THY - Orta Avrupa Eylül

Lisanımızı, insanımızı, insafımızı kaybettik!

11 Eylül 2018 Salı

Osmanlı insanı güzel konuşur, derdini kestirmeden anlatırdı. Sözü gereksiz yere uzatmaz, o zamanın deyişiyle “israf-ı kelam” (kelime israfı) etmezdi. Ayrıca konuşanın sözü asla kesilmezdi. İfadeleri gâyet zarîf ve düzgün olurdu. 

Sohbet edenlerin aralarındaki uyumu ve sevgiyi gören Charles MacFarlane, şöyle yazmaktan kendini alamamıştı: 

“Bu milletin konuşması, bütün diğer milletlere örnek olabilecek kadar güzel ve mükemmel!” 

Osmanlı’nın yetiştirmek istediği “insan” modelinin temel ilkeleri “Ahilik Şartnamesi”nde yazılıdır. Bu “şartname”, bir bakıma, hem “İnsan Yetiştirme Projesi”, hem de bu konuda varılan mutabakatın anayasasıdır.

“Gerçek insan” olmanın bazı öncelikleri şöyle sıralanıyor:

* İnanç ve ibadetlerinde samimi olmak;

* İmanlı, kararlı, iyi huylu, güzel ahlâklı ve herkes için sevgi dolu olmak; 

* Kini, hasedi, düşmanlığı ve dedikoduyu hayatından çıkarmak; 

* Ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı, gözü, gönlü ve kalbi tok olmak; 

* Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli, dürüst ve kerem sahibi olmak; 

* Büyüklere sevgi ve saygı göstermek;

* Başkalarının ayıp ve kusurlarını örtmek, gizlemek ve affetmek, hataları yüze vurmamak;

* Tatlı dilli, güler yüzlü, samimi ve güvenilir olmak;

* Gelmeyene gitmek, dost ve akrabayı ziyaret etmek;

* Herkese iyilik yapmak, iyiliklerini istemek ve yapılan iyiliği asla başa kakmamak; 

* İnsanların işlerini içten, gönülden ve güleryüzle yapmak; 

* Daima iyi komşu olmak, cahil komşuların verdiği sıkıntıya katlanmak;

* İnsanlar arasında din, dil, mezhep, ırk, renk farkı gözetmemek; 

* Hata ve kusurları daima kendi nefsinde aramak, iyilerle dost olup, kötülerden uzak durmak;

* Fakirlerle dostluktan, oturup kalkmaktan çekinmemek; 

* Zenginlere, zenginliğinden dolayı itibardan kaçınmak, Allah için sevmek; 

* Hak için hakkı söylemek ve hakkı söylemekten korkmamak;

* Emri altındakileri ve hizmetindekileri korumak ve gözetmek;

* Açıkta ve gizlide Allah’ın emir ve yasaklarına uymak; içi, dışı, özü, sözü bir olmak;

* Kötü söz ve hareketlerden sakınmak, hakkı korumak, hakka riayetle haksızlığı önlemek;

* Kötülük ve kendini bilmezliğe iyilikle karşılık vermek;

* Belâ ve kötülüklere karşı sabretmek; 

* Düşmana düşmanın silahıyla karşılık vermek; 

* İnanç ve ibadetlerinde samimi olmak ve fani dünyada kalacak şeylerle övünmemek; 

* Yapılan iyilik ve hayırda Allah’ın rızasından başka amaç gözetmemek; 

* Âlimlerle dost olup onlara danışmak ve sır saklamak; 

* Her zaman ve her yerde yalnız Allah’a güvenmek, doğru örf, âdet ve törelere uymak; 

* Aza kanaat, çoğa şükür ederek dağıtmak; 

* Feragat ve fedakârlığı daima kendi nefsinden yapmak…

Tabii bütün bunları önce aile, sonra eğitim sistemi (hocalar) verirdi. Yarın Osmanlı aile yapısına bakalım…

 

