--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bugün Akit’e saldıran CHP’liler 1945’te Tan gazetesini basmıştı

Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
9

Bugün Akit’e saldıran CHP’liler 1945’te Tan gazetesini basmıştı

MUSTAFA ARMAĞAN

CHP’lilerin son vandallığını canlı yayında cümle âlem seyretti. 

CHP’liler Akit TV muhabiri Muhammet Can Bulut ve kameraman Nuh Güneş’e tekme ve yumruklarla saldırdı, linç girişiminde bulundu. 

Ağza alınmayacak küfürler yanında kameralara müdahale ettiler. 

İki arkadaşımız hastaneye gitti ve 10’ar günlük rapor aldı. Güvenlik güçleri müdahale etmemiş olsa hadise daha vahim bir hal alabilirdi.

Bu alçakça saldırıyı lanetliyor, arkadaşlarımıza ve Akit Medya camiasına geçmiş olsun diyorum.

*


Lakin CHP’nin alamet-i farikası olan bu saldırganlık bugün başlamadı, korkarım bugün de bitmeyecek. 

Tıpkı 81 yıl önce, o zaman iktidar koltuğunu gasp etmiş bulunan CHP’nin yönlendirdiği kitlenin bir gazetenin kendilerince sakıncalı addedilen yönetim binası ile matbaasını basması ve masa ve makinalarına varıncaya kadar kırıp dökmesi olayında olduğu gibi.    

Ne olmuştu o 4 Aralık 1945 günü? Beraberce hatırlayalım.

Sol görüşlülerin yayın organı olan Sertellerin Tan gazetesi Sovyet taraftarlığı yapıyordu. 

4 Aralık sabahı İstanbul Üniversitesi önünde yönlendirilen 20 bin öğrenci önce protesto yürüyüşüne geçti, ardından Cağaloğlu’nda Tan gazetesi ve matbaasının önüne kadar ilerledi.

Hedef gösterilen bu iki kuruluşu yakıp yıktıktan sonra vandallar bu defa Taksim’e kadar yürüdü ve buradaki yine sol dergi büroları ile kitabevlerini tahrip etti. 

İlginç olan nokta, içlerinde sonraları solculuğa merak salacak olan İlhan Selçuk’un da bulunduğu göstericilerin ellerinde Türk bayraklarının yanı sıra Atatürk ve İnönü’nün resimlerini de taşımasıydı. 


Kalabalık dönüp İstanbul Valiliğinin önüne geldiğinde bu defa CHP’li vali Lütfi Kırdar ve Cumhuriyet Halk Partisi lehine tezahüratta bulunacak ve gösteri burada sona erecekti. 

Dahası, Sıkıyönetim Komutanlığı emrinde görev yapan Kâzım Alöç öyle bir iş yapmıştır ki, baskında Tan gazetesi matbaasını yıkan, yağmalayan kışkırtılmış gruplar yerine gazetenin sahipleri olan Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel ile yazar Cami Baykurt’u “hükümetin manevi şahsiyetini tahkir” suçlamasıyla tutuklamış ve bu isimlerin soruşturmasını yürütmüştür.

Yıllar sonra Başbakan olan Adnan Menderes TBMM’de bu feci olayı hatırlatacak ve 

Daha dün işlerine gelmeyen yayınları durdurmak için İstanbul’un göbeğinde matbaaları yakıp yıkan CHP değil miydi?” 

diye bu eylemin CHP’nin ezelden beri süregelen entrikalarının bir parçası olduğunu kamuoyuna hatırlatacaktı.

*

Aradan yıllar, yıllar geçti. 

Türkiye çok partili hayata intikal etmiş, köprülerin altından nice sular akmıştı. 

Aynı Kâzım Alöç pişman olmuş olsa gerek ki 13 Nisan 1967 tarihli Yeni Gazete’ye ifşaatında Tan gazetesi ve matbaasına yapılan baskın ve tahribatın bizzat CHP örgütü tarafından düzenlendiğini söyleyecekti. 

Gazetedeki manşet tam da Aziz Nesin’in öfkeli bildirisinde dediklerini doğrular mahiyetteydi:

Ey Türk faşisti!


Birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makinelerini ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli, gazeteleri çamurlara serip üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir.”

Bir itiraf da Aziz Nesin’den:

Nümayişçilere (göstericilere) CHP Müfettişi Alaaddin Tiritoğlu sigara ikram ediyordu.”

