Muktedir Türkiye olabilmek
Artık sadece iç gelişmeleri değil, Türkiye’nin bölgesinde ve küresel ölçekte aldığı pozisyonları anlamlandırmak için de “Yeni Türkiye” kavramını kullanmak gerekmektedir. Bu “Yeni Türkiye” hem içeride hem bölgesinde ve hem de küresel ölçekte ilişkilerinde normalleşme mücaadelesi veren bir ülkedir.
“Normalleşme” diyorum zira yaşanan durumu en iyi izah eden kelime kanaatime göre budur. Çünkü normal bir ülke statüsünden çıkartılmış, uydu bir ülke statüsüne razı edilmişti. Türkiye aleyhine ama müttefik denilen ülkelerin lehine kurulan ilişkiler ağına mecbur bırakılmıştı.
Kendi halkıyla kavgalı bir ülke geçmişimizi hatırlayalım; halkını “Batılılaşma” putuna kurban veren ve bu uğurda her türlü yerel değerlere savaş açan, toplumun etnik zenginliğini tehdit gören, kendi halkına karşı katı, bölgesinde pasif ve uydu bir Türkiye.. Yani kendisi olamayan şizofrenik bir ülke..
Son yıllardaki demokratikleşme paketleriyle halk ve toplum arasındaki gerginliğe, vesayet sistemine önemli ölçüde son veren ve ülkeyi her geçen gün daha fazla normalleştiren bir hükümet var iktidarda. Bu normalleşme içte yaşandığı gibi dış ilişkilerde de yaşanmaktadır. Bu da başta İsrail olmak üzere birçok bölge ülkesini ve küresel hegemonları rahatsız etmektedir.
Dış ilişkilerde normalleşmek demek, kendi maslahatlarının icabını yapmak, başka bir ülke hesabına kılıç kuşanmamak, beynelmilel ilişkilerde eşit statüyü esas almak ve ait olduğu medeniyet havzasının değerlerine yabancı düşmemek demektir. “Dünya 5’ten büyüktür” diyen Türkiye bu yolda güzel mesafeler katetmektedir.
Son günlerde içte ve dışta MİT Müsteşarı Hakan Fidan aleyhine başlatılan itibarsızlaştırma ve hedef gösterme kampanyasını bu zeminde okumak gerek. Daha önce bunu Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan için de yaptılar. Çünkü bağımsız ve ülkesinin maslahatlarının gereğine göre hareket eden normal bir ülke istihbarat müsteşarı istemiyorlar onlar. Özellikle de İsrail ve ABD.
MİT’in İsrail ve ABD’nin ülke içinde uzantısı gibi çalışmayı reddetme iradesi göstermesi ve en önemlisi de onların değil halkın seçtiği sivil hükümetin emrinde olması onları harekete geçirmiştir.
Onlar Eski Türkiye’yi geri istiyorlar. Oysa o Türkiye’nin dünyada esâmisi okunmazdı. Türkiye’de büyük bir felâket yahut askerî bir darbe, ülke genelinde bir seçim falan yaşanmadığında kesinlikle dünya gündemine giremez, küresel medyada haber olmazdı. Ama bugün dünya gündemine sık giren bir ülkedir Türkiye. Özgül ağırlığı arttıkça da menfî veya müsbet daha fazla gündem oluşturacaktır kuşkusuz.
İkinci dil kültürü olmayan ve dolayısıyla dış basını takip etme fırsatı yakalayamayan vatandaşlarımız bunun pek farkında değiller.
Meselâ ABD yönetimi ve Avrupa’nın Türkiye’nin bir Çin şirketiyle füze anlaşması imzalama kararına büyük tepki vermesi hâdisesi. Türkiye’nin yeni dönemde dünya gündemine gelmesine vesile olan bu ve benzeri gelişmeleri alt alta yazdığınızda, ortaya, Türkiye’nin bağımsız bir aktör olmak için attığı hamlelerin meydana getirdiği rahatsızlığın olduğunu göreceksiniz.
Uluslararası ilişkilerde normalleşmek dediğim şey de budur. Başkalarının her türlü operasyonlarına açık bir ülke olmamak ve bağımsız bir ülke gibi siyaset gütmek. Türkiye henüz tarih tecrübesine paralel kendi içinde ve dış ilişkilerde tam iktidar olmasa da bunun için kararlı adımlar atmaktadır. Bunu istemeyenler de Hakan Fidan üzerinden Türkiye’ye karşı operasyon yapmaktalar. Çıkartılan gürültünün özü budur.
