• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Siz ülkenin sahibi misiniz bekçisi mi?

11 Haziran 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Siz ülkenin sahibi misiniz bekçisi mi?

AHMET VAROL

Bilindiği üzere son günlerde Arnavutluk’ta ABD Başkanı Trump’ın damadı Kushner’in finanse ettiği bir tatil köyü projesine karşı geniş çaplı kitlesel eylemler düzenleniyor. Proje ve tepkiler hakkında muhtelif yazılar yazıldığı için ayrıntısına dair bilgi vermeye gerek görmüyoruz.

Şu kadarını söyleyelim ki bir ülkenin başına geçip de yöneticisi olmak o ülkenin sahibi olmak dolayısıyla ülkeyi ya da topraklarının bir kısmını istediğine satma yetkisini elde etmek anlamına gelmez. Yöneticilik ülkenin aynı zamanda bekçiliğini yapma sorumluluğunu yüklenmek anlamına gelir. Dolayısıyla görevleri yetkilerini sınırlar. Ne var ki günümüzde yöneticilerin birçoğunun en önemli sorunlarından biri yetkilerinin sınırlarını her zaman görevlerinin sınırlarından çok daha geniş, kendilerini de yönettikleri ülkelerin bekçisi değil sahibi konumunda görmeleridir.

Bunun bir benzerine de bu günlerde Lübnan’da şahitlik ediyoruz. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Hizbullah’a ve İran’a yönelttiğini söylediği çağrıda; “Burası sizin ülkeniz değil bizim ülkemiz” demiş. Oysa orası ne Joseph Avn’ın, ne Hizbullah’ın ne de İran’ındır. Orada yaşayan ve hak sahibi olan halkındır.

Ancak o halkı yönetme iddiasıyla belli makam ve mevkilere gelmiş olanlar da yönettikleri ülkede yaşayan halkın haklarını koruma ve bunun için onurlu bir mücadele verme sorumluluğunu taşımaktadır. Siyonist katillerin önünü açarken bu katillere karşı mazlum halkın, evlerinden çıkarılan insanların haklarını himaye etmeye çalışanların önlerini keserek bu sorumluluk yerine getirilmiş olmaz.

Amerika’daki sözde ateşkes pazarlıklarında Lübnan hükümetini temsil eden heyet onurlu ve kararlı bir duruş sergileyemedi. Cephede de işgal güçlerinin saldırgan tutumu karşısında Lübnan ordusu hiçbir varlık gösteremedi.


ABD’deki görüşmelerde ateşkes sağlandığının ilan edildiği gün siyonist katiller Lübnan’da katliam yaptı. Şimdi kalkmış Lübnan Başbakanı İran’a seslenerek; “Güneyimize merhamet edin, onu ve halkını müzakerelerinizin şartlarını iyileştirmek için yalnızca bir pazarlık kozu olarak görmeyi bırakın!” diye çağrıda bulunuyor.


Eğer Güney Lübnan’da yaşayan halk adına birilerinden insaf dilenmen gerekiyorsa git, kim saldırıyorsa ondan insaf dilen! İran, ABD ile müzakerelerinde Lübnan’ı bir koz olarak mı kullanıyor yoksa Lübnan’a yönelik vahşi saldırıların durdurulması için eline geçen kozları değerlendirmeye mi çalışıyor? En başta bu konuda doğru tespit ve teşhiste bulunmak için kendin insaflı ol!

Herhangi bir ülkenin ve yönetimin bir konudaki yanlışlarına itiraz etmemiz ona her konuda karşı olmamızı, tavır almamızı gerektirmez.

Bugün Lübnan halkı siyonist yayılmacılıktan ve saldırganlıktan dolayı ciddi bir tehdit ve tehlikeyle karşı karşıyadır. Bu tehdit ve tehlike karşısında aslında Lübnan’ın yapması gereken siyonist katillerden ve onların arkasında duran ABD’den insaf dilenmek değil onları hizaya getirecek bir mücadelenin bileğini güçlendirmektir.


İşgal rejimi şimdiye kadar Lübnan’la yapılan ateşkes anlaşmalarının hiçbirine riayet etmedi. Son yapılan ateşkes anlaşması karşılıklı bir uzlaşmadan ziyade bir tarafın diğer tarafa tam anlamıyla teslim olması anlamına gelen içerik taşıyordu. İşgal rejimi, Lübnan tarafından Hizbullah’ın saldırılarının tamamen durdurulması ve milislerinin Litani Nehri’nin arkasına çekilmesi karşılığında Beyrut ve Dahiye’ye yönelik hava saldırılarını durduracağını söylüyor, ama kara saldırılarını durdurma konusunda hiçbir taahhütte bulunmadığı gibi Lübnan’ın güneyinde işgal ettiği bölgelerden de çekilmeyeceğini bildiriyordu.

Üstelik işgal rejimi anlaşmanın bu kadarına bile riayet etmedi ve hava saldırılarını kesintisiz bir şekilde devam ettirdi. İran ise İsrail işgal rejimini, Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurmaya zorlamak amacıyla, onun hedeflerine balistik füzelerle saldırılar düzenledi.

Bu durumda Lübnan yönetimine sormak gerekiyor: Siz gerçekte Lübnan’ı mı savunuyorsunuz yoksa siyonist işgalcileri mi?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23