• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Arseven
Serdar Arseven
TÜM YAZILARI

“Numan Kurtulmuş’tan tarihi itiraf”mış!..

01 Haziran 2016
A


Serdar Arseven İletişim: [email protected]

“Bizimkiler” bunlar için “hain” diyor, ben katılmıyorum.

Hainliğin de bir “felsefesi” vardır, bunlarınki resmen “kafayı sıyırmışlık” hâli!..

E tabii…

Ben bunlardan biri olacağım da bir imam hatiplinin, “sıradan” bir esnaf çocuğunun, engelleri aşa aşa Türkiye’nin birinci devlet başkanı olma  noktasına gelmesine tahammül edebileceğim..

Ne mümkün!..

Ben bu “tek parti” zihniyetini çok iyi bilirim.

İçlerinde büyüdüm de ondan bilirim.

Bizde Kastamonululara “ayı” derlerdi, kapıcılar birer “ayı” idi, Kürtlere “kıro” denirdi, “yalanım varsa Arap olayım” sözü meşhurdu, aşağı tabakadan birileri “yalı”ya bayramlaşmaya gelecek olsa, bahçede bekletilirlerdi…

Bahçede birer şeker verilirdi ellerine, “Yallah!”

Yukarısı yasak!..

“Bunlara yüz verdin mi tepene çıkar!”

Kapıcıların geceleri gündüzleri yoktu, her işe koşarlardı.

Kapıcımız Mehmet Efendi, bin türlü güçlüğe, hakarete göğüs gererek büyüttü çocuklarını, okuttu, tıpta ve mühendislikte.

Yıllar sonra gördüm kendisini; kapıcılık  döneminden nefret ediyor, en çok da bedavaya kömür taşımak ve bedavaya duvar boyamak zoruna gidermiş.

Mehmet Efendi bugün dükkân sahibi…

Hayırlı işler, kazancın bereketli olsun, Allah bu tek parti zihniyetinin eline bir daha düşürmesin Mehmet Efendi.

Hatırlayın üzerinden 20 yıl bile geçmedi; zamanın Kan Merkezi Başkanı, “Başörtülünün kanı pistir, dolayısıyla başörtülülerden kan bağışı kabul etmiyoruz!” diyecek kadar ileri gitmişti.

Bunlar için yerli ve milli olan her şey kötü idi ve Fransızca tutulmuş bir bakkal defteri bile “kutsal kitap” hükmünde idi.

Böyle böyle hor gördüler milleti…

Millet de tuttu ve elindeki yegâne imkânla “sandık yoluyla” bunları her defasında yerle bir etti.

Başkanlık sistemi  olduğunda, ya da partili cumhurbaşkanlığı sisteminde iyice bitecekler!

Bir “statüko” taktiğiydi; içerideki güçleri “kuvvetler ayrımı” prensibini abartılı biçimde dayatarak birbirlerine düşürürsün…

Aralarındaki bağları kopartır ve buradan çıkacak krizlerden istifade ederek ülkeyi istediğin gibi yönetirsin!..

Sayın Erdoğan ise “Birlik ve Beraberlik” ruhunu, bütün devlete hâkim kılmaya çalışıyor.

Genelkurmay Başkanı da bizim, Yargıtay Başkanı da…

Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan, kuvvetler ayrımı bir yere kadar, kimse “ülke menfaatlerine” aykırı işler yapmaz.

“Tek parti”  zihniyeti bundan rahatsız olmasın da kim olsun?

Başbakan’a omuz atan küfürbaz generallere alışmış bunlar, böyle bir model istiyorlar, yeni 28 Şubatlar istiyorlar!

Efendim; neymiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yargıtay Başkanı İsmail Cirit arasında gayet samimi sohbetler geçmiş…

Niye geçmesin, Cumhurbaşkanı nâzik adamdır, edepli adamdır, ne yani “Anayasa kitapçığı” mı fırlatacaktı Başkan’ın kafasına!..

Edepsizlik mi yapacaktı!..

Efendim…

Başbakan Yardımcısı Sayın Numan Kurtulmuş’un bu konuya ilişkin bir soruya cevap verirken kullandığı ifadeleri öyle saptırmışlar ki…

Yani bu hainlikle filan açıklanamaz resmen kafayı sıyırmışlıkla açıklanabilir.

Adamlar, “Tarihi itiraf, Hükümet sözcüsü yargı kurumlarının Saray’a bağlı olduğunu açıkladı!” diyor…

Neymiş itiraf; “Türkiye’de yargı bağımsız değil!”

İsterseniz, Sayın Kurtulmuş tam olarak, kelimesi kelimesine ne demiş, bu kısmı olduğu gibi yansıtayım…

Bu sözlerden “Tarihi İtiraf” sonucunu çıkartanların ruh halleri hakkındaki değerlendirmelerimin yerinde olup olmadığına siz karar verin.

Buyrun, o bölüm:

-Değerli arkadaşlar,

İşin niçin bu kadar siyasallaştırıldığını anlamak mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti’nde yargı, kurum ve kuruluşları da nihayetinde son olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en üst makamı olan Cumhurbaşkanlığı makamına bağlıdır. Kaldı ki bu insanlar, yargı mensupları, yüksek yargı mensupları başkanları, herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanı çağırdığı zaman bir toplantıya katılırlar, Cumhurbaşkanı onların toplantılarına katılır, onların toplantılarına başkanlık edebilir. Herhangi bir şekilde yargı başkanlarının, Cumhurbaşkanımızın bulunduğu bir toplantıya katılması ya da Cumhurbaşkanımızla sivil bir ortamda herhangi bir şekilde bir münasebetin içerisinde bulunması hiçbir şekilde yadırganacak bir husus değildir. Cumhurbaşkanı, ne bu toplantılarda onların yargı faaliyetlerine müdahale etmiştir ne de bu insanlar cumhurbaşkanımızla birlikte diyelim ki bir çay bahçesinde, çay toplama faaliyetlerine katıldıkları zaman yargı bağımsızlıklarını ihlal etmişlerdir. Son derece normal, son derece insani bir durum vardır. Son derece de açık bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı bütün yargı kurumlarının, diğer bütün kamu kurum ve kuruluşlarının hepsinin başında onları gözeten onların faaliyetlerini bir şekilde kontrol eden, onların faaliyetlerinin içerisinde bulunan birisidir. Devletin en üst makamıdır. Yargıya bir müdahalede bulunmuyor. Yargının, herhangi bir yargılamasıyla ilgili şunu şöyle yapın demiyor. Herhangi bir mahkeme toplantısına katılmıyor. Bunu bu şekilde anlamanın yanlış olduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla ortada yargı bağımsızlığını ihlal eden bir mesele yoktur. Ve bunun bu kadar çok siyaseten büyütülmesini doğru bulmam.”

Nokta! 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23