YORUM YAZ

  • hasan alihasan ali14 gün önce
    Fakirin evine ne zaman gideriz. Ya kızını alacağımız zaman yada kendimiz köyümüze/mahallemize muhtar adayı olduğumuz-zaman eşimizle gideriz. Birde bazen cenazelerde komşumuz ise
  • mehmet efemehmet efe14 gün önce
    Ahmet mehmet hasan hüseyin ali veli ayşe fatma gibi isimleri klasik demode bulan yeninesil birazda ebe dedenin adını koymamak için ihtiyarların tabiri ile teltik isim yani modern isimler veriyor çocuklarına isim olarak oysa bize hep ya sahabe isimlerinden yadan kuranda geçen isimlerden isim koymamızı istiyordu eskiler yaşlılar büyükler
  • AdemAdem14 gün önce
    Ben Osmanlı insanı değilim Yahudilerin de insanı değilim.
  • abdikul55@gmail.com[email protected]14 gün önce
    Kıymetli hocam elleriniz dert görmesin.siz osmanlıyı tarif ederken rabbimizin vahyini ve onu tatbik eden resulü kibriyanın sünnetinin ihyasını birebir osmanlıda yaşandıgının altını çizmişsiniz.hamdolsun atalarımızdan allah cc razı olsunki dinin her yönlü huzura işaret eden fevkalade emirlerini hayat nizamı haline getirmişler..ama ne yazıkki son yüzyılın türkiyesinde acaba bu saydıklarınızdan kaçta kaçı kaldı..gemi su aliyor su..denizciler iyi bilir devamlı su alan gemi batmaya yüz tutmuş demektir ki bu vatanın dinsizleşmesine yozlaşmasına sebep olacak..görünen oki tehlike çanları çalıyor..materyalist zihniyet ne yazıkki bir orta yol bulamiyor insanlık ev araba mal mülk para derdine düştü ahlak unanma saygı sevgi kaldıysa demekki ben yanılıyorum..sadece okulların adı degişti imam hatip oldu.bizim caminin tam arkasında bu okuldan var ve ne namaza gelen bir hocası var nede talebesi var..varprosedür genelde aynı ögretenlerde aynı zihniyeti taşiyor..bu zihniyet bizim gemiyi tahliye edilemezse batıracak..benden söylemesi..görünen köy kılavuz isteme derler..
  • nurinuri14 gün önce
    Hocam kibirden sünnet düğünlerimizi bile köyümüzde kasabamızda yapmıyoruz. Sonrada davulcu zurnacı kameracı dahil 8-10 kişi ile sünnet töreni yapıyoruz. Tabi zengin olanların mevki makam amir müdür olanlar isyisna onların konvoyuna katılan araç sayısı çift rakamlarla kornalarla tevazür ediyor. Velhasıl kalabalık içinde yalnızlık çekiliyor cepler şiştikçe arabamız evlerimiz dükkanlarımız oldukça kibir katsayısı da artıyor. İnanın köylerde bile makinalı tarıma geçildiğinden keşik yapma( ben komşuma komşumun bana fındık toplamaya gelmesine) ortadan kalktığından herkesin ucuzundanda olsa bir otomobili olduğundan kibir virüsü fena yayıldı.Allah sonumuzu hayır eyleye
  • selamselam14 gün önce
    Mest oldum. kendi nefsimde ve cevremde aradim bulamadim.para gelecek kaygisi ve şöhret mübtelasi bizleri sarip sarmalamis
  • yörükoğluyörükoğlu14 gün önce
    Hocam meyve ve sebzelerin adını niye deşiştirk yabancı isimlerle. İş yerlerinin adını niye değiştirdik yada yabancı isim koyduk sebep ne olabilir bunda mecburiyet ne sizce?
  • metin p.metin p.14 gün önce
    insanlar arasında ırk mezhep din dil ayrımı yapmamak.nasıl bir şey bu.hak din batıl din ayrımı yok mu?esas olan insan hakları ve adalette ayrım yapmamaktır.bunu da böyle ifade etmek lazım.
  • RasimRasim15 gün önce
    Bu 17 yıllık iktidar zamanında neden bu tip insan yetiştirilemedi.İnsanı yaşatki,yetiştirki devlet,insanlık yaşasın