“Normalleşme” diyorum zira yaşanan durumu en iyi izah eden kelime kanaatime göre budur. Çünkü normal bir ülke statüsünden çıkartılmış, uydu bir ülke statüsüne razı edilmişti. Türkiye aleyhine ama müttefik denilen ülkelerin lehine kurulan ilişkiler ağına mecbur bırakılmıştı.
Kendi halkıyla kavgalı bir ülke geçmişimizi hatırlayalım; halkını “Batılılaşma” putuna kurban veren ve bu uğurda her türlü yerel değerlere savaş açan, toplumun etnik zenginliğini tehdit gören, kendi halkına karşı katı, bölgesinde pasif ve uydu bir Türkiye.. Yani kendisi olamayan şizofrenik bir ülke..
Son yıllardaki demokratikleşme paketleriyle halk ve toplum arasındaki gerginliğe, vesayet sistemine önemli ölçüde son veren ve ülkeyi her geçen gün daha fazla normalleştiren bir hükümet var iktidarda. Bu normalleşme içte yaşandığı gibi dış ilişkilerde de yaşanmaktadır. Bu da başta İsrail olmak üzere birçok bölge ülkesini ve küresel hegemonları rahatsız etmektedir.
Dış ilişkilerde normalleşmek demek, kendi maslahatlarının icabını yapmak, başka bir ülke hesabına kılıç kuşanmamak, beynelmilel ilişkilerde eşit statüyü esas almak ve ait olduğu medeniyet havzasının değerlerine yabancı düşmemek demektir. “Dünya 5’ten büyüktür” diyen Türkiye bu yolda güzel mesafeler katetmektedir.
Son günlerde içte ve dışta MİT Müsteşarı Hakan Fidan aleyhine başlatılan itibarsızlaştırma ve hedef gösterme kampanyasını bu zeminde okumak gerek. Daha önce bunu Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan için de yaptılar. Çünkü bağımsız ve ülkesinin maslahatlarının gereğine göre hareket eden normal bir ülke istihbarat müsteşarı istemiyorlar onlar. Özellikle de İsrail ve ABD.
MİT’in İsrail ve ABD’nin ülke içinde uzantısı gibi çalışmayı reddetme iradesi göstermesi ve en önemlisi de onların değil halkın seçtiği sivil hükümetin emrinde olması onları harekete geçirmiştir.
Onlar Eski Türkiye’yi geri istiyorlar. Oysa o Türkiye’nin dünyada esâmisi okunmazdı. Türkiye’de büyük bir felâket yahut askerî bir darbe, ülke genelinde bir seçim falan yaşanmadığında kesinlikle dünya gündemine giremez, küresel medyada haber olmazdı. Ama bugün dünya gündemine sık giren bir ülkedir Türkiye. Özgül ağırlığı arttıkça da menfî veya müsbet daha fazla gündem oluşturacaktır kuşkusuz.
İkinci dil kültürü olmayan ve dolayısıyla dış basını takip etme fırsatı yakalayamayan vatandaşlarımız bunun pek farkında değiller.
Meselâ ABD yönetimi ve Avrupa’nın Türkiye’nin bir Çin şirketiyle füze anlaşması imzalama kararına büyük tepki vermesi hâdisesi. Türkiye’nin yeni dönemde dünya gündemine gelmesine vesile olan bu ve benzeri gelişmeleri alt alta yazdığınızda, ortaya, Türkiye’nin bağımsız bir aktör olmak için attığı hamlelerin meydana getirdiği rahatsızlığın olduğunu göreceksiniz.
Uluslararası ilişkilerde normalleşmek dediğim şey de budur. Başkalarının her türlü operasyonlarına açık bir ülke olmamak ve bağımsız bir ülke gibi siyaset gütmek. Türkiye henüz tarih tecrübesine paralel kendi içinde ve dış ilişkilerde tam iktidar olmasa da bunun için kararlı adımlar atmaktadır. Bunu istemeyenler de Hakan Fidan üzerinden Türkiye’ye karşı operasyon yapmaktalar. Çıkartılan gürültünün özü budur.