Doğruları korkmadan dile getirebilen nadir akademisyenlerden olan Prof. Dr. Cemil Koçak Tarihin Buğulu Aynası adlı kitabında solun dönekliği ile ilgili olarak İlhan Selçuk üzerinden aşağıdaki keskin satırları yazacaktır:

Tan’ın yıkımına önce basın kampanyasıyla başlanılmış, saldırıya tahrik ve teşvik, basınca yönlendirilmiş, kampanyanın eylemle sonuçlanmasından sonra da, bu kez saldırıya uğrayanların bir kez daha linç edilmesine sıra gelmişti. Bu metodun tarihe gömüldüğünü kim iddia edebilir ki? Tan’ı yerle bir edenler arasında bulunan İlhan Selçuk yıllar sonra Cumhuriyet’in başına geçtiğinde, gökkubbeyi o gün başlarına yıktığı Zekeriya Sertel ile yakınlık kuracak ve Cumhuriyet “solcu” gazete olarak geçmişteki bu yayınlarını unutarak, hem eski sola ve hem de zamanın soluna sahip çıkacaktır.”

12 Temmuz 1951 günü Nazım Hikmet’in resmini okurları yüzüne rahatça tükürebilsin diye bastığını yazan Cumhuriyet gazetesi de 1960’ların ortalarında aynı döneklik stratejisiyle en ‘böyük’ Nazımcı kesilmemiş miydi mi?

CHP’nin vukuatı saymakla bitmez. 

Hem geçmişe doğru, hem de geleceğe doğru uzayan bir zincirdir bu: Suç ve şiddet zinciri.

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ebubekir Sonumut

11 Haziran 2026 13:51

Okumuş olduğum yazı bir kez daha gösteriyor ki, Türkiye'de bazı kesimler işlerine gelmeyen fikirlere tahammül etmek yerine baskı ve zorbalığı tercih ediyor. Dün Tan Gazetesi olayında görülen zihniyet neyse, bugün gazetecilere saldıran anlayış da odur. Kendilerini demokrasi ve özgürlük savunucusu olarak gösterenlerin, konu kendi görüşlerine karşı çıkan insanlar olunca bambaşka davranmaları büyük bir çelişkidir. Kimse beğenmediği bir gazeteyi susturma hakkına sahip değildir. Fikre fikirle cevap vermek yerine küfür, tehdit ve saldırıya başvurmak demokrasi değil, tahammülsüzlüktür. Türkiye'nin artık bu ikiyüzlü anlayıştan kurtulması ve siyasi mücadeleyi sokakta değil, fikir meydanında vermesi gerekiyor. Bu saldırıları yapanlar da, bunlara sessiz kalanlar da bunun hesabını vicdanlarda veremez. Her zaman olduğu gibi geçmişten günümüze ışık tuttunuz Kaleminize sağlık hocam

Ahmet Kartal

11 Haziran 2026 13:44

Sözde fikirlere saygılı, sözde demokrasi aşığı, laik, her dine (İslam hariç) saygılı, memleket için canını verebilecek (! - Bankamatik olmasa belki gece bankayı basabilecek), aklına ve menfaatlerine uymayan her şeye karşı ve bunu şiddetle çözmeye çalışan bir güruh... Bu partinin savunduğu fikir nedir?: İslam, Komünizm, hinduizm, Budizm, Hristiyanlığın vb değişik fikir ve inançların dünya ve dünyadan sonraki hayatla ilgili beklentileri vardır. Hiç anlamamışımdır CHP ahiret için bir şey yok ama CHP'ye inanıldığında (fikirsel bazda) dünyada nasıl bir menfaat elde edersiniz, tabanın veya CHP'ye oy verenlerin elde ettiği değer nedir?

