıtarak, okuyucunun zehirlenmesi için araç olarak kullanırlar.
Buyrun birlikte okuyalım, öngörülenden % 35 daha düşük bütçe açığı çıktığı halde Cumhuriyet’in yaptığı operasyon haberini.
“Bütçe açığı ilk altı ayda 1 trilyona yaklaştı faiz harcamaları Haziran‘da 275 milyar TL’yi aştı.”
Nasıl, beğendiniz mi?
Nurettin Nebati bakanlığı döneminde faizler düşürüldüğünde kıyameti koparanlar ve faizin bir çırpıda %70 % seksen’lere çıkarılması gerektiğini savunanlar, öngörülen bütçe açığının çok daha azı gerçekleştirildiği halde, bize faiz harcamaları üzerinden neredeyse dindarlık taslayacaklar.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “bize ne oluyor, bu konuda nas var” dediğinde faiz hakkındaki Allah’ın haramlık emriyle alay edenler.
Şimdi bize faiz harcamalarının nereye ulaştığını hatırlatıyorlar.
Olsun, onlar bize faiz hatırlatması yapsınlar ki, biz de bir an önce o faiz belasından kurtulmamız için daha hızlı adımlar atalım.
Ama gerçekleri de kimse çarpıtmasın.
2026 bütçesinde, tüm yıl için öngörülen faiz ödemesi ne kadardı?
2 trilyon 742 milyar TL.
Bütçe rakamlarında yaptığımız gibi, faize giden para konusunda da aynı kıyaslamayı yapalım.
İlk altı ayda ne kadar faize para gittiğini hatırlatalım:
1 trilyon 111 milyar 440 milyon TL.
Tüm yıl için öngörülen 2 trilyon 742 milyar TL’lik faizin yarısını hesapladığımızda, 1 trilyon 371 milyar TL faize gitmesi gerekirken.
260 milyar TL daha düşük miktarda faiz ödemesi gerçekleştirilmiş.
Tabii ki faiz ödemesi sıfır olsun.
Tabii ki bütçemizden bir kuruş bile faize gitmesin.
Ama lütfen, AK PARTİ öncesinde bütçenin yarısı faize giderken.
Yılbaşında yapılan bütçede öngörülen miktarın %30-%40 fazlası faize giderken.
Şimdi planlananın da altında miktarlarda bütçe açığı ve faiz gideri gerçekleştiği halde, bu rakamları haber yapmayıp, “kapanan şirket sayısı” diyerek, orada da açılan şirketleri gizleyip algı yaparsanız.
Benden söylemesi.
Bir gün polis sizin de kapınızı çalar.
“Türkiye ile rekabette olan hangi yabancı devletten fonlanarak bu rakamları çarpıtıyorsunuz” diye soran bir savcı çıkar.
Ben hatırlatayım.
Tarihi not düşeyim.
Beş ay sonra on ay sonra kapı çalındığında, “eski haberlerimiz için soruşturma açılmış” diyerek şaşırmış numaralarına yatmayın.
Gazetecinin görevi, gerçekleri yazmaktır.
Rakamları çarpıtmak değil.