• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Süleyman Gülek
Süleyman Gülek
TÜM YAZILARI

Zamanın değerini anlamak

19 Mayıs 2026
A


Süleyman Gülek İletişim:

Zamanın değerini anlamak

SÜLEYMAN GÜLEK

Zaman, Bir Ömürlük Sermayedir

Zaman sözlükte devir, çağ, mevsim, ay, hafta, gün, saat, uzun veya kısa olan vakit demektir. İnsan hayatı, aslında zamandan ibarettir. Her doğan gün, ömür sermayemizden eksilen bir parçadır. Bu yönüyle zaman; ne satın alınabilen ne de geri getirilebilen en değerli nimettir. İnsanın sahip olduğu mal, mülk, makam ve imkânlar kaybedildiğinde telafi edilebilir; fakat kaybedilen zaman asla geri dönmez. Bu yüzden zaman, sadece bir ölçü birimi değil, hayatın ta kendisidir. Günümüz insanı, zamanın hızla akıp gittiğinden şikâyet eder; fakat çoğu zaman bu hızın farkında olarak yaşamaz. Saatler ekran başında, günler gaflet içinde, yıllar ise fark edilmeden geçip gider. Oysa zaman, doğru kullanıldığında insanı yücelten; israf edildiğinde ise pişmanlığa sürükleyen bir emanettir.

İnsana verilen en büyük nimetlerden biri zamandır. Hayat dediğimiz yolculuk, aslında saniyelerin, dakikaların ve anların toplamından ibarettir. Ancak çoğu zaman insan, elindeki bu büyük sermayenin kıymetini fark edemez. Oysa zaman, geri döndürülmesi mümkün olmayan tek hazinedir. Kaybedilen mal telafi edilebilir, unutulan bilgi yeniden öğrenilebilir; fakat geçen zaman asla geri getirilemez. Bu yüzden İslam, zamanın kıymetine dikkat çekmiş; insanı her anını bilinçli ve sorumluluk bilinciyle yaşamaya davet etmiştir.


Hayatımızın en değerli sermayesi, en büyük nimeti ve aynı zamanda en büyük imtihanı nedir? Cevap çok nettir: Zaman. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah, zamana yemin ederek başlar bir sureye ve insanoğlunun büyük bir hüsran içinde olduğunu haber verir. “Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (Asr, 103/1-3)

Bu kısa fakat derin anlamlar taşıyan sure, insanın zaman karşısındaki durumunu net bir şekilde ortaya koyar: Zamanını doğru değerlendirmeyen herkes kayıptadır. Ancak imanla, güzel amellerle ve hak üzere yaşamakla bu kayıptan kurtulmak mümkündür. Bir başka ayette ise insanın ömrünü nasıl geçirdiğiyle yüzleşeceği şöyle ifade edilir: “Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmez halde çıkardı; size işitme, görme ve kalpler verdi ki şükredesiniz.” (Nahl, 16/78) Bu ayet, insanın sahip olduğu her nimetin ve özellikle zamanın bir şükür vesilesi olduğunu hatırlatır.  Çünkü zamanın önemini ve değerini bilmek gerekir.


Zaman, Allah’ın Bir Nimeti ve Hesap Vesilesidir


İslam’da zaman, boş bir akış değildir. O, Allah’ın yarattığı, düzenlediği ve bizim için bir imtihan aracı kıldığı ilahi bir lütuftur. Kur’an’da pek çok ayette zamana, geceye, gündüze, fecre ve asra yemin edilir. Bu yeminler, zamanın kıymetini bize hatırlatır. Nitekim Allah Teâlâ buyurur: “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk, 67/2) Bu ayet, zamanın aslında bir imtihan olduğunu açıkça ortaya koyar. Her an, ya kazanç ya da kayıp hanesine yazılmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de zamanın değerine sıkça dikkat çekmiştir. Bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlarda aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.”(Buhârî, Rikâk, 1) Bu hadis, zamanın çoğu insan tarafından nasıl israf edildiğini açıkça ifade etmektedir. İnsan, boş zamanın değerini genellikle onu kaybettikten sonra anlar. Bir başka hadis-i şerifte ise insanın kıyamet günü hesaba çekileceği konular arasında zamanın özel bir yeri olduğu belirtilir: “Kıyamet günü insan beş şeyden hesaba çekilmedikçe bırakılmayacaktır. Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp, nerede harcadığından, bildikleriyle amel edip etmediğinden sorulacaktır.” (Tirmidhi, Kıyamet, 1) 


Bu hadis, zamanın özellikle gençlik döneminin ne kadar değerli olduğunu vurgular. Yaşanılan her gün, yaşlılığa atılan bir adım olsa da, insanın duyguları, gençlik çağını sanki hiç bitmeyecekmiş zanneder. Bu zan yüzünden, gençliğin o güzel yılları, oyun ve eğlenceye, boş ve faydasız şeylere sarf edilir. Bunun adı da “hayatını yaşamak” sanılır. Bişr-i Hafi şöyle der: “Dün geçti, yarın var mı? Gençliğe de güvenme, ölen hep ihtiyar mı?” Gençlerimizin imanlı, ahlaklı, tutarlı, dürüst, iyi niyetli, ailesine, milletine ve insanlığa faydalı kişiler olması için gereken özen gösterilmelidir.


Zaman: Geri Dönüşü Olmayan Bir Fırsattır 

Zamanın en önemli özelliği, geri döndürülemez oluşudur. Dün geçti, yarın ise henüz gelmedi. İnsan sadece içinde bulunduğu “an”a sahiptir. Bu gerçek, zamanın ne kadar kıymetli olduğunu açıkça ortaya koyar. Bir insanın hayatındaki en büyük kayıplardan biri, zamanını boşa harcamasıdır. Çünkü zaman; bilgiye, başarıya, olgunluğa ve maneviyata dönüşebilecek bir potansiyel taşır. Bu potansiyel değerlendirildiğinde insan yükselir; ihmal edildiğinde ise yerinde sayar, hatta geriler. Nice insanlar vardır ki, gençliklerini boş işlerle tüketmiş, yıllar sonra ise “Keşke zamanımı daha iyi değerlendirseydim” diyerek pişmanlık duymuştur. Bu pişmanlık, zamanın kıymetinin çoğu zaman gösterir.

Zaman, insana verilmiş bir emanet ve aynı zamanda bir sorumluluktur. İnsan, bu emaneti nasıl kullandığından dolayı ahirette hesaba çekilecektir. Bu bilinç, zaman kullanımını rastgele olmaktan çıkarır ve bilinçli bir hâle getirir.  Bu sebeple her işimizi dünya ve ahiret saadetimiz için planlı ve düzenli yapmalı, vaktimizi israf etmemeliyiz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23