Hüma

11 Haziran 2026 13:05

*Basın Özgürlüğüne Saldırı: Dünden Bugüne Aynı Utanç* Bugün Akit TV muhabiri ve kameramanına yapılan alçakça saldırı ile 4 Aralık 1945’te Tan Gazetesi’ne yapılan baskın arasında 81 yıl vardır ama ikisi de aynı mantığın ürünüdür: “Bana uymayan sesi sustur.” O gün matbaa kırılıyordu, bugün ise kamera. İki olay da basın özgürlüğüne vurulmuş hançerdir. Şiddet, hangi gerekçeyle olursa olsun haddi aşmaktır ve en sert şekilde kınanmalıdır. Kâzım Alöç’ün itirafı ve Aziz Nesin’in tanıklığı, o gün matbaa kırmanın “halkın öfkesi” değil, organize bir iş olduğunu göstermektedir. İroniye bakın ki: Saldırganlar değil, gazete sahipleri Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel ile yazar Cami Baykurt, dönemin Sıkıyönetim Komutanı Kâzım Alöç tarafından “hükümetin manevi şahsiyetini tahkir” suçlamasıyla tutuklandı. Tarih bize şunu öğretti: Basına saldıran iktidar da sonunda sandıkta kaybetti. Matbaa yakmak, gazeteci dövmek düşünceyi susturmaz. Bu mantık demokrasiyle bağdaşmaz. Çünkü demokrasi, sevmediğin gazetenin de yazma hakkını korumakla başlar. Bugün gazeteci ve kameramanın darp edilmesi, sadece kişilere değil milletin haber alma hakkına yapılmış açık bir saldırıdır. Şiddet hiçbir gerekçeyle mazur gösterilemez. Tartışma kürsüde, kalemde, ekranda olur; meydanda, sokakta yumrukla olmaz. Adnan Menderes’in 1950’de sorduğu soru bugün de geçerlidir: “İşine gelmeyen yayını durdurmak için şiddet mi kullanacaksın?” Kâzım Alöç yıllar sonra pişman oldu, Aziz Nesin gerçeği itiraf etti. Keşke pişmanlık suç işlenmeden önce gelse. CHP’nin suç-şiddet zinciri 1945’te Tan’a, bugün Akit’e uzanıyor. Bu kronik bir hastalıktır. Şiddetle demokrasi savunulamaz, demokrasi sadece hukukla yaşar.

Esin Kübra

11 Haziran 2026 13:02

Üstâdım kaleminize, bileğinize sağlık. Bu "suç ve şiddet zinciri" olan chp zihniyetinden Vatanımızı muhafaza etsin Cenâb-ı Hakk amiinn???????? Siz kıymetdâr üstadlarımızın ömrünü ziyadeleştirsin ve bu saldırgan, şiddetden beslenen chp'lilerden muhafaza etsin amiinn????????

Dikensiz Gül Bahçesi

11 Haziran 2026 11:02

Sayın Armağan, bu olay 1945 yılındaki Tan gazetesi ile sınırlı değil ki. 4 Mart 1925 yılında uygulanan Takrir-i Sükûn kanuni ile başlıyor. Yâni muhalif, aykırı olan her kişi ve kurum'un sesi kesiliyor. Yetmiyor, isyan bahanesi Doğu'da ve Ankara'da İstiklal mahkemeleri kuruluyor idamlar geliyor. En sonun da tek muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet fırkası da kapatılıyor....

İsmail Zaza

11 Haziran 2026 08:37

Eski bir haberde tan gazetesinin basilmasinda İlhan Selçuk ile beraber Süleyman Demirel de varmiş.

El hareketi

11 Haziran 2026 07:39

Manası derin, çok fena bir el hareketi çekti kameraya vatandaş.

Bahtınyar olsun

11 Haziran 2026 06:55

O zaman yıl 1945... iktidar Ckp.... şimdi Akp iktidarı.... ve mağdursunuz... Akp.li eski bakan ve başların desteği Ckp.ye, imamoğluna. Özgür özele.... size destek Yok... açın gözünüzü...bülbüller, güller, barınçlar... hala ak partide barınıp besleniyor...oğlu kızı bakan vekil yapılıyor... Akp Manisa vekiline bir bakın... barının oğlu... yazık değil mi

MUZAFFER...

11 Haziran 2026 04:20

ELİNE SAĞLIK HOCAM ALLAH C.C RAZI OLSUN ÖMRÜNÜZ BEREKET NASİP EYLE İNŞALLAH AMİN .....TINIYETİ BOZUK OLMASI YUZUNDEN DİR VATAN HAİNİ OLDUKLARI İÇİN DİR GAYRİ MİLLİ OLDUKLARI İÇİN DİR, YAHUDİ VE HAÇLI UŞAKLARI PROJE ELEMANLARI OLDUKLARI İÇİN DİR, KUDUZ KÖPEK GİBİ SALDIRIYORLAR ,MÜSLÜMAN GORUMLU KAFİRLER OLDUKLARI İSPATLAMIŞ LARDIR...........TEKRAR BÜYÜK GEÇMİŞ OLSUN AKİT AYLESINE...........ŞEHİT YASİN BÖRÜ GİBİ OLABİLİR Dİ..........

Mustafa Armağan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle