Mübarek Yolculuk
Mübarek Yolculuk
YAŞAR DEĞİRMENCİ
Hacca layık şükür, hacca layık sabır, hacca layık kanaat yolculuğu.
Hac mevsimindeyiz. Bugünler, hacı adaylarının heyecan basamaklarını tırmandıkları günler. Mübarek yolculuk bu! Hacca layık şükür, hacca layık sabır, hacca layık kanaat yolculuğu. Tatlı bir telaş var her hacı adayının evinde. Kolay değil. “Mahşerin provasına” çıkacak. İhramını kefeni bilecek, geride bıraktıklarını Allah’a emanet edecek ve Hz. İbrahim’in binlerce yıl öteden gelen davetine koşacak. Yeryüzünün göbeğine, insanlığın ilk misafirhanesine, dünyanın ilk mabedine yürüyecek. Hz. İbrahim’in, Hz. Hacer’in, Hz. İsmail’in, Hz. Muhammed’in kokusunun peşine düşecek. Arafat’ta marifete erip Adem gibi “adam” olacak. Meş’ari’l-Haram’da (Müzdelife) şuura erecek. Mina’da, içindeki ve dışındaki şeytanlarla savaşmak için atış talimi yapacak. Kurban kesip Hz. İbrahim ve İsmail’in teslimiyetini örnek alacak. Dahası, İsmail’i almayıp üstüne bir de İshak’ı bahşeden Allah’ın cömertliğine bakıp, “Eğer Allah isterse, almak için istemez, vermek için ister” diyecek ve Allah için verme yarışına girecek. İşte böyle bereketli bir yolculuk hac yolculuğu. Kim için? Tabii ki her giden için değil. Eğer işin şuurunda değilse kişi, değil gitmek, Kâbe’nin avlusunda yaşayıp ölse hiçbir şey fark etmez. Unutmayın, Ebu Cehil’in evi Kâbe’ye Allah Rasulü’nün evinden yakındı. Gidip “acı” olmak da var, gidip “hacı” olmak da. Daha yolculuğun başında böyle bir karar alan hacı efendi, hayırlı bir hacı olma yolunda karar veriyor demektir. Çünkü Peygamber
Efendimiz hayırlı hacıyı tarif ederken buyurur ki:
- “Allah, kimin hayırlı hacı olmasını dilerse ona kendi kusurunu görme duygusu nasip eyler.”
Evet, kendi kusurunu görmeye karar vermek, Allah’ın hayırlı kulu olmaya talip olmak demektedir. Ne var ki, insanın kendi kusurunu görmeye talip olması yazıldığı, konuşulduğu kadar kolay olmamaktadır. Zira insan hep kendi nefsini savunmakta, başkalarının kusuruyla meşgul olmayı rahatlatıcı bulmaktadır.
Tüm unvanlarını, statülerini, afrasını, tafrasını bırakır. Bütün elbiselerinden soyunur gibi dünyayı soyunur. “Rahmeti” bir ihram gibi kuşanır. İşte şu tavsiyeler, onlar için:
*Hac yoluna çıkarken, Allah’ın size emanet ettiklerini Allah’a emanet etmeyi öğreniniz. Gözünüz arkada kalmasın, yoksa bu, emanet ettiğinizin emaneti koruyacağından şüphe duyduğunuz anlamına gelir. Gözünüz, gönlünüz gibi Kâbe’ye dönük olsun.
*Hac yolu, bir mahşer yürüyüşüdür. Mahşere çıkarken mide cilalanmaz. Kalp ve kafa hazırlanır. Hacı adayı, mutlaka haccın ruhunu aktaran eserlerle kendisini hazırlamalı. Haccın ruhunu kavramalı. Nereye gittiğini bilmeli. Nafileleri artırarak kalbini hazırlamalı.
*Hacı adayı, ihramını kefeni bilmeli. Nefsini öldürüp kendini yeniden doğurmak için yola çıkmalı. Mahşere yürürken, gözü ve gönlü dünyalıklarda takılı kalmamalı. Ömrünün muhasebesini baştan sona yapmalı ve yarım kalmış hesapları kapatmalı. Kırgınlıklara nokta koymalı. Küskünlüklere son vermeli. Kırdığı gönülleri almalı. Yıktığı kalpleri yapmalı. Üzerinde hakkı olanların hakkını vermeli.
*Hacı adayı, yoldan önce yol arkadaşını iyi seçmeli. Yoldan çıkaran da yola sokan da yoldaştır, bilmeli. Kendisi gibi yolcu olanların hukukunu gözetmeli. Sefer, insanın içini dışına döker. Tüm maskeler yolculukta düşer. Kişi gerçek karakteriyle yolculukta görünür.
*Hac boyunca, başkalarına eziyet vererek sevap kazanacağını sanmamalı. Nafile ibadet sevabı alacağım diye, haram işlememeli. Hacda “cidal” haramdır. Cidal, başkalarıyla takışmak, çekişmek, kırmak, gücendirmektir.
*Hacı, “otomatik ibadet motoru” olmak yerine, şu sayıda umre yaptım diye övünmek yerine, mukaddes mekanların kokusunu alacak, Peygamberlerin ayak izini görecek, Rasulullah’ın sesini duyacak bir kalbe sahip olmak için gayret etmeli.
*Kâbe’den fazla çarşı pazarı tavaf etmek, Kâbe’ye karşı ayıptır. Milletin evi takke, tesbih ve seccade doldu. İsraftan başka bir şey olmayan bu tür hediyelerin yerini, okuyanı diriltici bir hacca ikna edecek kitaplar almalı.
*Hac, terk ederek başlar. Haccın ilk öğrettiği şey budur. Çünkü hiç kimse terk etmeden bulamaz. Ayrılmadan kavuşamaz. Mahrum olmadan nail olamaz. Sırt dönmeden yüz çeviremez. Değere kavuşmak için fiyat terk edilir. Büyüğe kavuşmak için küçük terk edilir. Sevaba kavuşmak için günah terk edilir. Yüceye kavuşmak için alçak terk edilir. Kâbe'ye kavuşmak için sıla terk edilir. İçe kavuşmak için dışa veda edilir. Haccın ikinci öğrettiği şey emanet etme, güvenme ahlakıdır. Geride bıraktıklarını Hâfız olan Allah'a emanet eder ve arkana bakmazsın. Hem emanet edip hem arkasına bakan, güvenmiyor demektir.
*Hac, İslâm ümmetinin genel kongresidir. Orada baş dilinden öte kalp dili konuşulur. Siyahın beyazdan, Arab’ın Acem’den, Türk’ün Kürt’ten farkı yoktur. Bir selam, bir tebessüm, bir ikram, bir yer gösterme, kalp diliyle konuşmaktır.
*Hac, kulun Allah’la sözleşme yenilemesidir. Hacı, Allah’la yaptığı bu sözleşmenin farkında olmalıdır. O zaman hac, kişinin imanına şahit olur.
*İnternet, akıllı telefon medya bağımlılığı bırakılmalı, çekim için uğraşmamalı, ona vakit ayırmamalı, asıl çekimin kaydın melekler tarafından yapıldığı unutulmamalı.
Gidenlerin haccı, şimdiden mübarek olsun. Gidemeyenlere Allah kapılar açsın!
Rabbimden, tüm hacı adaylarının mebrur ve makbul bir hac yapmış olarak sağlıkla ülkelerine ve ailelerine dönmelerini diliyorum.