• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Süleyman Gülek
Süleyman Gülek
TÜM YAZILARI

Dijital çağda aileyi korumak

20 Ocak 2026
A


Süleyman Gülek İletişim:

Dijital çağda aileyi korumak

SÜLEYMAN GÜLEK

İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde değişim bu kadar hızlı, etki bu kadar derin olmamıştı. Dijital çağ, hayatı kolaylaştıran imkânlarıyla birlikte aile yapısını zorlayan yeni sınamalar da getirdi. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve çevrim içi içerikler; bilgiye erişimi hızlandırırken, aile içi iletişimi zayıflatabilecek bir gürültüye de dönüşebiliyor. Bugün aileyi korumak, sadece ekonomik veya fiziksel şartları değil; dijital alışkanlıkları, ekran sürelerini ve sanal dünyayla kurulan ilişkiyi de kapsayan bir bilinç gerektiriyor.

Eskiden aile denildiğinde; aynı sofrada toplanmak, yüz yüze konuşmak, sevinci ve hüznü paylaşmak anlaşılırdı. Bugün ise aynı evin içinde, hatta aynı odada bulunup farklı dünyalarda yaşayan bireyler manzarasıyla sıkça karşılaşıyoruz. Anne-baba telefonda, çocuk tablette, genç sosyal medyadaFizikî yakınlık var; fakat duygusal mesafe her geçen gün artıyor. Bu sessiz kopuş, aile bağlarını içten içe zayıflatıyor.


Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Sorun teknoloji değildir. Asıl sorun, teknolojinin ölçüsüz ve denetimsiz kullanımıdır. Dijital araçlar hayatın merkezine yerleştirildiğinde; aile, değer aktaran bir kurum olmaktan çıkarak, aynı çatıyı paylaşan bireylerin geçici durağına dönüşebiliyor. Oysa aile; karakterin şekillendiği, ahlâkın öğretildiği ve insanın hayata tutunduğu en sağlam limandır.

Dijital Yorgunluk ve Aile İçi İletişim


Sürekli bildirimlere maruz kalan zihinler, dinlemeyi unutuyor. Ekran karşısında geçirilen uzun saatler, aile içi sohbetleri yüzeyselleştiriyor. Gün içinde yaşananlar anlatılmıyor, duygular paylaşılmıyor, sorular cevapsız kalıyor. Bu durum özellikle çocuklar için büyük bir risk barındırıyor. 


Kendini aile içinde ifade edemeyen çocuk, çareyi sanal dünyada arıyor; beğenilerle, sanal onaylarla değer görmeye çalışıyor. Oysa hiçbir dijital platform, bir annenin şefkatli bakışının, bir babanın güven veren sözlerinin yerini tutamaz. Aile içinde kurulan sağlıklı iletişim, çocuğu ve genci dijital dünyanın savrulmalarına karşı koruyan en güçlü kalkandır.


Rol Model Olmadan Kural Olmaz

Dijital çağın en büyük çelişkilerinden biri şudur: Ebeveynler çocuklara ekranı yasaklarken, kendileri ekrandan başını kaldıramaz. Oysa çocuklar söylenene değil, görünen davranışa bakar. Ailede teknoloji kullanımı konusunda örnek olunmadıkça, koyulan kuralların karşılığı olmaz.

Bu nedenle dijital bilinç, önce anne-babadan başlamalıdır. Telefonsuz geçirilen zamanlar, kitap okuma alışkanlığı, birlikte yapılan etkinlikler; çocuklara farkında olmadan güçlü mesajlar verir. “Biz birlikteyiz” duygusu, sanal cazibelerin önüne geçer.



Ekransız Zamanlar, Güçlü Bağlar

Dijital çağda aileyi korumanın en etkili yollarından biri, bilinçli sınırlar koymaktır. Sofra başında, misafirlikte, aile sohbetlerinde ekranlardan uzak durmak; küçük ama etkili adımlardır. Bu anlar, aile olmanın ruhunu yeniden canlandırır.

Ailece yapılan yürüyüşler, oyunlar, kitap okuma saatleri, birlikte yapılan ibadetler; hem ruhu dinlendirir hem de kalpleri yakınlaştırır. Bu paylaşımlar, çocuklara ve gençlere “yalnız değilsin” mesajını verir. Böyle bir ortamda yetişen bireyler, sanal dünyanın yapay mutluluklarına daha az ihtiyaç duyar.


Dijital İçerikler ve Değer Erozyonu

Dijital platformlar masum değildir; her içerik bir mesaj taşır. Tüketim kültürü, haz odaklı yaşam, mahremiyetin sıradanlaşması ve bireyciliğin yüceltilmesi; özellikle genç zihinleri etkisi altına almaktadır. Aile, bu noktada değer süzgeci görevini üstlenmelidir. Edep, sorumluluk, saygı, merhamet ve ölçülülük; sadece sözle değil, yaşanarak aktarılmalıdır.

 Çocuğun eline verilen cihaz kadar, kalbine bırakılan iz de önemlidir. Ahlâkî pusulası sağlam olan birey, dijital rüzgârlarda savrulmaz.



Yasaklamak Değil, Konuşmak

Dijital dünyayı tamamen yasaklamak gerçekçi değildir. Asıl ihtiyaç olan şey, konuşabilen aileler olmaktır. Çocukların ve gençlerin karşılaştıkları içerikleri çekinmeden anlatabildiği, sorularını rahatça sorabildiği bir aile ortamı; riskleri en aza indirir. Yargılamadan dinlemek, suçlamadan rehberlik etmek; aileyi güvenli bir liman hâline getirir. Böyle bir ailede yetişen birey, yanlışla karşılaştığında saklamaz; paylaşır ve destek alır.


Sonuç: Aileyi Korumak, İnsanı Korumaktır

Aile, insanın ilk sığınağıdır; sevginin, güvenin ve değerlerin öğrenildiği en önemli okuldur. Dijital çağda aileyi korumak, geçmişe dönmek değil; geleceği bilinçle inşa etmektir. Teknolojiyi hayatın efendisi değil, hizmetkârı hâline getiren aileler; hem çocuklarını hem de toplumu korumuş olur. Ekranı merkeze alan değil, insanı merkeze alan bir anlayış; aileyi ayakta tutar. Çünkü güçlü aileler, güçlü bireyler; güçlü bireyler ise sağlıklı toplumlar demektir. Aileyi korumak, aslında insanlığın istikbalini korumaktır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23