Kelimelerimiz azaldıkça dünyamız daralıyor!

23 Şubat 2019 Cumartesi

Garip bir hayat tarzımız var: Bazen “eğri” ile “doğru” öylesine birbirine karışıyor ki, zamanla “eğri”yi “doğru”, “anormal”i “normal” gibi görmeye başlıyoruz!

Mesela televizyonların evlendirme programları “normal” değildi, ama bize “normalmiş gibi” geliyordu… 

O tür programlarda kullanılan yapay dil ve üslup son derece tiksindiriciydi, şimdi onların yerine yayınlanan programlar da aynı…

Keza yemek programları: “Durmadan yiyiniz” telkini yerine geçen bu programlardan hemen sonra, nasıl kilo vereceğimizi anlatan programlar yayınlanıyor. Bunlar da bize “normalmiş gibi” geliyor.

Oysa şişmanlattıktan sonra zayıflatmanın neresi “normal”?

Televizyoncuların umurunda değil. Sadece ceplerine giren reklam paralarına bakıyorlar.

 Kültüre birkaç dakikayı çok gören kafa yapısı envaı çeşit gereksizliğe, çelişkiye saatler harcıyor. “Bu ne birader?” diye kimse sormuyor. Onlar dayıyor, biz merakla seyrediyoruz.

İşin bir de “Türkçe katliamı” cephesi var: Spikerler 300 kelime ile konuşuyor. Osmanlıca her kelimede telâffuz yanlış, vurgu yanlış: Ekranları cehalet götürüyor.

Türkçe düpedüz ekranlar arasında katledilirken, biz koltuklarımızdan gülümseyerek seyrediyoruz. Yani suça iştirak halindeyiz…

Önce bu konuda birkaç söz etmek lâzım…

“Dil” (lisan) deyip geçmeyelim: Harfler, kelimeler, telâffuz ve hatta notalar (mûsıkide) toplumun karakteristik özelliğidir…

Ya da şöyle diyelim: Dil, alfabe, mûsıki ve mimari bir milletin toplumsal karakterinin dışavurumudur…

Bunlar sair sanatlarla bütünlenip bir “estetik yapı” oluştururlar.

Meselâ Lâtin Alfabesi’ndeki harflerin yapısı, sivri ve köşeli kuleler serpiştiren Batı mimarisine uygundur...

Osmanlı’nın estetik anlayışı da tabiatıyla bir bütündür: Mimarisini yazısından, müziğini minyatüründen, ebrusunu çeşmibülbülünden ayıramazsınız.

Itri’nin bestesi (özellikle de tekbir), Süleymani’yenin kubbesine, ikisi birden sülus yazısına, üçü birden Fuzuli’nin “Su Kasidesi”ne (edebiyata), dördü birden ecdadın resim sanatına (minyatürde perspektif yok diyenler, uzağı da yakın gören yüreklerin perspektifini kavrayamayanlardır), minyatürdeki “tüm öncelikçi”lik anlayışı, Hammâmîzade İsmail Dede Efendi’nin sultaniyegâh bestesine ve hepsi birden Kur’an’ın insanı merkez alıp hayatı onun etrafında örgütleyen estetik anlayışına ne kadar da yakışıyor.

Tanzimat öncesinden başlayarak gelen Batılılaşma süreci işte bu ahengi bozdu. Tümün parçaları olan alfabemizden, mimarimizden, musikimizden, kısacası geleneksel sanatımızdan vazgeçmekle, sadece birkaç şeyden vazgeçmiş olmadık, muhteşem bir bütünlüğü de yok ettik... 

Sonra da tuttuk Fuzuli kalitesinde şair, Sinan maharetinde mimar arayışına çıktık! Bulamazsınız. Yetişmez. Yetiştiremezsiniz. Bu kelime darlığıyla, bu dertsizlikle, bu vurdumduymazlıkla, her türlü estetik algıdan yoksun cehaletle olmaz.

Üçyüz kelimeden ibaret “sözcük” dağarcığıyla “edebiyat”, “hikmet”ten ve “irfan”dan mahrum eğitimle “sanat” yapılamaz.

