İki hitap ve düşündürdükleri; Müslümanların yeniden Müslümanlaşmaları!
İki hitap ve düşündürdükleri; Müslümanların yeniden Müslümanlaşmaları!
YAŞAR DEĞİRMENCİ
Her dönemde Din-Dil ve Tarih şuuruna sahip olmalıyız. Uydurulan ve “Yalan Söyleyen Tarih”ten de kurtulmalıyız. “Mâzi-Hâl-İstikbâl” istikâmetini de kaybetmemeliyiz. Tarihçi olmamız da gerekmez. İnsanlığın insanca bir dünyaya kavuşabilmesinin formülü bizde ama biz bizde değiliz. Adalet, hakkaniyet ve merhamet gibi insanlığın ekmek kadar su kadar ihtiyaç hissettiği medeniyetin kurucu ve koruyucu eşsiz ilkelerini hep taşımış bir milletiz. İnsanlığın sürüklendiği kaostan, çıkmaz sokaktan çıkışının en güzel formülünü taşıyan bir milletin çocukları olduğumuz da unutturuldu. Bu duygularla yazımı yazarken “Gönül Dostları Meclisi”mizdeki arkadaşlar Mehmet Görmez hocamızın bir iki dakikalık konuşmasını paylaştı, yazımda sizlerle paylaşacağım. Bir de Yusuf Kaplan hocamızın konferansından dikkat çektiği, ikaz ettiği bazı hususları.
*“2015 yılında Üsküp’te Mustafa Paşa Camii’nin tamiratı bitmiş, yeniden açılışı vardı. Açılışında bulundum. Açılışında Batı Avrupa ülkelerinin, Amerika’nın bütün büyükelçileri vardı. Kürsü, arkamıza Mustafa Paşa Camisini almıştı. Büyükelçilere hitaben dedim ki: ‘Sayın Büyükelçiler, caminin kitabesine bakar mısınız? Ve caminin kitabesindeki tarihe lütfen dikkat eder misiniz?’ Hepsi başını kaldırdı. Kitabedeki tarih; 1492. Dedim ki: ‘1492 size neyi hatırlatıyor?’ Aslında bu caminin taşları size hitaben diyor ki: ‘Ey Avrupa’nın, Amerika’nın Büyükelçileri, şunu bilin ki ben burada yapıldığımda siz Amerika’yı keşfetmemiştiniz.’ Çünkü Amerika 1492’de keşfedildi biliyorsunuz.
‘Ben burada yapıldığımda siz bugün Gazze’deki katliamları yapan Yahudilerin tamamını Avrupa’dan kovdunuz ve onlar sığınacak tek yer buldular; o da gelip Müslümanlara sığındılar.’ Hakikaten tarihi tersyüz ederek bu nefreti, bu düşmanlığı insanların kalbinde inşa ederek, katliamlara götürecek derecede insanları kötülüğe sevk eden amiller üzerinde insanlık olarak topyekûn durmalıyız.
Belçika’nın Leuven Üniversitesi’nde uluslararası toplantıdayız. Tiran’da bir Ortodoks kilisesi var. Ortodoks kilisesinin başındaki profesör, buraya kadar sakalıyla, önde yanımda oturuyordu. Kulağıma eğildi, ‘Siz Türk müsünüz?’ dedi. ‘Evet’ dedim. ‘Bir itirafta bulunayım mı?’ dedi. ‘Buyrun, estağfurullah, nedir?’ dedim. ‘Aslında’ dedi, ‘biz Balkanlardaki varlığımızı sizin atalarınıza borçluyuz. Eğer Osmanlı isteseydi, sultanın fermanına ihtiyaç yoktu, bir valinin kararnamesiyle bizim dilimiz de yok olurdu, dinimiz de yok olurdu. Hatta Osmanlı bizi korumasaydı Katolikler bizi tamamen yok ederdi. Biz dilimizi de dinimizi de aslında sizin atalarınıza borçluyuz’ dedi. Bir şey daha ifade etti, ben bilmiyordum: ‘Pek çok kilisemizi Osmanlı devlet bütçesinden yaptı’ dedi. ‘Osmanlı’nın devlet bütçesiyle yapılan kiliseleri biliyorum ben Balkanlarda’ dedi. Ben hayretler içerisinde dinliyordum. Dedim ki: ‘Biraz sonra ben oturum başkanıyım, siz konuşmacısınız. Bunları salona ifade edebilir misiniz?’ dedim. Leuven Üniversitesi bir Katolik üniversitesi biliyorsunuz. ‘Lütfen bu aramızda kalsın, ben onu orada söyleyemem’ dedi.
