• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Uluslararası sularda hukuk değil korsanlık hüküm sürüyor

01 Mayıs 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Uluslararası sularda hukuk değil korsanlık hüküm sürüyor

AHMET VAROL

Siyonist işgal korsanları bu kez, Gazze’deki ablukayı kırmak için harekete geçen gönüllü aktivistlere henüz Filistin sınırlarından çok uzakta oldukları sırada, Yunanistan’ın Girit adası civarında saldırdı, bazı gemileri ve aktivistleri rehin aldılar.

Bilindiği üzere uluslararası sularda yapılan bu türden saldırılara korsanlık deniyor. Yani bize özel değil hukuk diliyle yapılan bir isimlendirme.

Biz siyonist işgal rejiminin, “meşru bir devlet” değil bir tür eşkıya çetesinin oluşturduğu yapı olduğunu zaten yıllardan beri söylüyoruz. Ama bugün küresel düzeyde bir uluslararası hukukun geçerli olduğunun iddia edilmesine rağmen böyle bir eşkıya çetesi uluslararası sularda böyle bir korsanlık gerçekleştirirken hiçbir şekilde sorguya çekilmeyeceğinden ve hesap vermek zorunda kalmayacağından kendini son derece emin görebiliyor.


Bu durum karşısında fiili olarak uluslararası platformda gerçekte hukukun hüküm sürdüğünden söz etmemiz mümkün olabilir mi? Öyle olsaydı siyonist katillerin de böyle bir korsanlık karşısında hukukun kendilerinin yakalarına yapışacağından biraz olsun endişe etmeleri gerekirdi. Öyleyse bugün kağıt üzerindeki anlaşmalar, yazılı metinler, bildirimler ve ültimatomlar uygulamada karşılık bulmuyor; bulsa da çifte standartçı. Sadece küresel emperyalist güçler tarafından himaye edilmeyen zayıf unsurlara uygulanıyor; emperyalizmin himayesindeki korsanlar ise “dokunulmazlık” hakkına sahip gibi bütün sorgulama ve yargılamalardan muaf tutuluyor.


Demek ki dünyada adalet değil, güçlülerin talimatlarıyla hareket eden ve sadece zayıflara karşı yetkilerini kullanabilen bir yargı sistemi var. Bu da zulmün, adaletsizliğin ve hukuksuzluğun küreselleşmesi anlamına gelir.


Gazze’de ateşkesin şartlarını yerine getirmeyerek insanlık dışı ablukayı uygulamaya devam eden siyonist canavarlara karşı insanlığın sesi olmaya çalışan onur aktivistlerinin gemilerine uluslararası sularda baskın düzenlemek, hem kendilerini hem de araçlarını rehin almak siyonist korsanlar açısından hiç zor olmadı. Çünkü çağdaş emperyalist güçler onlara hem bu imkânı hem de cüreti verdi. Böylece siyonist katillerin Akdeniz’de, tıpkı Malta korsanları gibi terör estirmelerine fırsat verildi. Zaten o korsanlar da bu cüreti kendi güçlerinden değil arkalarında duran ve kendini güya “uluslararası toplum” diye yutturmaya çalışan emperyalist mekanizmadan alıyor.


Siyonist korsanların bu kez bu derece cüretkâr davranabilmelerinde ve Sumud Filosu’na daha Filistin kıyılarından epey uzakta bulunduğu sırada saldırabilmelerinde bundan önceki korsanlıkları karşısında uluslararası kurumların ve özellikle de BM’nin fiili olarak bir şey yapmamasının, hazırladığı raporların da uygulamada bir karşılık bulmamasının çok önemli payı var.

Bu durum uluslararası alanda hukukun değil korsanlığın hüküm sürdüğünü dolayısıyla mevcut yapıdan hukuku icra etmesini beklemenin bir yarar sağlamayacağını teyit etmektedir.

Bu durum karşısında küresel çapta bir sivilleşmeye, halkların haklarını ve özgürlüklerini savunan bir dayanışma gerçekleştirmeye ihtiyaç var. Bunu başarabilmek için de yılmadan ve yıpranmadan yola devam etmek gerekir.



Nasıl belli sınırlar içinde hüküm süren zulüm düzenine karşı ulusal başkaldırılar gerçekleştiriliyor ve yerine göre devrimler yapılıyorsa, aynı şekilde küresel alanda da böyle bir başkaldırıya ve bugün dünyaya hüküm süren küresel zulüm sistemine karşı daha kapsamlı örgütlenmeye, bu zulüm düzenini hizaya getirmek için baskı yapmaya ve hukukun hakim olması için güçleri birleştirmeye ihtiyaç var.

Bugün siyonist eşkıya düzeninin varlığını sürdürebilmesinin sebebi dünyaya onu himaye eden bir zulüm ve dikta rejiminin hükmediyor olmasıdır. BM ve ona bağlı kurumlar da bu rejimin meşrulaştırma araçlarıdır. BM’ye bağlı yargı kurumları da gerçekte adaleti ve hukuku icra etmek değil küresel dikta rejiminin uygulamalarını hukuk kılıfına sokmak amacıyla, adalete değil hakim sisteme hizmet için çalışmaktadır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23