• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Arseven
Serdar Arseven
TÜM YAZILARI

Kim dövdürdü?..

09 Ekim 2015
A


Serdar Arseven İletişim: [email protected]

Çok önemli bir ziyaret… Laflarken konu oraya geldi: “Oğlan”ı kim dövdürdü?..

Rahmetli Mahir Kaynak, “Kimin işine yarıyorsa o yaptırtmıştır!” derdi.

Merhum’un değerlendirmesini, “çok önemli bir kaynak”ın söyledikleriyle de birleştirince

“Oğlan”ıdövdüreni tahmin ettim!..

Neyse…

İşbu yönden derinleştirilsin ey “Devlet”; zavallı “oğlan”ı kimin dövdürttüğü bulunsun.

Milli İstihbarat Teşkilatı’mız bu işe iyice dalsın lütfen.

Bu “oğlan”ı kim “dövdürttüyse” ortaya çıkartsın.

“PKK”, “çete-mete” işin maskesi; “para için dövdüler” de kılıf ki, ne kılıf!

Bu işin “KÖK”ü, nerede, “fikri” kim verdi…

Dayak olayı, “KİM”e yarasın ve “hangi soruşturmanın derinleştirilmesi engellensin” diye tertiplendi?..

Olmayacaklar belli…

Ben şuna eminim:

 -Bu oğlan kendisini dövdürtmek için adam tutmuş olamaz! 

-Tarzı bu değil!..

Öte yandan…

“Reis yaptırdı” filan diyen de, “namussuzun, şerefsizin” önde gidenidir.

“Reis” kim,oğlan” kim…

“Oğlan”ın saldırması “Reis”in işine geliyor üstelik!..

Yazan güvenilirse yazılan yıpranır, aksi durumda yazılana artı yazar!..

Bu “oğlan” övdüğüne kaybettirir, saldırdığına kazandırır.

Evet…

En çok kimin işine yarıyorsa, o yaptırmıştır!..

Az biraz düşün.

Göreceksin!..

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Basına saldırı filan…

“İri gazete”nin camı çatladı, “oğlan”ın burnu kırıldı.

Bunlar, bugüne kadar bizim yaşadıklarımız yanında bal-şerbet!..

Bizim başımıza gelenlerin binde birini kitapta toplasak, tuğla ebadında olur.

O kadar yani…

Bomba, keleş baskın, iftira, tezgâh… Davalar, davalar…

“Rahşan Affı” vesilesiyle kurtuluşlar, ohooo neler yaşadık,  ağzımızdan süzülene kızılcık şerbeti dedik!..

Dert bizim dert, kime ne!..

Hamama giren terler, çile “delikanlıya” yakışır, gözyaşları gövdeye!..

Biz ne günlerden geçtik, ne namussuzluklara muhatap olduk, “Hakkımızı helal etmiyoruz” dedik diye “Bunlar dinci değil kinci” manşetini attı herifler…

Bu yüzden mahkûm olduk, “Hakkımızı helal etmeme hakkımız” bile yoktu bir zamanlar!..

Teröristlerini göndertti, “çete”leri kullandı, üstelik de bunu açıkça yazdı!..

Dedi ki,  “Ey Hasan (Karakaya), bu iftirayı biz tertipledik. Aklını başına alırsın artık!”

Onlar yaptı, biz böyle yapmayız.

Basın özgürlüğünü savunuruz. 

Biz, suç oluşturmayan, namussuzluk, şerefsizlik içermeyen her türlü yayının yapılmasından yanayız.

Bugün de basın- medya hiç olmadığı kadar özgür.

Hiçbir Avrupa ülkesinde yok bu özgürlük, ABD’de yok, hiçbir yerde yok.

Oralarda…

Bırakın Devlet Başkanı’na iftiralarla, hakaretlerle, alçakça saldırmayı, sokaktaki “polis”e yan gözle bakamazsınız.

Adamı kabak gibi oyarlar!..

Bizdeki gazeteci kılıklı namussuzlar, hainler, PKK-DHKP-C terör örgütünü açıktan desteklemekte özgür!..

ABD’de, mesela “IŞİD”i hafiften destekler bir yazı kaleme al da gör başına geleni!..

Gözünü oyarlar adamın!..

“Teröre destek” gazetecilik faaliyetinden sayılmaz, paralelci gazeteci değildir; paralelciden gazeteci olmaz, hortumcuya köpeklik yapanlar gazeteci değildir, onlarınki gazetecilik olmadığından, onlara yönelik tavırlar basın özgürlüğünün ihlali anlamına gelmez.

Akit’in köşe yazarı ve dahi “birim şefi” olarak, bu konuda gayet rahatım.

Sayın Erdoğan hakkında hem de en “tartışılmaz” olduğu günlerde ne yazılar kaleme aldım.

Bu yazılar hakkında konuştuğumuzda da, fikrimin, kanaatimin hakkını sonuna kadar savundum.

Gazetem; “Niye böyle yapıyorsun” demedi hiç, Sayın Erdoğan “hukukumu” ihlale teşebbüs niteliğinde bir tavır içinde olmadı, iması bile sözkonusu değil.

Sadece, “Serdar, bugün yine bana hücum etmişsin” çerçeveli “serzenişlerde” bulundu gülümseyerek…

Ben de fikrimi savundum, gülümseyerek.

Mesele, özgürlük değil.

Sayın Erdoğan’ı da istediğin gibi eleştirebilir, istediğin kadar tepki gösterebilirsin…

“Namussuzluk” yapma yeter!..

Cumhurbaşkanına hakaret, iftira namussuzluktur!..

Teröre destek namussuzluktur!..

Devletin yanlışlarına tepki göstermek görevdir, devlete iftira atmak ise, namussuzluktur!..

Devran değişti, artık karşımızda icabında söverek, tehdit ederek iş yaptırabildiğiniz bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakan yok.

Teşviklerden Sorumlu Devlet Bakanı’na telefon açıp, ‘İlle ananıza avradınıza küfür etmek mi lazım” diyordunuz, işlerinizi böyle hallediyordunuz…

O dönemler bitti!..

Alışacaksınız!

Bu devletin paralel yapıya, hortumcu 28 Şubat medyasına, bunlarla organize hareket eden terör örgütüne teslim olacağını zannedenin aklına şaşar, aklını alırım!..

Tezgâhlarınızı da alıp gideceksiniz!

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23