“Hikmet”siz, “irfan”sız ve “kâmus”suz eğitimle ancak “kavga” edilir. 

Biz de zaten kavga edip duruyoruz! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Miray Miray 29 gün önce
    Osmanlıcayı yani eski Türkçemizi öğrenip nesillerimizede öğretmemiz gerekiyor artık özümüze,dönmemiz için çok gayret etmek lazım,ve lakin hiç bir şey zor ama imkansız değildir,Allah hiç bir zaman kullarına kaldıramayacağı yükü yüklememiştir,ayeti kerimede ne buyuruyor Rabbimiz şüphesiz her zorlukla bir kolaylık vardır,ve yine her zorlukla bir kolaylık vardır ayetini düşünerek önümüze çıkan zorluklara ardından kolaylık geleceğini unutmamak lazım,çok sabır çok şükür ve çok tefekkür bizleri mutluluğa huzura götürür.Allahın elçisi bile İslam dinini anlatırken,müşrikler tarafından hele en yakını Amcası olan Ebu cehil cahillerin babası tarafından ne tür sıkıntılara maruz kaldı,ve İslam dini bu zamana bizlere kadar ulaştı çok şükür lakin bizler o kadar çok rahat ve tembeliz ki İslam dini ve İslam ahlakını yaşayıp hayatımıza tatbik edip uygulamaktan etrafımızada yaşatmaktan,bi haber olduk,bizlere şu dört sual sorulacak:ömrünü nerede geçirdin,bedenini nerede yıprattın bildiğin ile ne amel ettin,ve malını nerede kazanıp nereye harcadın Allahım akıbetimizi hayr eyle ömrümüzü boşa geçirenlerden değil senin razı olduğun senin isteğin hallerde geçirmeyi nasip eyle doğruluktan ayırma bizlere iki dünya da da utanacağımız işler yapmaktan muhafaza eyle Amin...
  • FerhatFerhat29 gün önce
    Artik coca cola icen hamburger yiyen, kot pantolonun hafif yirtik lewis olan, bir seye sasirdigimizda wow diyen, sevgili hayati yasayan ve flört edip sonra evlenen, sütyan ve külot ile kadinlarimiza kizlarimiza modaa gösterisine cikaran, bolca faiz ödeyip faiz ile yasamimizi pekistiren, islami sadece ritualler den ibaretmis gibiliberal sisteme göre yorumlayan benligini kaybetmis insanlar olmusuz. Eskiden kabristanlar merhum bu dünyadan göcen insanlarimiz ile dolz idi. Simdilerde hertarafta ruhunu yitirmis ayakta les ler ile kayniyor. Neryecelinizi atsaniz necaset ve pislik akiyor malesef.
  • AHMEDAHMED29 gün önce
    kaleminize sağlık Hocam. Kriptolar, Sabatayistler yorumlarından hemen belli oluyor. Beyni çok güzel yıkanmış kişiler,dilimizdenArapçayı atalım diyorlar. ama utanmadan: İngilizce , Çince öğrenelim diyebiliyorlar. İngilizceye , başka dillerden girmiş binlerce kelime var. Amaİngilizler"bu kelimeleri atalım diye düşünmüyorlar. Bu kelimeler artık bizim. Ve bizim zenginliğimiz" diye düşünüyorlar. Ama bizdeki beyni yıkanmışlar Türkçemizi yozlaştırmak, zayıflatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Anamızın - babamızın, atalarımızın kullandığı kelimelerden utanıyorlar ve atalım gitsin diyorlar. Bizim halkımı" ev, misafir, şart, korkmak, hatıra, hatırlamak, imkan" kelimelerini kullanıyor hiç çekinmeden.
  • nostaljinostalji29 gün önce
    r 300 kelime ile konuşuyor. Osmanlıca her kelimede telâffuz yanlış, vurgu yanlış: Ekranları cehalet götürüyorSpikerler Osmanlıca ve Arapça kelimeleri tamamen dilden atmalı ,Burası Türkiye ve herkes TÜRKÇE kelime kullanmalı. 2inci . Dil deöğrenmeli dünya diliİNGİLİZCE veya ÇİNCegeri kalan dillere ne gerek var?
  • De.de De.de 29 gün önce