Bence de nefretin kaynağına inerek tarihi nasıl yalana dönüştürdüklerini, hakikati nasıl tersyüz ettiklerini, dini nasıl kullandıklarını keşfedip bilimsel olarak yüzlerine vurmak gerekiyor. Burada bilim adamlarına da büyük görevler düşüyor.”
…Türkiye’nin her anlamda güçlenmesi, direnç noktalarını pekiştirmesi, bölgenin stratejik haritalarını 100 sene sonra çizmeye başlaması, en çok küresel sistemin Soğuk Savaş’la birlikte asıl kurucusu İsrail’in “kudurmasına”, kâbuslar görmesine yetti.
O yüzden Türkiye bir adım attıkça İsrail bunu bin adım olarak hissetti ve korkmaya başladı. Açıklama üstüne açıklama yaptı İsrail yetkilileri. İnsanlıktan nasibini almamış bakanları, ruhsuz adamları sürekli olarak “bundan sonraki hedefimiz Türkiye’dir” şeklinde açıklamalar yaptılar açık açık!
…Dün, bin yıl Haçlılarla Sünnîler savaştı; şimdi Şia’yı bunun için öne çıkarıyorlar. Her açıdan. Şia’yı büyüterek Türkiye’yi vuracaklar orta vadede (40-50 yıl içinde)!
O yüzden şimdi Şia’yı hem kahraman hem mağdur yaparak bayraklaştırıyorlar!
Haçlılarla tarih boyunca Sünnîler savaştı, bunun bir daha tekerrür etmemesi için Osmanlı’nın durdurulması ve hilafetin bitirilmesiyle birlikte Sünniliğin çökertilmesi gerekiyordu: Sünnîliğin hem tarihten uzaklaştırılması hem de Müslümanların İslâm’dan uzaklaştırılması sağlanmalıydı. İşte bütün bunların gerçekleştirilmesi için Türkiye’nin kuşatılması ve durdurulması, bunun için de er ya da geç Türkiye’nin vurulması hesapları yapılıyor.
Amaç: Türkiye ile Türk cumhuriyetlerinin arasını bozmak!
…Rum yönetimi bütün Türk cumhuriyetlerinde elçilik açtı, tabii ki İsrail’in kışkırtmasıyla ve 12 milyar dolar gibi pespaye bir para karşılığında! Bütün bu işlerin gerisinde Türkiye’nin İsrail tarafından AB üzerinden ve Türk cumhuriyetleri ile kuşatılması projesi var.
Nice umutlarla, vaatlerle, beklentilerle kurulan Türk Devletleri Teşkilatı’nın da aslında hiçbir işe yaramayan; hatta varlığıyla, Müslümanlara sanki bir şey yapıyorlarmış izlenimi vererek gerçekte zarar vermekten başka işe yarar bir işlevi olmayan İslâm İşbirliği Teşkilatı gibi köksüz, dayanaksız ve konjonktürlere göre icat edilmiş uyduruk bir teşkilat olduğu anlaşıldı!
…Çağımızın en büyük Batılı tarihçileri: “Türkler, tarihin kayıp çocuklarıdır” diye boşuna demedi, değil mi? Batılıları korkutan şey: “Dünyanın Müslümanlaşması” tehlikesi!
O yüzden Batılılar; İslâm’ı hayattan uzaklaştırmaya çalışıyorlar.
Tarihte Müslümanların, diğer dinlere ve kültürlere mensup toplumlarla birlikte barış, adalet ve hukuk düzeni içinde yaşama ve yaşatma tecrübesine sahip mevcut tek din İslâm olduğunu biliyorlar. Bugün, İslâm dünyası, bağımsız değildir; sömürgecilerin ürünü, eseri ve esiri olan bir dünyadır. Batılıların sömürgecilik ve emperyalizm saldırılarından sonra dünyayı getirdikleri yer tam bir cehennem. Bu cehennemden çıkışı Müslümanların Gazze’de ortaya koydukları direnişte görüldüğü üzere sadece Müslümanlar gerçekleştirebilir. İslâm’ın önü açıldı ama Müslümanları yok. Bunun için Müslümanların yeniden Müslümanlaşmaları gerekiyor.