• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
TÜM YAZILARI

Bugün Akit’e saldıran CHP’liler 1945’te Tan gazetesini basmıştı

11 Haziran 2026
A


Mustafa Armağan İletişim: [email protected]

Bugün Akit’e saldıran CHP’liler 1945’te Tan gazetesini basmıştı

MUSTAFA ARMAĞAN

CHP’lilerin son vandallığını canlı yayında cümle âlem seyretti. 

CHP’liler Akit TV muhabiri Muhammet Can Bulut ve kameraman Nuh Güneş’e tekme ve yumruklarla saldırdı, linç girişiminde bulundu. 

Ağza alınmayacak küfürler yanında kameralara müdahale ettiler. 

İki arkadaşımız hastaneye gitti ve 10’ar günlük rapor aldı. Güvenlik güçleri müdahale etmemiş olsa hadise daha vahim bir hal alabilirdi.

Bu alçakça saldırıyı lanetliyor, arkadaşlarımıza ve Akit Medya camiasına geçmiş olsun diyorum.


*


Lakin CHP’nin alamet-i farikası olan bu saldırganlık bugün başlamadı, korkarım bugün de bitmeyecek. 

Tıpkı 81 yıl önce, o zaman iktidar koltuğunu gasp etmiş bulunan CHP’nin yönlendirdiği kitlenin bir gazetenin kendilerince sakıncalı addedilen yönetim binası ile matbaasını basması ve masa ve makinalarına varıncaya kadar kırıp dökmesi olayında olduğu gibi.    

Ne olmuştu o 4 Aralık 1945 günü? Beraberce hatırlayalım.


Sol görüşlülerin yayın organı olan Sertellerin Tan gazetesi Sovyet taraftarlığı yapıyordu. 

4 Aralık sabahı İstanbul Üniversitesi önünde yönlendirilen 20 bin öğrenci önce protesto yürüyüşüne geçti, ardından Cağaloğlu’nda Tan gazetesi ve matbaasının önüne kadar ilerledi.

Hedef gösterilen bu iki kuruluşu yakıp yıktıktan sonra vandallar bu defa Taksim’e kadar yürüdü ve buradaki yine sol dergi büroları ile kitabevlerini tahrip etti. 

İlginç olan nokta, içlerinde sonraları solculuğa merak salacak olan İlhan Selçuk’un da bulunduğu göstericilerin ellerinde Türk bayraklarının yanı sıra Atatürk ve İnönü’nün resimlerini de taşımasıydı. 


Kalabalık dönüp İstanbul Valiliğinin önüne geldiğinde bu defa CHP’li vali Lütfi Kırdar ve Cumhuriyet Halk Partisi lehine tezahüratta bulunacak ve gösteri burada sona erecekti. 

Dahası, Sıkıyönetim Komutanlığı emrinde görev yapan Kâzım Alöç öyle bir iş yapmıştır ki, baskında Tan gazetesi matbaasını yıkan, yağmalayan kışkırtılmış gruplar yerine gazetenin sahipleri olan Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel ile yazar Cami Baykurt’u “hükümetin manevi şahsiyetini tahkir” suçlamasıyla tutuklamış ve bu isimlerin soruşturmasını yürütmüştür.


Yıllar sonra Başbakan olan Adnan Menderes TBMM’de bu feci olayı hatırlatacak ve 

Daha dün işlerine gelmeyen yayınları durdurmak için İstanbul’un göbeğinde matbaaları yakıp yıkan CHP değil miydi?” 

diye bu eylemin CHP’nin ezelden beri süregelen entrikalarının bir parçası olduğunu kamuoyuna hatırlatacaktı.

*

Aradan yıllar, yıllar geçti. 

Türkiye çok partili hayata intikal etmiş, köprülerin altından nice sular akmıştı. 

Aynı Kâzım Alöç pişman olmuş olsa gerek ki 13 Nisan 1967 tarihli Yeni Gazete’ye ifşaatında Tan gazetesi ve matbaasına yapılan baskın ve tahribatın bizzat CHP örgütü tarafından düzenlendiğini söyleyecekti. 

Gazetedeki manşet tam da Aziz Nesin’in öfkeli bildirisinde dediklerini doğrular mahiyetteydi:

Ey Türk faşisti!


Birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makinelerini ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli, gazeteleri çamurlara serip üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir.”

Bir itiraf da Aziz Nesin’den:

Nümayişçilere (göstericilere) CHP Müfettişi Alaaddin Tiritoğlu sigara ikram ediyordu.”

Doğruları korkmadan dile getirebilen nadir akademisyenlerden olan Prof. Dr. Cemil Koçak Tarihin Buğulu Aynası adlı kitabında solun dönekliği ile ilgili olarak İlhan Selçuk üzerinden aşağıdaki keskin satırları yazacaktır:

Tan’ın yıkımına önce basın kampanyasıyla başlanılmış, saldırıya tahrik ve teşvik, basınca yönlendirilmiş, kampanyanın eylemle sonuçlanmasından sonra da, bu kez saldırıya uğrayanların bir kez daha linç edilmesine sıra gelmişti. Bu metodun tarihe gömüldüğünü kim iddia edebilir ki? Tan’ı yerle bir edenler arasında bulunan İlhan Selçuk yıllar sonra Cumhuriyet’in başına geçtiğinde, gökkubbeyi o gün başlarına yıktığı Zekeriya Sertel ile yakınlık kuracak ve Cumhuriyet “solcu” gazete olarak geçmişteki bu yayınlarını unutarak, hem eski sola ve hem de zamanın soluna sahip çıkacaktır.”

12 Temmuz 1951 günü Nazım Hikmet’in resmini okurları yüzüne rahatça tükürebilsin diye bastığını yazan Cumhuriyet gazetesi de 1960’ların ortalarında aynı döneklik stratejisiyle en ‘böyük’ Nazımcı kesilmemiş miydi mi?

CHP’nin vukuatı saymakla bitmez. 

Hem geçmişe doğru, hem de geleceğe doğru uzayan bir zincirdir bu: Suç ve şiddet zinciri.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23