    Bu gunler bile aranacak Ne zaman uyanac muslumanlar basda diyanet, ilahiyat ,imamalar,seyh gecinenler Yarin ahirette hesap var uyanin Sufyanin taylasanlri ahiretten korkun
  • görkemgörkem29 gün önce
    Muhterem,Matbaanin Türkiyeye 270 sene gec gelisindeki sebepleri VE bunun sonuclarini / neticelerini bir türlü anlatmiyorsunuz - irdelemiyorsunuz? Neydi bunun esbab-i mucibesi?.. O arada Frenkler / kafirler neler yapti, neler basardi da Osmanlilar savaslarda kaybetmeye basladi ve CÖKTÜ!.. Biraz bahsedin ya-huuuu :) (Ulu Önder'e binlerce kez minnet ve $ükran.. Ruhu $ad olsun.. amin..)
  • şenay doğan şenay doğan 1 ay önce
    karun da salebe de bir masal bir kabus değil apaçık bir hakikat ve kimsenin yolu karunluğa salebeliğe de kapalı değil kimse ben helal paramla allahın mubahlarından dilediğimce istifade ederim deyip ucuz edebiyata kaçmasın dünya ahireti ve zikri kovar çünkü insanın kapasitesi hepsini birden taşıyabilecek durumda değildir insanlar dünya sevgisinin bir hastalık bir ifsad olduğunun farkına varır ve allah kapısında dermanını dilerlerse allahın nusreti de gelecektir inşallah allaha emanet ol
  • şenay doğan şenay doğan 1 ay önce
    eğer insanda bu bilinç oluşursa mücadele edeceği bir nefsi kalır sürekli rabbinden selamet dileyerek nefsini de allahın nusretiyle aşıp selamete erer ben bu hususta yasini tavsiye ediyorum hangi aklı evvelin muhteşem zekasının ürünü bilmiyorum islam aleminde müslüman dünya nimetlerinin en güzel en çağdaş en kalitelisine sahip olmalıdır ki insanlar arasında saygınlığı olsun diye bir zihniyet dolaşıyor peygamber efendimiz dünya nimetleri varlığını ifsad edecek fıtratta biri milydi allah ona bile kafirlere verdiğim dünyalıklara sakın gözünü dikme buyuruyor habibullah için durum buysa bizler dünyalık konusundaki cesaretimizi nereden alıyoruz ki
  • şenay doğan şenay doğan 1 ay önce
    dünya insanın varlığını meşgul ettiği oranda ahiret ve zikir o oranda insanın varlığını terkeder sınırlı kapasiteden ötürü kendine yer bulamaz ahiret ve zikir insanın varlığını terkederse şeytan ona yoldaş olur ve onun herşeyini bozar ve ifsad eder sonuç dünya ve ahirette hüsrandır insanların önce bunu bir idrak etmesi lazım ki çaresini arasın hasta olduğunun bilincine varsın ki dermanını arasın
  • şenay doğanşenay doğan1 ay önce
    yavuz abi dünkü yazına yorum yapacaktım aşırı yorgundum yapamadım bu yorum dünkü yazın içindir dünyaperestlik çaresi olmayan bir dert değil ama insanların bazı şeyleri idrak edebilmesi gerekiyor önce insan varlığının son derece sınırlı olduğunun farkında olmadı insan oğlunun kapasiseti allahın bütün mevcudatını taşıyabilecek güçte değil insanın varlığını birşey meşgul ederse başka şeylere yer bırakmaz bir şey insanın varlığına girerse başka şeyler onun varlığını terkeder çünkü kapasite bu kadar o yüzden insan allahın mevcudatında bir öem sıralaması yapmak zorundadır
  • Mehmet AliMehmet Ali1 ay önce
    Doğru. Nasıl düşündüğün Dil ve Kelime hazinen ve derinliğine bağlı.
  • EflalEflal1 ay önce
    Kelime dağarcımızı da iğdeleştirdiler. Bir kişiye hakaret edilirken bile dilde 2 cümle salak manyak! Güzel bir konuya değinmişsiniz Yavuz hocam,kaleminize sağlık

Günün Özeti